Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: A Farewell to Remember: How a Gift Strengthened Ties
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-06-29-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Emir geniş cam pencereden içeri sızan yaz güneşinin altında işine dalmış, toplantı notlarını gözden geçiriyordu.
En: Under the summer sun streaming through the wide glass window, Emir was engrossed in his work, reviewing meeting notes.

Tr: Ofis, modern dekorasyonu ve hareketli atmosferiyle her zamanki gibi yoğundu.
En: The office, with its modern decor and lively atmosphere, was as bustling as ever.

Tr: Açık çalışma alanında herkes kendi işiyle meşguldü.
En: In the open-plan workspace, everyone was busy with their own tasks.

Tr: Arka planda ise ara sıra kahkahalar yükseliyordu.
En: Laughter occasionally rang out in the background.

Tr: Emir, işine ne kadar odaklanırsa odaklansın, o gün zihninin bir köşesinde başka bir düşünce vardı: Zeynep'in veda partisi.
En: No matter how much Emir focused on his work, there was another thought at the back of his mind that day: Zeynep's farewell party.

Tr: Zeynep, ekibin en sevilen üyelerindendi.
En: Zeynep was one of the most beloved members of the team.

Tr: Neşesi ve samimiyetiyle herkesin kalbinde yer etmişti.
En: With her cheerful and sincere nature, she held a special place in everyone's heart.

Tr: Onun ayrılışı, ofiste büyük bir boşluk bırakacaktı.
En: Her departure would leave a significant void in the office.

Tr: Emir, ona armağan edilecek doğru hediyeyi bulmak istiyordu.
En: Emir wanted to find the perfect gift for her.

Tr: Ancak bu, düşündüğü kadar kolay bir iş değildi.
En: However, this was not as easy a task as he thought.

Tr: Hediye, hem duygusal hem de kullanışlı olmalıydı.
En: The gift had to be both sentimental and practical.

Tr: Emir, bu konuda en iyi yardımcısının Kemal olacağını düşündü.
En: Emir thought that his best helper in this matter would be Kemal.

Tr: Kemal, her zaman ekip bağını güçlendirmeye çalışan, insanlarla yakın ilişkiler kurmayı önemseyen biriydi.
En: Kemal was someone who always tried to strengthen team bonds and valued building close relationships with people.

Tr: Emir, aralarında yükselen bilgisayar ekranlarını aşarak Kemal'e yaklaştı.
En: Emir approached Kemal by navigating the rising screens of computers between them.

Tr: "Kemal, Zeynep'e nasıl bir hediye alsak sence?"
En: "Kemal, what kind of gift do you think we should get for Zeynep?"

Tr: diye sordu.
En: he asked.

Tr: Kemal gülümsedi, "Zeynep'e birlikte bir fotoğraf albümü hazırlayabiliriz.
En: Kemal smiled, "We could prepare a photo album for Zeynep.

Tr: Herkesin ona olan güzel anılarını yazmasını isteriz.
En: We could ask everyone to write down their beautiful memories with her.

Tr: Böylece, bizden bir parça hep onunla olur," dedi.
En: This way, a piece of us would always be with her," he said.

Tr: Emir bu fikri çok sevdi.
En: Emir loved this idea.

Tr: Hemen harekete geçtiler.
En: They immediately took action.

Tr: Ofis aralarında dolaşıp diğerlerine de danışarak herkesin en güzel Zeynep anılarını topladılar.
En: Circulating around the office and consulting with others, they collected everyone's fondest memories of Zeynep.

Tr: O günün akşamı veda partisi için toplandıklarında, herkes biraz hüzünlü ama heyecanlıydı.
En: When they gathered that evening for the farewell party, everyone was a bit sad but also excited.

Tr: Emir, albümü Zeynep'e uzatırken biraz gergindi.
En: As Emir extended the album to Zeynep, he was a bit nervous.

Tr: Acaba Zeynep bu jesti beğenecek miydi?
En: Would Zeynep like this gesture?

Tr: Kalabalığın içi merakla doluydu.
En: The crowd was filled with anticipation.

Tr: Zeynep albümü açtı, sayfalar boyunca yazılmış notları okudukça gözleri doldu.
En: Zeynep opened the album, and as she read the notes written across the pages, her eyes welled up.

Tr: Şaşkınlıkla Emir’e ve ekibe baktı.
En: She looked at Emir and the team in surprise.

Tr: "Bu çok özel bir hediye.
En: "This is a very special gift.

Tr: Her birinize teşekkür ederim," dedi.
En: Thank you to each one of you," she said.

Tr: Ardından Emir'e döndü, "Özellikle sana, Emir.
En: She then turned to Emir, "Especially to you, Emir.

Tr: Bu kadar anlamlı bir şeyi düşündüğün için."
En: Thank you for thinking of something so meaningful."

Tr: O an Emir, iş arkadaşlarıyla olan bağların ne kadar değerli olduğunu fark etti.
En: At that moment, Emir realized how valuable the bonds with his coworkers were.

Tr: Sadece iş odaklı değil, duygusal bağlantıların da kendisini zenginleştirdiğini anladı.
En: He understood that not only work-related but also emotional connections enriched him.

Tr: Hem kendisi hem de ekibi için daha iyi bir arkadaş olmaya karar verdi.
En: He decided to be a better friend for both himself and his team.

Tr: Doğruca işine döndü, ama artık iş arkadaşları onun için sadece birer rakamdan ibaret değildi.
En: He returned to his work, but now his coworkers were no longer just numbers to him.

Tr: Onlar, onun için gerçek birer dosttu.
En: They were real friends.

Tr: Ve böylece, ofis hayatı sadece görevler ve toplantılardan ibaret olmaktan çıkarak dostluklarla dolup taşan bir limana dönüştü.
En: And thus, office life transformed from being merely about tasks and meetings to a harbor filled with friendships.

Tr: Yaz güneşi onların yeni başlayan dostluklarına, umutla parlamaya devam etti.
En: The summer sun continued to shine with hope on their newly formed friendships.


Vocabulary Words: