Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Blooming Success: A Tale of Collaboration and Growth
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-04-13-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'un kalabalık bir ofisinde, ilkbahar mevsimi kendini hissettirmeye başlamıştı.
En: In the crowded office in İstanbul, the spring season had started to make itself felt.

Tr: Ofisin pencerelerinden dışarı bakıldığında rengarenk çiçekler görülüyordu.
En: Looking out the office windows, colorful flowers could be seen.

Tr: İçeride ise, masa üstlerinde de saksılar dolusu çiçekler vardı.
En: Inside, there were also pots full of flowers on the desks.

Tr: Bu, ofisin yoğun ve stresli atmosferini biraz olsun yumuşatıyordu.
En: This somewhat softened the busy and stressful atmosphere of the office.

Tr: Zeynep, ofisin en hırslı çalışanlarından biriydi.
En: Zeynep was one of the most ambitious employees in the office.

Tr: Son zamanlarda, işinin hakkını yeterince alamadığını düşünüyordu.
En: Lately, she felt that she wasn't receiving the recognition she deserved for her work.

Tr: Bütün yıl çok çalışmıştı.
En: She had worked hard all year.

Tr: Projelerine yenilikler katmıştı.
En: She'd added innovations to her projects.

Tr: Ama bir türlü ön plana çıkamıyordu.
En: Yet, she couldn't manage to stand out.

Tr: Emre, Zeynep’in amiri, oldukça meşguldü.
En: Emre, Zeynep’s supervisor, was quite busy.

Tr: Zeynep’in başarıları yerine, zamanını yeni ekip üyesi Nihan’a harcıyordu.
En: Instead of her achievements, he was spending his time on the new team member, Nihan.

Tr: Nihan, enerji dolu ve yaratıcı fikirleriyle ofise yeni bir soluk getirmişti.
En: Nihan had brought a new breath to the office with her energy and creative ideas.

Tr: Yıllık performans değerlendirme toplantısı yaklaşmıştı.
En: The annual performance review meeting was approaching.

Tr: Zeynep, bu toplantıda kendini ifade etmeye ve terfi talebinde bulunmaya kararlıydı.
En: Zeynep was determined to express herself at this meeting and request a promotion.

Tr: Ama içinde bir çatışma vardı.
En: But she had an internal conflict.

Tr: Nihan’ı mı gölgesinde bırakmalıydı?
En: Should she overshadow Nihan?

Tr: Yoksa kendisi için mi bir yol bulmalıydı?
En: Or should she find a path for herself?

Tr: O gün gelip çattı.
En: The day came.

Tr: Toplantı odası, camlardan dışarı sızan güneş ışığıyla aydınlanıyordu.
En: The meeting room was illuminated by sunlight seeping through the windows.

Tr: Emre, Zeynep'i ve Nihan’ı karşısına aldı.
En: Emre sat across from Zeynep and Nihan.

Tr: Herkes sırasıyla konuşmaya başladı.
En: Everyone began speaking in turn.

Tr: Zeynep'in sırası geldiğinde, derin bir nefes aldı.
En: When it was Zeynep’s turn, she took a deep breath.

Tr: İçindeki şüpheleri bastırdı ve konuşmaya başladı.
En: She suppressed her doubts and started to speak.

Tr: "Bir yıldır bu projede önemli çalışmalar yaptım," dedi.
En: "I have done important work on this project for a year," she said.

Tr: "Ama Nihan'ın katkıları da çok değerliydi."
En: "But Nihan’s contributions were also very valuable."

Tr: Zeynep, Nihan ile nasıl daha iyi bir ekip olabileceklerini anlattı.
En: Zeynep explained how they could be a better team with Nihan.

Tr: Emre, Zeynep’in bu tavrından etkilenmişti.
En: Emre was impressed by Zeynep's attitude.

Tr: “Zeynep, sana terfi vermeyi düşünüyorum.
En: “Zeynep, I’m considering giving you a promotion.

Tr: Fakat Nihan ile iş birliğiniz, bu takımı daha da ileri götürecektir,” dedi.
En: However, your collaboration with Nihan will take this team even further,” he said.

Tr: Her iki kadın da gülümsedi.
En: Both women smiled.

Tr: Zeynep, rekabet yerine iş birliğinin daha iyi olduğunu anlamıştı.
En: Zeynep realized that collaboration was better than competition.

Tr: O günden sonra Zeynep ve Nihan, birlikte daha güçlü bir ekip oluşturdular.
En: From that day on, Zeynep and Nihan formed a stronger team together.

Tr: Zeynep, terfi aldığı için mutluydu.
En: Zeynep was happy because she got the promotion.

Tr: Ama en önemlisi, iş birliğinin gücünü öğrenmişti.
En: But most importantly, she had learned the power of collaboration.

Tr: İlkbaharın taze çiçek kokuları, ofisin havasına karıştı ve Zeynep, huzurlu bir şekilde masasının başına döndü.
En: The fresh scent of spring flowers mingled with the atmosphere of the office, and Zeynep returned to her desk feeling peaceful.


Vocabulary Words: