I
güldüm, otuz iki dişim olduğunu gördüm.
güldüm, yirmi senenin hıncına,
bir şeylerin inancına,
ağlamak mı basiiit!
özlemek mi namuslu,
yitirmek mi sancılı,
dünden kalan her şey
ama her şey ölümlü.
peki ya ölmek,
beyazlar içinde çarşaflar
ya da doğum günü hediyesi ekose üst başlar,
kim bilir yalın ayak, başı kabak,
ele güne karşı çırıl çıplak ölmek,
utanarak.
dünle yaşarız bugün, yarınlar için.
ve her şey çok güzel olacak deriz
olması için.
dilemek,
fiillerin en türkçesi.
açık eder kendini arap bülbülü gibi.
dilemek,
olmayacağını bilerek
ya isyan ederek ya da şükrederek.
dilemek,
tanrıca kurulan bağlaçlar,
kutsal atfedilmiş kanamalar içinde.
işte hayat, işte sevda, işte kavuşmak,
ayrılmak, beklemek, gitmek,
hep bir şeyleri dilemek,
yarınların güzel olacağı gibi.
hız vermez mi bize,
umut saçmaz mı içimize,
paydaş olmaz mı kederimize...
dünden kalanı avucuma aldım, sakladım,
sıkarlar yumruğumu,
sıksınlaaar!
umudum var umudum.
kırarlar umudumu,
kırsınlaaar!
kırıksa da umutlarım
kime ne avucumda saklarım.
hep gizimde dünden kalan emeklerim,
bir raf kokusunda ekmeklerin.
vedalar vefa getirir, bilirim.
II
gördüm,
körlerin usul usul süzüşünü,
dünden kalanlar hep mi ayağa bakarlar.
algıda seçicilik ve filozofça kırıcılık,
tuttuğun elin, elin olması,
dün gülen yüzün gözünde hüzün olması.
dünden kalan,
belki canan belki yalan şeyler olması.
fiiller acımasız, dil yetmez, lisan yetmez.
insanlar kalabalık, herkesten bahsetmek kar etmez.
ve bir gün utanacak raddeleri inkar etmez.
turunç dalları gibi kırılıverir ektiğin her şey,
su verilmemiştir belki de tüm ekşiliğin bundan sebep.
sarhoş hancı, baban yalancı,
ailede başlar birçok sancı.
adsız bir çiçeğin hıdırellez yapığı gibi,
hızır da yoldaş olmaz dünden kalanlara.
III
döndüm,
aynaya baktım.
ilk çıkan şey şu çom ağızımdan
"bu sen değilsin" olmamalıydı.
arif sağ dinleyen kulaklar
nasıl sağır olabilir bu kadar...
düşünmek,
bu kadar yakışmamalıydı.
inan dedim, kendine inan...
güneşe inan, tanrı da diyebilirsin aldırmadan.
batarsa da aya inan,
yıldızlara inan. inan yarınlara, kendini kandırmadan.
ne varsa cebinde dünden kalan,
severek bırak toprağına, ver suyunu vefasından.
sil şu çadır terini hafızandan,
bir emel'e kulak ver yeni baştan,
helikopter çiçekleri uçuşacak,
de ki
dünyaya
"yarın çok güzel bir gün olacak"