Cixin Liu’nun "Üç Cisim Problemi" adlı romanı, bilimsel gelişmelerle toplumsal trajedilerin nasıl iç içe geçebileceğini gösteren çarpıcı bir eserdir. Roman, Çin’in Kültür Devrimi sırasında başlar. Fizik profesörü Ye Zhetai, “gerici” bilimsel görüşler savunduğu gerekçesiyle Kızıl Muhafızlar tarafından linç edilir. Kızı Ye Wenjie, bu olayın travmasıyla insanlığa olan inancını kaybeder. Ona göre bilim, artık insanı kurtaramaz. Bu karanlık ruh hali, onu Kızıl Sahil Üssü’nde Trisolaris adlı yabancı bir medeniyete sinyal göndermeye iter.
Kızıl Sahil Üssü başlangıçta bir savunma projesidir; ancak zamanla radyo astronomiye yönelir ve ilk teması sağlar. Trisolaris, üç güneşli dengesiz bir sistemde yer aldığından, iklimleri kaotiktir. Bu durum, Trisolarislilerin kuruma (dehidrasyon) gibi eşsiz hayatta kalma yöntemleri geliştirmelerine neden olmuştur. Trisolaris gezegeni, klasik Üç Cisim Probleminin fiziksel bir tezahürü gibidir.
Dünyada ise olaylar Wang Miao adlı bir nanomalzeme uzmanı üzerinden gelişir. Bilim insanları esrarengiz şekilde intihar etmekte, Wang’ın gözlerinde geri sayım belirerek onu gizli bir savaşa sürüklemektedir. Bu fenomenlerin ardında Sophonlar vardır: Trisolarisliler tarafından yaratılmış ve bir protonun katlanarak süperbilgisayara dönüştürülmüş halidir. Sophonlar, Dünya’daki fizik deneylerini sabote ederek bilimsel ilerlemeyi durdurur. Bu, Trisolaris’in istilaya hazırlık sürecidir.
Roman boyunca Üç Cisim isimli bir sanal gerçeklik oyunu da anlatının merkezindedir. Oyuncular, Trisolaris’in tarihini bu oyun aracılığıyla öğrenir: Konfüçyüs’ün ritüel düzen arayışından Mozi’nin evrenin mekanikliği fikrine kadar uzanan bilimsel paradigmalara tanıklık ederler. Oyunun amacı, bilimsel ilerlemenin kaotik koşullarda nasıl evrildiğini göstermektir.
Cixin Liu, sadece bilimkurgu değil, felsefi sorgulamalar da sunar. Ye Wenjie, insan doğasının kötücül olduğunu savunur ve kendi türünü dış müdahaleyle “dizginlemeye” çalışır. Ona göre “delilik karşısında akıl savunmasızdır.” Mike Evans gibi diğer karakterler, insanlığı Dünya’ya zarar veren bir tür olarak görüp “Pan-Türler Komünizmi” fikrini benimser: Tüm türlerin eşitliği adına insanlığın yok edilmesi gerektiğine inanırlar.
Roman, bilimin askeri ve stratejik kullanımlarına da değinir. Wang’ın geliştirdiği nanomalzeme, Trisolaris destekçilerine karşı yürütülen Guzheng Operasyonunda kullanılır. Panama Kanalı’nda geçen bu sahne, bilimin ölümcül bir silaha nasıl dönüşebileceğini gösterir.
Roman aynı zamanda, insanlığın inatçı hayatta kalma gücünü vurgular. Trisolarisliler insanları “böcek” olarak küçümserken, dedektif Da Shi bu benzetmeye karşı çıkar: “Çekirgeleri yok edemeyen insanlık, kendi türünü de küçümsememeli.” Bu söz, romanın umudunu simgeler.
Sonuç olarak, Üç Cisim Problemi, bilimsel kavramları, tarihsel travmaları ve insan doğasına dair karanlık soruları birleştiren güçlü bir anlatıdır. Hem teknolojik gelişimin sınırlarını hem de insanlığın varoluşsal krizlerini derinlemesine sorgular. Trisolaris tehdidi, insanlığın hem bilimle hem de kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini zorunlu kılar.