1 Mayıs 1977’de “Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi” der dostu Leyla Erbil’e…
Ülkedeki politik atmosfer kuşkusuz aile içi yaşantılara da yansır. Bir toplum için en sarsılmaz en azından reddedilmesi güç organik bağın merkezidir Aile. Bireyin kendini kurma ediminde içinde büyüdüğü ailenin ideolojik kodları evin içinde konuşulan ya da konuşulmayanların sisli havasında yaşamaya devam eder.
....
Aile içi şiddet, (suç, insest, taciz vb.) yaşantılar “mahrem”in koruması altında yaygın, olağan, süreğen bir hal alıyor. Konuşulamayan her düşünce, duygu ve yaşantı, mahremin karanlık yüzünü yaratıp, onu besliyor ve büyütüyor. Üstelik konuşamayan sadece çocuklar ya da ataerkinin altında sinmiş kadınlar değildir. Bizzat insancıl özden uzaklaşmış, içeriksiz “erk” basıncı altında ezilen ata’nın kendisidir de.
....
Familia kelimesi, Romalılarda karı-koca ve çocukları değil, yalnızca köleleri kastetmektedir. Famulus bir ev kölesi, Familia bir adamın olan kölelerin toplamını ifade eder. (Marx, Engels, Lenin, 1979;171)