Kalbim paramparça; birilerinin distopyası, bizim hayatımız…
Kitabın distopik olan tek tarafı olayların İrlanda’da yaşanmasıydı sanırım. Normal bir hayatları olması gereken, eğitimli, orta gelirli, 4 çocuklu bir ailenin gittikçe otoriterleşen yönetimle beraber marjinalleşmesini, dağılmadını, azalmasını okuyoruz. Tahmin etmediğimiz hiçbir şey olmuyor. Anayasal hakların olağan üstü hal kanunlarıyla ihlal edilmesi, haberleşme ve bilgi alma özgürlüklerinin kısıtlanması, internet ve elektrik kesintileri, direniş gruplarının silahlanması, enflasyon, yetkili pozisyonlara rejim destekçilerinin getirilmesi, yargılanmadan yapılan tutuklamalar, yaşı büyütülmüş çocukları düşman bellemeler, krizi fırsata çevirmeyi akıllılık zanneden vicdansızlar, kıyıya vuran şişme botlar…
Orta Doğu’da yaşayan bir kadın olarak evlatlarını nedensiz yitiren annelerin sesini çok yakından duyuyorum ben. Edebi bir metin olarak, sanat haline getirilip estetize edilmesini, kurgulanmasını okuyabilecek mental stabilitede olmadığımı fark ettim bu vesileyle…
Instagram linki aşağıda, varsa demek istediğiniz gelin, konuşuruz.
https://www.instagram.com/benbikitapokudum?igsh=MWJmNXkwajJmdWRueA%3D%3D&utm_source=qr