Bu aydın gecede öyle mutluyum ki;
Sonsuz bir hazzın yatağında saadetin
Kaç kelime konuşulur bilmem, şamdanlar altında,
Aralık ağzından duyuyorum "uyuşuk" dediğini,
Ne kadar kucaklaştık, ne kadar değişti kollarımız.
Kimbilir kaç defa birleşti dudaklarımız.
"Sakın dönmesin Venüs'ün aydınlığı, karanlıklara,
Gözlerimle buluruz biz aşkı yoksa...
Helen'i çırılçıplak kaçırmadı mı Paris, Menelaus'un koynundan,
böyle bu hikâye, başlayıp biten.
Kaderlerimiz birleşirken, bir yanda aşkla dolduruyorduk
gözlerimizi
Özlenen bir gece geliyordu üstümüze,
Ve ışıklar diyorduk, bir daha dönmesin
Şaşarım aşkın çılgınlığını zamana bağlayanlara
sürüp gidecek güneş,
Toprak, buğday arpadan,
Sular yürüyecek çeşmelere
Balıklar kuru derelerde yüzecek
Yüceliği bilininceye değin aşkın.
Bakarsın kuruyan çiçeklerin yaprakları düşer.
Ve saplarından sepet örerler,
Bugün, geniş havasını alıyoruz aşkların
Yarın bizi de kapatacak kader.
Gerçi bütün sevgini veriyorsan da
Yine de az veriyorsun sayılır.
Bu acılarımı değiştirmem mümkün değil.
Onunla sona erecek ömrüm,
Ama böyle geceler yaşatsak da
Yıllar boyunca uzar gider yaşamam.
Birçok geceler sürsem böyle
Tanrı olurum ben de zaman içinde.