Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: A New Year's Tale: Healing Through Art & Friendship
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-21-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Pera Müzesi'nin kapısından girerken, İstanbul'un soğuk kış havası Zehra'yı sarmıştı.
En: As Zehra entered the Pera Müzesi, the cold winter air of İstanbul enveloped her.

Tr: Beyaz bir nefes verirken içindeki ağırlığın hafiflemesini diliyordu.
En: As she exhaled a white breath, she wished for the weight inside her to lighten.

Tr: Sanatla dolu duvarlar onu her zaman rahatlatırdı.
En: The art-filled walls always comforted her.

Tr: Fakat bu sefer farklıydı.
En: But this time was different.

Tr: Tezinin yaklaşan teslim tarihi, Zehra'nın zihninde kasvetli bir bulut gibi dolaşıyordu.
En: The approaching due date of her thesis hovered like a gloomy cloud in her mind.

Tr: Müzeye yalnız gelse de, ağabeyi Mehmet ve sınıf arkadaşı Ozan da oradaydı.
En: Although she had come to the museum alone, her brother Mehmet and classmate Ozan were also there.

Tr: Yılbaşı arifesi olduğu için müze kalabalıktı.
En: Because it was New Year's Eve, the museum was crowded.

Tr: Herkesin yüzünde heyecanlı bir bekleyiş vardı.
En: There was an air of excited anticipation on everyone's face.

Tr: Ozan, Zehra’nın yanında beliriverdi.
En: Ozan suddenly appeared beside Zehra.

Tr: Müzenin gönüllü rehberiydi ve sessizce onu gözlemliyordu.
En: He was the museum's volunteer guide and was quietly observing her.

Tr: “Merhaba Zehra.
En: "Hello Zehra.

Tr: Bugün buradasın.
En: You're here today.

Tr: İyi misin?
En: Are you okay?"

Tr: ” diye sordu nazikçe.
En: he asked gently.

Tr: Zehra gülümsedi ama endişesini saklayamadı.
En: Zehra smiled but couldn't hide her concern.

Tr: “İlham arıyorum,” dedi hafif bir sesle.
En: "I'm looking for inspiration," she said in a soft voice.

Tr: Ozan anlamış gibi başını salladı.
En: Ozan nodded as if he understood.

Tr: Mehmet ise, kız kardeşinin yüzündeki solgunluktan kaygılıydı.
En: Mehmet, however, was worried about the paleness of his sister's face.

Tr: Müzenin büyük salonunda tarihi resimler sergileniyordu.
En: In the museum's large hall, historical paintings were on display.

Tr: Her bir tablo bir hikaye anlatıyordu.
En: Each painting told a story.

Tr: Zehra, bir tablonun önünde durup detaylarına dikkat etmeye çalıştı ama başı dönmeye başladı.
En: Zehra stood in front of one and tried to focus on its details, but she started to feel dizzy.

Tr: Her şey bulanıklaşıyordu.
En: Everything was becoming blurry.

Tr: Bir anda yere doğru sendeledi.
En: Suddenly, she stumbled toward the floor.

Tr: “Zehra!
En: "Zehra!"

Tr: ” diye haykırdı Ozan ve Mehmet anında yanına koştular.
En: shouted Ozan as he and Mehmet rushed to her side.

Tr: Ozan, ona destek olurken Mehmet yüzünde derin bir endişe ile Zehra'yı kontrol ediyordu.
En: Ozan supported her while Mehmet checked her with deep concern on his face.

Tr: "İyiyim," dedi Zehra zayıf bir şekilde kalkmaya çalışarak.
En: "I'm fine," said Zehra, weakly trying to get up.

Tr: Fakat ayakta duramayacak kadar zayıf hissediyordu.
En: But she felt too weak to stand.

Tr: Zehra, gövdesinde yayılan kararsızlığı bastırmaya çalışarak rehberli turuna devam etmeye karar verdi.
En: Attempting to suppress the instability spreading through her body, Zehra decided to continue with her guided tour.

