Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Cappadocia's Wintry Mysteries: A Tale of Discovery and Friendship
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-09-23-34-01-tr

Story Transcript:

Tr: Cappadocia'nın bembeyaz karla kaplı benzersiz manzarası, sihirli bir masalı andırıyordu.
En: The unique landscape of Cappadocia, covered in pure white snow, resembled a magical fairy tale.

Tr: Peribacaları karlı örtü ile adeta dans ediyordu.
En: The fairy chimneys seemed to be dancing with their snowy cover.

Tr: Deniz, heyecanla dürbününden uzak manzaraya bakarken, Ebru ile birlikte engebeli yollardan yürüyordu.
En: As Deniz eagerly looked at the distant scenery through her binoculars, she walked along the rugged paths with Ebru.

Tr: Ebru, bölgenin tarihini anlattıkça Deniz hayranlıkla dinliyordu.
En: As Ebru recounted the history of the region, Deniz listened in admiration.

Tr: Ebru, "Özellikle kışın burası çok sakin ve mistik oluyor," dedi.
En: Ebru said, "Especially in winter, this place becomes very tranquil and mystical."

Tr: Deniz, genç bir arkeologdu.
En: Deniz was a young archaeologist.

Tr: Her zaman büyük bir keşif yapmak istiyordu.
En: She always longed to make a great discovery.

Tr: Ebru ise yerel bir rehberdi ve bölgede dolaşmayı çok severdi.
En: Ebru, on the other hand, was a local guide and loved exploring the area.

Tr: Birlikte bir keşif yolculuğuna çıkmışlardı.
En: They had set off on an exploration journey together.

Tr: "Deniz, burada eski bir mağara keşfettim," dedi Ebru bir gün.
En: "Deniz, I discovered an old cave here," Ebru said one day.

Tr: Deniz hemen ilgilendi ve mağaraya doğru yola koyuldular.
En: Deniz immediately became interested, and they set off toward the cave.

Tr: Mağara, dolambaçlı patikaların arkasında saklıydı.
En: The cave was hidden behind winding paths.

Tr: İkili, dikkatli adımlarla karı yararak ilerledi.
En: The pair advanced carefully, cutting through the snow.

Tr: Ebru, "Bak, dikkatli ol, burası biraz kaygan," dedi.
En: Ebru advised, "Look, be careful, it's a bit slippery here."

Tr: Mağaraya ulaşana kadar dikkatle yürüdüler.
En: They walked cautiously until they reached the cave.

Tr: Nihayet mağaranın karanlık girişi karşılarında duruyordu.
En: Finally, the dark entrance of the cave stood before them.

Tr: İçeri girdiklerinde, yerde ve duvarlarda eski sembollerle karşılaştılar.
En: Inside, they encountered ancient symbols on the ground and walls.

Tr: Deniz hayretle, "Bu semboller yüzlerce yıllık olabilir," dedi.
En: Deniz exclaimed in awe, "These symbols could be hundreds of years old."

Tr: Ebru’nun gözleri parlıyordu.
En: Ebru's eyes were shining.

Tr: "Bu sembollerin anlamı ne olabilir ki?" diye merakla sordu.
En: "What could be the meaning of these symbols?" she asked curiously.

Tr: Deniz dikkatle incelemeye başladı.
En: Deniz began to examine them carefully.

Tr: Ancak dışarıda başlayan kar fırtınasının sesi mağaranın içine kadar geliyordu.
En: However, the sound of the snowstorm starting outside reached inside the cave.

Tr: Ebru endişeyle, "Deniz, fırtına şiddetleniyor, dönsek mi?" diye sordu.
En: Ebru asked worriedly, "Deniz, the storm is intensifying, should we head back?"

Tr: Deniz'in kafası karıştı.
En: Deniz felt confused.

Tr: Bir yandan sembollerin gizemini çözmeye çok yaklaşmıştı, diğer yandan güvenlikleri tehlikedeydi.
En: On one hand, she was close to unraveling the mystery of the symbols; on the other hand, their safety was at risk.

Tr: Ancak sonunda, önemli bir sembolün anlamını çözdü.
En: But in the end, she deciphered the meaning of an important symbol.

Tr: Heyecanla, "Ebru, bu eski Anadolu tarihinde daha önce hiç keşfedilmemiş bir bilgi!" dedi.
En: Excitedly, she said, "Ebru, this is previously undiscovered information in ancient Anatolian history!"

Tr: Ancak kar fırtınası artık çok yakındı.
En: However, the snowstorm was now very near.

Tr: Ebru ikna etti.
En: Ebru persuaded her.

Tr: "Tamam Deniz, şimdi gitmeliyiz. Bu bilgiyi sonra değerlendiririz," dedi.
En: "Okay Deniz, we have to go now. We can evaluate this information later," she said.

Tr: Hızla mağarayı terk ettiler ve geri dönüş yolu kısa bir mücadele gerektirdi.
En: They quickly left the cave and their return path required a brief struggle.

Tr: Sığınacak bir yere varmışlardı ve dışarıda kar tüm gücüyle savruluyordu.
En: They reached a place to take shelter as the snow swirled outside with full force.

Tr: Deniz derin bir nefes aldı.
En: Deniz took a deep breath.

Tr: "Ebru, önemli olan buraların bilgeliğiydi. Sayende bunu öğrendim," dedi.
En: "Ebru, what mattered was the wisdom of these places. Thanks to you, I learned this," she said.

Tr: Diğer yandan, Ebru da gezgin bir arkeologla iş birliği yapmanın gururunu hissetti.
En: Meanwhile, Ebru felt the pride of collaborating with a traveling archaeologist.

Tr: Cappadocia'nın büyüleyici kışı, onları belirsizliğe sürüklerken kıymetli bir dostluğun temelini atmıştı.
En: Cappadocia's enchanting winter had laid the foundation for a valuable friendship as they were driven into uncertainty.

Tr: İkisi de yeni bir değeri takdir ederek, gelecek keşiflerin hayalini kuruyorlardı.
En: Both appreciated a new value while dreaming of future discoveries.


Vocabulary Words: