Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Courage Under Flu: Leyla's Brave Report to Protect Students
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-27-23-34-01-tr

Story Transcript:

Tr: Kış yoğun ve soğuktu.
En: Winter was intense and cold.

Tr: İstanbul'da sokaklar sakin, ama grip dalgası şehri vurmuştu.
En: The streets in İstanbul were calm, but a wave of flu had hit the city.

Tr: Leyla, ilkokul öğretmeni, hafif ama inatçı grip belirtileri ile boğuşuyordu.
En: Leyla, a primary school teacher, was struggling with mild yet persistent flu symptoms.

Tr: Ancak, okuldaki bir olay onu rahatsız etmişti.
En: However, an incident at the school had disturbed her.

Tr: Çocukların güvenliği için polise gidip bunu bildirmesi gerekiyordu.
En: She needed to go to the police to report it for the children's safety.

Tr: Leyla, okuldan çıkar çıkmaz polis karakoluna gitti.
En: As soon as she left the school, Leyla went to the police station.

Tr: Karakol, soğuk duvarları ve sürekli hareket halindeki memurlarıyla doluydu.
En: The station was filled with cold walls and officers who were constantly on the move.

Tr: İçeride bir hareketlilik vardı, insanlar gelip gidiyordu; adalet arıyorlardı.
En: There was a bustle inside; people were coming and going, seeking justice.

Tr: Leyla, karakola girerken öksürdü.
En: Leyla coughed as she entered the station.

Tr: Baş dönmesi vardı ama duramazdı.
En: She felt dizzy, but she couldn't stop.

Tr: Güvenlik masasında bekledi, sabırla sırasının gelmesini izledi.
En: She waited at the security desk, patiently watching as her turn approached.

Tr: İçindeki ses, "Vazgeç," diyordu, ama o bunu dinlemedi.
En: An inner voice said, "Give up," but she did not listen.

Tr: Karakolda uzun süre bekledi.
En: She waited for a long time at the station.

Tr: Çantasında sıkıca tuttuğu peçeteyi nezaretle burnuna dayadı.
En: She pressed the tissue, tightly held in her bag, against her nose with care.

Tr: Sonunda Emre adındaki genç bir polis memuru ona doğru geldi.
En: Finally, a young police officer named Emre approached her.

Tr: "Yardım edebilir miyim?"
En: "Can I help you?"

Tr: diye sordu sıcak bir sesle.
En: he asked in a warm voice.

Tr: "Okulda bir şey gördüm," dedi Leyla, sesi titreyerek.
En: "I saw something at the school," Leyla said, her voice trembling.

Tr: "Çocuklar için endişeleniyorum..." Emre onu dikkatle dinledi.
En: "I'm worried about the children..." Emre listened attentively to her.

Tr: Leyla'nın söylediklerinden derin bir ciddiyet sezildi.
En: A deep seriousness was sensed from what Leyla told him.

Tr: Ozan adında, dikkat çeker bir adam, okulun etrafında dolanıyordu ve Leyla onun davranışlarından kötü bir niyet seziyordu.
En: A man named Ozan, who was noticeable, was loitering around the school, and Leyla sensed something bad from his behavior.

Tr: Emre, verilen bilgilerle hızlıca harekete geçti.
En: Emre swiftly took action with the information provided.

Tr: "Detaylara ihtiyacım var," dedi.
En: "I need details," he said.

Tr: Leyla, hatırladığı her şeyi anlattı, detayları dikkatlice aktardı.
En: Leyla recounted everything she remembered, conveying the details carefully.

Tr: Kısa bir süre sonra, polisler Ozan'ı bulmak için harekete geçti.
En: Shortly after, the police took action to find Ozan.

Tr: Leyla, sessiz bir rahatlama içinde, koltuğuna yaslandı.
En: In a quiet relief, Leyla leaned back in her chair.

Tr: Artık evine gidip dinlenebilirdi.
En: Now she could go home and rest.

Tr: Çocuklar güvendeydi ve bu onun yorgunluğuna değmişti.
En: The children were safe, and it had been worth her exhaustion.

Tr: Emre, Leyla'ya teşekkür ederek, "İyi yaptınız.
En: Emre thanked Leyla, saying, "You did well.

Tr: Böyle şeyler fark etmeniz önemli," dedi.
En: It's important that you notice such things."

Tr: Leyla, içinden bir zafer duygusuyla oradan ayrıldı.
En: Leyla left with a sense of victory inside her.

Tr: O günün sonunda, Leyla bir şey daha öğrendi: Zorluklarla karşılaştığında bile, çocuklar için mücadele etmekten asla vazgeçmemeliydi.
En: By the end of that day, Leyla learned one more thing: Even when faced with difficulties, she should never give up fighting for the children.

Tr: Çocukların güvenliği her şeyden önce gelirdi.
En: The children's safety came before everything.

Tr: Dinleneceği yatağına uzandığında, artık huzurluydu.
En: As she lay down in the bed where she would rest, she was now at peace.

Tr: Çünkü çabaları bir fark yaratmıştı.
En: Because her efforts had made a difference.


Vocabulary Words: