Öyle bir zamana denk geldi ki, ölüm kelimesi her geçtiğinde yüreğim sıkıştı. Kartalkaya’daki otel yangınında kaybettiğimiz her bir can için hala yas içindeyim. Toplum olarak beraber, huzurla yaşayabilmemiz adına bu önlenebilir kazaların tekrarlanmaması için hakkaniyetli sistemlerin en kısa sürede tekrar kurulmasını diliyorum.
Kitabın ilk kısmındaki toplum ve din eleştirileri oldukça direkt olduğu için ölümün tekrar geri dönmesi ile beraber başlayan kısma odaklanmak istiyorum. Ölümün ona verilen görevi her gün, tamı tamına yapan biriyken ona edilen sitemlere alınarak toplumu, yokluğu ile sınayan bir kadın oluşu, geri döndükten sonra sistemini daha kendine özgü bir romantizmle yapmak isteyişi ve her değişen düzende olduğu gibi bir hata oluşması, hatayı çözeyim derken hatasına aşık olması, işini didaktik bir şekilde yapan birinden kusurlarıyla yaşayan birine dönümünün tamamlanması… Ölüm okumaktan fazla kaçındığım için yanlışlıkla feminist okuma mı yaptım, ne oldu emin değilim… Bu sefer de böyle oldu…
Söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten instagram hesabımıza gidip bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
https://www.instagram.com/benbikitapokudum?igsh=MWJmNXkwajJmdWRueA%3D%3D&utm_source=qrr