Listen

Description

Anımsıyor musun o denizi ve makineleri?

Ve sintineleri yapışkan bir karanlıkla dolan?

Ve o yabanıl özlemi...

Anımsıyor musun? Var mıydı tek bir tayfa bakışları,

Oraya, mavi engine takılıp kalmayan  

Anımsıyor musun, nasıl yavaş yavaş sarıyordu bizi bulanık kuşkular?

Ve inanç nasıl yavaş yavaş yitiyordu iyiye, insanlara ve arzulara?

Anımsıyor musun, yaşam, nasıl birdenbire ve gösterişsiz ele geçirdi bizi...

Ve acıdan sıkıp dişlerimizi, geldik kendimize...

Ama geç kalmıştık!

Bağlıydık,

Tutsak edilmiştik bile...

Dar bir kafese tıkılmış, yabanıl hayvanlar gibi gözlerimiz parlıyordu hırsla

Parlıyordu merhamet dilenerek,

Nasıl da gençtik, gençtik nasıl da...

Ve sonra... gitgide...kinle ve acımasızca saplandı hasta yüreklerimize nefret

Kara bir kangren gibi, cüzzam gibi ve yayıldı ve zehirledi ruhumuzu

Fakat orada, göğün yükseklerinde, günbatımı saatinde titriyordu yine kanatları beyaz martıların

Ve gök, ışıklarla kaplanıyordu yine

Ve mavi mavi ışıldıyordu engin...

Ve yine, ufukta akşamları yitiyordu yelkenliler beyazımsı siste

ve sallanıyordu dalgaların üstünde direkler

Anımsıyor musun bütün bunları?

Ama kördük biz! Kör!

Biz yine de, iki kardeş gibi paylaşıyorduk seninle saman şilteyi

Ve şimdi sana anlatmak istiyorum nasıl dolu olduğumu inançla

ve güçle!

Şimdi YENİ BİR ŞEY var yardım eden bana yön veren karanlığına eski yanılgıların

Ve nefreti eriten göğsümde...

Kaynaştıran onu kutsal öfkesiyle

Ve yine geri dönüyor işte o özlem

Ve o sevinç; acının yerini alan

Ve denizin o kaygısız maviliği; rüzgârıyla tropikaların duygularımızı okşayan...

Oh, bilsen nasıl seviyorum bu hayatı!

Ve güneş yeniden parıldayacak canlandırıcı ışınlarıyla

Varsın yansın kanatlarım pervane gibi bu ışıkta

İlençlemeyeceğim onu

Yakınmayacağım da

Çünkü biliyorum ki, gün gelecek vurulup düşeceğim...

Fakat ölmek böyle bir zamanda, dünya, yıkayıp temizlediğinde üzerinden yüzyılların küfünü ve zehrini,

Milyonlar yeniden doğduğunda hayata,

Ölmek böyle bir zamanda,

en güzeli olacak türkülerin!