Listen

Description

Bütün gün ağladım aynada,

Penceremi ağaçların yeşil düşüne Açmıştı bahar

Gövdem sığmıyordu yalnızlığın kozasına

ve Kokusu kâğıtlardan örülmüş tacımın

Kaplamıştı gökyüzünü baştan başa O güneşsiz ülkenin

Yapamıyordum artık, yapamıyordum

Sokağın sesi bastırıyordu birden

ve kuşların ses,

Kayboluşunun sesi,

Şamatası çocukların,

İplerin ucunda yükselen Uçurtmaların dansı

Ve rüzgâr

Sevişmenin en derin ve karanlık anında esmeye başlayan rüzgâr, Zorluyordu

Kendi adıyla çağırıyordu yüreğimi çok eski çatlaklardan sızarak

Bütün gün gözlerimi diktim yaşamın gözlerine

O korkak ve kaygılı gözlere,

Bakışımdan kaçan,

Ve yalancılar gibi gizleniveren, Gözkapaklarının tehlikesiz sığınağına

Hangi tepe, hangi doruk?

Tümü dolambaçlı yolların Bir kavuşma noktası...

ve, son Bulmuyorlar mı o soğuk ve yok edici ağızda?

Ve ne derdiniz bana, ey yalın ve aldatıcı sözcükler?

Ne verdiniz tenin ve isteğin kaçışından başka?

Daha da yalancı olmaz mıydı?

Başıma koyduğum,

ve kokular saçan,

Kâğıttan yapılmış taçtan daha yalancı,

Saçlarıma iliştirdiğim bir çiçek?

Nasıl da tutuldum çölün ruhuna...

Ve uzaklaştırdı beni ayın büyüsü sürünün inançlarından

Nasıl büyüdü yüreğimin yarım kalmışlığı?

Tamamlayamadı bir türlü, hiç olan yarım öbür yarımı

Durdum nasıl ve gördüm kayıyor

Ayaklarımın altındaki toprak geçmiyor tenimin bomboş bekleyişine

Sıcaklığı tenimin

Hangi tepe, hangi doruk?

Koruyun beni ey kaygılı ışıklar,

Aydınlık evler,

Koruyun beni ey olgun kadınlar

Hangi tepe, hangi doruk?

Beni koruyun ey ateş dolu ocaklar, uğur boncukları

Koruyun beni ey tutkulu aşklar

Yadsıyarak yükseliyordu yoldan ayak seslerim

Daha büyüktü umutsuzluğum, sabırdan

Ve geçiyordu bahar, o yemyeşil düş Penceremden

Sesleniyordu yüreğime:

''Hiçbir zaman ilerlemedin sen!"

Sokağın sesi bastırıyordu birden

ve kuşların ses,

Kayboluşunun sesi,

Şamatası çocukların,

İplerin ucunda yükselen Uçurtmaların dansı

Ve rüzgâr

Sevişmenin en derin ve karanlık anında esmeye başlayan rüzgâr, Zorluyordu

Kendi adıyla çağırıyordu yüreğimi çok eski çatlaklardan sızarak

Bütün gün gözlerimi diktim yaşamın gözlerine

O korkak ve kaygılı gözlere,

Bakışımdan kaçan,

Ve yalancılar gibi gizleniveren, Gözkapaklarının tehlikesiz sığınağına

Hangi tepe, hangi doruk?

Tümü dolambaçlı yolların Bir kavuşma noktası...

ve, son Bulmuyorlar mı o soğuk ve yok edici ağızda?

Ve ne derdiniz bana, ey yalın ve aldatıcı sözcükler?

Ne verdiniz tenin ve isteğin kaçışından başka?

Daha da yalancı olmaz mıydı?

Başıma koyduğum,

ve kokular saçan,

Kâğıttan yapılmış taçtan daha yalancı,

Saçlarıma iliştirdiğim bir çiçek?

Nasıl da tutuldum çölün ruhuna...

Ve uzaklaştırdı beni ayın büyüsü sürünün inançlarından

Nasıl büyüdü yüreğimin yarım kalmışlığı?

Tamamlayamadı bir türlü, hiç olan yarım öbür yarımı

Durdum nasıl ve gördüm kayıyor

Ayaklarımın altındaki toprak geçmiyor tenimin bomboş bekleyişine

Sıcaklığı tenimin

Hangi tepe, hangi doruk?

Koruyun beni ey kaygılı ışıklar,

Aydınlık evler,

Koruyun beni ey olgun kadınlar

Hangi tepe, hangi doruk?

Beni koruyun ey ateş dolu ocaklar, uğur boncukları

Koruyun beni ey tutkulu aşklar

Yadsıyarak yükseliyordu yoldan ayak seslerim

Daha büyüktü umutsuzluğum, sabırdan

Ve geçiyordu bahar, o yemyeşil düş Penceremden

Sesleniyordu yüreğime:

''Hiçbir zaman ilerlemedin sen!"