Korkudan yediğim lokma boğazımdan gitmeyecekse,
Her gece korkunç rüyalar saracaksa uykularımı,
Varsın her şey çığrından çıksın
Bu dünya da yıkılsın,
Öteki dünya da
İnsana rahat nefes aldırmayan kuruntularla,
Beynimizi bir işkence masasına çevirmektense
Ölüp rahat etmek daha iyi
Hayat dediğin ne ki?
Yürüyen bir gölge,
Bir zavallı kukla bu sahnede
Bir saat boy gösterip, boyun kırıp gidecek!
Bir daha da duyulmayacak artık sesi
Ama unutma ki, bu aşağılık dünyadasın
Çoğu zaman kötülüğü baş tacı edip,
İyiliği çılgınlık sayan dünyada
Niye korkunç düşünceler geçiyor kafamdan?
Tüylerim diken diken oluyor?
Kalbim hiç olmadık şekilde,
Güm güm kaburgalarıma vuruyor?
Hayalimizdeki korkular,
Gerçek korkulardan daha kötü
Benim söyleyeceklerim öyle sözler ki,
Issız çöllere gidip çığlık çığlık bağırmalı,
Tek insan kulağı duymasın diye...
Ey baş kaldıranlar,
İndirin başınızı!
Uyku yok artık!
Macbeth uykuyu öldürdü!
Evet, masum uykuyu,
Kaygılar yumağını çözen uykuyu,
Her günkü hayatın ölümünü
Yorgunlukları yıkayan suyu,
Yaralı canların merhemini
Yüzümüzü bir maske gibi takacağız yüreğimize, içindekini görmesinler diye
Gel ey gece,
Kirpikleri kavuşturan karanlık,
Bağla gözlerini yumuşak yürekli gündüzün
Gel!
Gidelim, en tatlı yüzümüzle
Boyayalım gözünü herkesin
Kalleş bir yüreği, kalleş bir yüz gizlesin
Yalancı bir yüreğin içindekini
Verdiğimiz kanlı dersi alan gelip, bize veriyor aldığı dersi
Doğruluğun şaşmaz eli bize sunuyor, içine zehir döktüğümüz kupayı
Ama onları sarhoş eden şarap, beni yüreklendirdi
Onların ateşini söndüren, benimkini körükledi
Dile getir duyduğun acıyı !
Dert sustu mu,
Yüreğe dolar için için, yıkar yüreği!
En büyük acılar gündelik kaygılara döndü
İnsanın düşündükleri
Gördüklerinden daha korkunç olurmuş meğer
Giyinip kuşandığın umut, sarhoş muydu yoksa ?
Neden korktuğumuzu bilmeden kuşkular içindeyiz?
Kudurmuş bir denizin ortasında
Sağa sola boşuna yalpa vurup,
Olduğumuz yerde sayar gibiyiz?
İnsan nasıl hem akıllı hem şaşkın,
Hem öfkeli, hem durgun olabilir ?
Nasıl hem candan bağlı, hem kayıtsız kalabilir ?
Var mı böyle insan?
O zaman insandın asıl,
Yapmaya yüreğin olduğu zaman
Daha ileri git şimdi,
Daha fazla insan olmak istiyorsan
Evet, insan diye geçersiniz listede
Zağarlar, tazılar, kurt, çakal bozmaları da köpek diye geçer
Ama iş değer sırasına geldi mi,
Köpeğin hantalı, çeviği, avcısı, bekçisi
Cömert tabiatın verdikleriyle ayrılır birbirinden
Özel bir ad alırlar köpek listesinde
İnsanlar için de böyledir
Bana söyleyin şimdi:
Sizin, aşağılık insan sıraları dışında
Kendinizin sayılacak bir yeriniz var mı yok mu?
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı,
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan
Kulaklarınız sakın küsmesin dilime,
Duyabilecekleri en acı sözleri söyledi diye
Ya gecenin zaferi bu,
Ya da gün utanıyor doğmaktan....
Yıldızlar, kapayın gözlerinizi!
Hiçbir ışık sızmasın
İçimdeki derin,
Karanlık isteklere.
Göz görmesin, elin ne yaptığını
Yine de olsun ama, olsun bu iş
Gözün bakamayacağı kadar korkunç da olsa
Geri dönmek de,
İleriye gitmek kadar zorlu olacak ne de olsa