2016 sonrasında toplum büyük bir şok yaşadı.Birden bire “bedenin eli” akla, kalbe ve vicdana danışmadan hareket etmeye başladı.Kendi bedenine zarar veren, boğazını sıkan, gözünü kapatan, kalbi sıkıştıran yabancı bir el belirdi.
Toplum şaşkındı:“Bu benim elim mi? Yoksa bana ait olmayan, bana rağmen hareket eden başka bir güç mü?”
Hizmet hareketi, bedenin kalbi gibi çalışıyordu.Merhameti pompalıyor, eğitimi, diyaloğu, yardımlaşmayı damar damar dolaştırıyordu.Ama yabancı el, kalbi baskılamaya başladı.Oksijen azaldı, nefes zorlaştı.Kalp, normal atışını sürdüremedi.
Toplumda vicdanı ve aklı temsil eden kısımlar “Bu kalp kötülük yapmaz, ona zulmetmek yanlış” dese de, yabancı el her seferinde daha da sertleşti.
Bedenin bir kısmı, yabancı ele inanıyordu:“El böyle davranıyorsa, mutlaka haklıdır.”Ama diğer kısımlar, gözler ve kulaklar, çelişkiyi görüyordu:“El kendi bedenine zarar veriyor! Bu nasıl haklı olabilir?”
Bu çelişki, bedeni bir süre felce uğrattı.
Kalp tamamen susturulmadı.Yabancı el onu baskılasa da kalp, daha derinden, daha sessiz ama daha güçlü atmaya başladı.Kalbin gönderdiği mesajlar uzaktaki beden parçalarına ulaştı.Bazı damarlar yeni yollar buldu; tıkalı arterlerin yerine yeni kılcal damarlar açıldı.
Uzmanlar der ki, Alien Hand Sendromu kalıcı olsa da, kişi zamanla elini tanımayı ve dengelemeyi öğrenir.Belki toplum da bu yabancı el ile yaşamayı, onu kontrol altına almayı öğrenecek.Çünkü akıl, kalp ve vicdan kalıcıdır; bedenin asıl varlığı onlardır.El, ne kadar yabancılaşırsa yabancılaşsın, kalbin ritmi devam ettikçe beden bir gün toparlanacaktır.
* Yabancı El: Devletin kontrol dışına çıkmış baskıcı mekanizmaları.
* Beden: Türkiye toplumu.
* Kalp (Hizmet Hareketi): Eğitim, diyalog, saygı, sevgi ve iyilik merkezli yaklaşım.
* Senaryonun mesajı: 2016 sonrası zulüm ve baskıya rağmen, kalp sessiz ama güçlü atışını sürdürür; zamanla beden yeniden dengeyi bulabilir.