Listen

Description

Kayıp zaman tablosu

New York’un gökdelenleri arasında, bir adamın hikayesi kaybolmuştu. Adı, Jack’ti. 30’lu yaşlarında, başarılı bir işadamıydı. Her şeyin en iyisine sahip olmak için, her şeyi yapmaya hazırdı. Ancak, bir gün, her şey değişti.

Jack, işyerinde bir kalp krizi geçirdi. Hastanede, ölümün eşiğindeyken, bir ses duydu. “Jack, neyi kaybetmekten korkuyorsun?” diyordu ses. Jack, gözlerini açtı ve karşısında, Marcus Aurelius’un sözlerini gördü. “Dünyada aslında hiçbir şey sana ait değilken, neyi kaybetmekten korkuyorsun?”

Jack, bu sözleri duyunca, kalbinde bir şey kırıldı. Hayatının ne kadar boş olduğunu anladı. Her şeyin en iyisine sahip olmak için, en önemli şeyi kaybetmişti: Zamanını.

Jack, hastanede yatarken, hayatını gözden geçirdi. Annesini, babasını, arkadaşlarını, sevgilisini... Hepsini ihmal etmişti. Her şeyin en iyisine sahip olmak için, en önemli insanları kaybetmişti.

Jack, hastaneden çıktıktan sonra, hayatını değiştirmeye karar verdi. İşini bıraktı, zamanını sevdikleriyle geçirmeye başladı. Annesini, babasını, arkadaşlarını, sevgilisini... Hepsini aradı, affetti, sevdi.

Bir gün, Jack, Central Park’ta yürürken, bir kadın gördü. Kadın, bir resim yapıyordu. Jack, kadının resmine baktı ve kalbinde bir şey hissetti. Kadın, Jack’e baktı ve gülümsedi. Jack, kadının gülüşüne kalbini kaptırdı.

Jack, kadının yanına gitti ve kendini tanıttı. Kadın, Jack’e resmini gösterdi. Jack, resme baktı ve hayran kaldı. Kadın, Jack’e resmin adını söyledi: “Kayıp Zaman”.

Jack, kadının elini tuttu ve “Ben kayıp zamanı buldum” dedi. Kadın, Jack’e baktı ve “Ben de seni buldum” dedi.

Jack, kadının elini tuttu ve birlikte yürümeye başladılar. New York’un gökdelenleri arasında, Jack’in hikayesi yeni başlıyordu. Kayıp zamanı bulmuştu, sevgiyi bulmuştu, hayatı bulmuştu.



Get full access to Asım İşler at okulsuztoplum.substack.com/subscribe