Bir varmış, bir yokmuş. Eski zamanlarda bir balıkçı yaşarmı. Balıkçı, sabahın tazeliği kadar genç, ayın 14’ü kadar yakışıklıymış. Balıkçının sevdalandığı, güzeller güzeli bir kız varmış. Lakin kız, balıkçıya hiç değer vermezmiş. Kız çevresindekilere "Kadın güzel olmalı, erkek yiğit, mert, güçlü ve kuvvetli olmalı" der, balıkçıyı aşağılarmış. Balıkçının peşinde onu seven, onunla evlenmek isteyen onlarca kız olmasına rağmen onun gönlü sevdiğinden başkasını görmezmiş. Sevgisine karşılık bulamayan balıkçı üzüntüden uyku uyuyamaz olmuş. Geceleri sandalında geçirmeye başlamış. Bir gece sandalında sırtüstü uzanmış yıldızları seyrederken sudan çıkan uçan bir balık sandala düşmüş. Altın gibi parlayan balık Balıkçı'nın ödünü patlamış. Üstüne üstük bir de konuşunca balıkçının gözleri faltaşı gibi açılmış...