Bak güneş yine aynı hüzünle batıyor kaptan / Martılar da demir alıyor şimdi bizimle limandan / Haydi geçelim Kadıköy’den, Beşiktaş’tan, Galata’dan / Peşimizi mesken tutan dalgaların ardından / Kurtulalım deridimizden-tasamızdan, vicdanımızdan.
İşte yine birlikteyiz, üstelik pejmürdeyiz kaptan / Birlikte ayrılıyoruz bu akşamüstü Istanbul’dan / Karadeniz’den, Ege’den, Marmara’dan kaptan / Bilmem bir daha nerede görüşürüz ve ne zaman / Bir selamını yolla, her vira demirin ardından.
Üzerimize nasıl da saldırıyor rüzgar görüyor musun kaptan / Kin tutmuş o asi yeminiyle üstelik iskeleden, sancaktan / Her şeyden şimdi, kardeşten, anadan, babadan / Son bir söz duymaya dahi muktedir olamadan / kaçar gibiyiz peşimizi tutmuş o deli fırtınadan.
Ey bir limanı terk ederken, aklı bir diğerinde kalan kaptan / Geri döner dönmez özür dileyeceksin Istanbul’dan / Adımını attığında emin olacaksın vardığından / Menfi gayen kurtulmaksa içine düştüğün iptiladan / Öyleyse ziyadesinden fazla alacağın var demektir hayattan.
Vira Demir Kaptan!..