Yaşam bir akış içinde sürüp gitmekte. Bu akış çeşitli karşılaşmalarla kendisini farklılaştırmakta. Her karşılaşma bir etki gücüne sahip. Her karşılaşma bizde bir iz bırakıyor. Geçmişi belki de bu izler sayesinde takip edebiliyoruz. Peki geçmiş nedir, bu izlerin bütünü müdür? Yoksa bu izlerden fazlası mıdır? İz bırakmayan bir geçmiş yok olup gitmiş midir yoksa derinlerde bir yerden yaşama çeşitlilik katıyor mudur? Muazzam bir felsefi soru ile karşı karşıyayız. Bu konuşmamda bu soruları felsefi zeminde ele almaya çalışarak felsefe ve psikiyatriye bir karşılaşma alanı yaratmak istiyorum.