Bir kaçış rotası çiziyorum. Şimdiki zamanın haritasında, geleceğin yüklerinin geçmişinkilerden hafif olduğu diyarlar arıyorum. Rengârenk bir bisikletim olsaydı -ya da belki mavi- ve onu sürmeyi öğrenebilseydim, daracık patikalar dahi işimi görebilirdi. Gürültüyle sesin birbirinden ayırt edilebildiği, bir arada olmakla kalabalığın aynı şey olduğu, acayipliklerin sevildiği bir yere çevirirdim yönümü. Yolumu kaybetmek, kusurdan öte alışkanlığımdır. Bir kediden meraklı oluşumdan ya da en iyi öykülerin hiç bilmediğim yolların sonunda saklanmasından böyleyimdir belki, bilemiyorum. Durmadan kaybolmaktayım.