Tr: Ama kalbi ve başı başka şeyler söylüyordu.
En: But her heart and head were telling her otherwise.

Tr: Kısa bir süre sonra, yine üzüntülerinin ağırlığı altında yere yığıldı.
En: Shortly thereafter, she collapsed again under the weight of her sorrows.

Tr: Bu sefer Ozan, sağlam bir desteği olarak hemen yanındaydı.
En: This time, Ozan was immediately at her side, providing firm support.

Tr: “Neden bir doktora gitmeyi reddediyorsun?
En: "Why do you refuse to see a doctor?"

Tr: ” diye sordu Mehmet, sesinde biraz kızgınlıkla.
En: asked Mehmet, with slight irritation in his voice.

Tr: Zehra pes etti ve sessiz kaldı.
En: Zehra gave up and remained silent.

Tr: Ozan ise, hemen müdahale ederek, “Hepimiz böyle hissedebiliriz,” dedi yumuşakça.
En: Ozan, intervening immediately, said softly, "We can all feel this way, Zehra.

Tr: “Yardım istemek güçsüzlüğü göstermez, Zehra.
En: Asking for help doesn't show weakness."

Tr: ”O an Zehra, gözyaşlarını tutamayıp ağladı.
En: At that moment, Zehra couldn't hold back her tears and cried.

Tr: Mehmet ve Ozan, onu teselli etmeye çalıştılar.
En: Mehmet and Ozan tried to comfort her.

Tr: Sonunda, hissettiği baskıyı ve korkuyu itiraf etti.
En: Finally, she confessed to the pressure and fear she felt.

Tr: Teziyle ilgili duyduğu kaygıyı dile getirdi.
En: She expressed the anxiety she had about her thesis.

Tr: Mehmet onun için kaygılıydı ama aynı zamanda ablasıyla gurur duyuyordu.
En: Mehmet was worried for her but was also proud of his sister.

Tr: Müzenin içinde huzurlu bir köşede oturup konuşmaya devam ettiler.
En: They continued to talk in a peaceful corner of the museum.

Tr: Zehra, kendisini yalnız hissetmediğini anladı ve huzur buldu.
En: Zehra realized she wasn't alone and found peace.

Tr: Sanat eserlerine tekrar baktığında, eskisinden daha hafiflediğini ve ilham dolu hissettiğini fark etti.
En: Looking at the artworks again, she noticed she felt lighter and filled with inspiration.

Tr: Gecenin sonuna doğru, Zehra gülümsedi.
En: By the end of the night, Zehra smiled.

Tr: Şifalı gelen sadece sanat değil, arkadaşlık ve aile sevgisiydi.
En: It wasn't just art that was healing, but friendship and family love as well.

Tr: Tezi hâlâ önünde duran bir görevdi ama şimdi biliyordu ki, yalnız değildi.
En: Her thesis was still a task standing before her, but now she knew she wasn't alone.

Tr: Ve bu, içindeki yaratıcılığın yeniden doğmasına neden oldu.
En: And this led to the rebirth of her creativity.

Tr: Pera Müzesi’nden çıkarken, artık kışın soğuğu Zehra'yı korkutmuyordu.
En: As she left the Pera Müzesi, the winter chill no longer frightened Zehra.

Tr: İçinde sıcak bir umut vardı.
En: She felt a warm hope inside.

Tr: Artık yeni yılın getireceği yeni başlangıçlara hazır hissediyordu.
En: Now she felt ready for the new beginnings that the new year would bring.

Tr: Mehmet ve Ozan’la birlikte, karla kaplı sokaklarda yürüdüler, geçmişteki endişeleri geride bırakarak ilerlediler.
En: Together with Mehmet and Ozan, they walked through the snow-covered streets, leaving behind their past worries.


Vocabulary Words: