Bu bölümde yazılım dünyasının en tartışmalı sorularından birini masaya yatırıyoruz:
Monolith mi, Microservices mı?
Yoksa asıl mesele bambaşka mı?
Amazon ve Netflix hikâyeleriyle microservices’ın nasıl bir “default doğru”ya dönüştüğünü,
küçük ekiplerin neden büyük şirketlerin problemlerini kopyaladığını
ve karmaşıklığın çoğu zaman ölçekten değil refleksten geldiğini konuşuyoruz.
Bu bölümde neler var?
Microservices neden bu kadar hype oldu?
Amazon ve Netflix gerçekten neyi çözüyordu?
Küçük ekiplerde microservices neden işleri yavaşlatıyor?
Monolith neden hâlâ birçok yerde daha hızlı çalışıyor?
Asıl maliyet: infra mı, complexity mi?
“Ne zaman ayırmalıyız?” sorusunun gerçek cevapları
Modüler monolith neden üçüncü yol olabilir?
Bölümün net mesajı:
Microservices bir hedef değil.
Monolith bir geri adım değil.
Yanlış zamanda doğru mimari bile problemdir.