Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: A Vote of Legacy: A Father's Lesson in Democracy
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-16-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul’un sıcak ve kalabalık bir yaz günüydü.
En: It was a hot and crowded summer day in İstanbul.

Tr: Kerem, elinde hırpalanmış bir harita tutarak, yeni kurulan oy merkezine doğru ilerliyordu.
En: Kerem was holding a worn-out map as he made his way to the newly established voting center.

Tr: Yanında Elif ve Emre de vardı; küçük adımlarıyla babalarına yetişmeye çalışıyorlardı.
En: Beside him were Elif and Emre, who were trying to keep up with their father's strides with their small steps.

Tr: Kerem’in ceketinin iç cebinde kimliği, dış cebinde ise bir avuç umudu vardı.
En: In Kerem’s inner jacket pocket was his ID, and in the outer pocket, a handful of hope.

Tr: Bugün, çocuklarına demokrasinin gücünü gösterecekti.
En: Today, he would show his children the power of democracy.

Tr: Yeni oy merkezi eski bir okul binasındaydı; taş duvarları tarihin sessiz tanıklarındandı.
En: The new voting center was in an old school building; its stone walls were silent witnesses of history.

Tr: Binanın önüne geldiklerinde, sandıkları gibi kısa bir iş olmayacağını anladılar.
En: When they arrived in front, they realized that it would not be a short task as they had thought.

Tr: Önlerinde uzayıp giden bir kuyruk, sabrı test eden bir labirent gibiydi.
En: The line extending in front of them was like a maze testing their patience.

Tr: Amaçlarının ne kadar önemli olduğunu bilen Kerem, Elif ve Emre’ye dönerek, "Beklemek sıkıcı olabilir ama oy kullanmak çok önemli. Bu bir vatandaşlık görevidir," dedi.
En: Knowing how important their goal was, Kerem turned to Elif and Emre and said, "Waiting might be boring, but voting is very important. It is a civic duty."

Tr: Ellerinden tutarak sıranın sonuna doğru ilerlediler.
En: Holding their hands, they moved to the end of the line.

Tr: Sıcak hava, onları güçsüz bırakıyor, yeterli havalandırma olmayan salonda beklemek gittikçe zorlaşıyordu.
En: The hot air weakened them, and waiting in the poorly ventilated hall was becoming increasingly difficult.

Tr: Elif, sürekli terliyordu ve Emre zaten dikkati dağılmaya meyilliydi.
En: Elif was constantly sweating, and Emre was already prone to getting distracted.

Tr: Kerem, çocuklarının yüzündeki sıkıntıyı fark etti ama bu durumun onlara bir ders olacağını düşündü.
En: Kerem noticed the discomfort on his children's faces but thought this situation would be a lesson for them.

Tr: "Sabretmek önemli bir erdemdir, çocuklar," diye ekledi gülümseyerek.
En: "Patience is an important virtue, kids," he added with a smile.

Tr: Sıcak havanın etkisi ve uzun bekleyişin zaman zaman zorluk çıkardığı anlarda bile Kerem pes etmedi.
En: Even in moments when the heat and the long wait occasionally posed challenges, Kerem did not give up.

Tr: Çocuklarına, neden burada olduklarını ve neyi beklediklerini her fırsatta anlattı.
En: He explained to his children at every opportunity why they were there and what they were waiting for.

Tr: Esasında bu, Kerem için bir seçimden çok daha fazlasıydı; gelecek nesillere bırakacağı en iyi mirasın temellerini atıyordu.
En: In essence, this was much more than an election for Kerem; he was laying the foundations of the best legacy he would leave for future generations.

Tr: Saatler sonunda sıra onlara geldi.
En: After hours, their turn finally came.

Tr: Oy kabinine yaklaşırken Elif ve Emre’nin gözlerinde merakın yanı sıra, babalarına duydukları hayranlık parıldıyordu.
En: As they approached the voting booth, there was a gleam of curiosity as well as admiration for their father in Elif and Emre's eyes.

Tr: Kerem, oyunu kullanırken "Bu ülkenin geleceği için bir adım daha attık," diye fısıldadı.
En: As he cast his vote, Kerem whispered, "We have taken another step for this country's future."

Tr: Çocuklar babalarını sessizce izlerken, olayın ciddiyetini hissedebiliyorlardı.
En: The children watched their father silently, sensing the gravity of the moment.

Tr: Oy kullanımı bittiğinde, Kerem artık yorgundu ama huzurluydu.
En: When the voting was over, Kerem was tired but at peace.

Tr: Binadan çıktıklarında Emre ellerini havaya kaldırarak, "Bir gün ben de oy kullanacağım!" dedi neşeyle.
En: As they exited the building, Emre raised his hands joyfully, "One day I'll vote too!"

Tr: Elif de babasına sıkıca sarılarak, "Seninle gurur duyuyorum baba," diye ekledi.
En: Elif hugged her father tightly and added, "I'm proud of you, dad."

Tr: Kerem, güneşin altında çocuklarıyla yol alırken, içsel bir tatmin duydu.
En: Kerem felt an inner satisfaction while walking with his children under the sun.

Tr: Bugün, onlara sadece oy kullanmayı değil, aynı zamanda cesaret ve kararlılıkla nasıl ayakta duracaklarını da öğretmişti.
En: Today, he had not only taught them how to vote but also how to stand strong with courage and determination.

Tr: Bu yaz günü, sadece bir seçim günü değil, aileleri arasında paylaşılan anılarla dolu, unutulmaz bir gün olmuştu.
En: This summer day had become an unforgettable one, filled with shared memories among their family, not just an election day.

Tr: Oy kullanmanın verdiği bu derin his ile Kerem, hem sorumlu bir vatandaş hem de örnek bir baba olmanın haklı gururunu yaşadı.
En: With the profound feeling that voting gave him, Kerem experienced the rightful pride of being both a responsible citizen and an exemplary father.


Vocabulary Words: