Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde... İnanma oğul inanma; bu ne maval, ne martaval; kuyruklu, kulaklı masal! Amma lâkin masal deyip de geçmeyin öyle: Masal masal maliki, oğlu, uşağı on iki, on ikinin yarısı, Keloğlan‘ın arısı, bal yapar, petek yapar; sana da yeter, bana da yeter. Çin’e de yeter, Maçin’e de yeter. Haydi, öyleyse, kara kadı, kuru kadı, cin deliğinden geçelim; lâle, sümbül biçerek; şurup şerbet içerek masal dünyasına göçelim.