Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Cultivating Community: How a Garden United Neighbors
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-05-28-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'un tarihi bir mahallesinde, sessiz ve huzurlu bir site vardı.
En: In a historical neighborhood of İstanbul, there was a quiet and peaceful housing complex.

Tr: Bu site, hem eski hem modern evlerle süslenmiş, ağaçlarla çevrili bir cennetti.
En: This complex, adorned with both old and modern houses, was a paradise surrounded by trees.

Tr: Baharda, rengarenk çiçekler ve taptaze yeşillikler arasında herkesin yüzü gülüyordu.
En: In spring, in the midst of colorful flowers and fresh greenery, everyone had smiling faces.

Tr: Ömer Bey, bu sakin sitenin uzun zamandır yerleşik bir sakiniydi.
En: Ömer Bey was a long-time resident of this tranquil complex.

Tr: Emekli bir öğretmendi ve bahçeciliğe olan tutkusu onu diri tutuyordu.
En: He was a retired teacher, and his passion for gardening kept him lively.

Tr: Kısa süre önce sevgi dolu eşi vefat etmişti.
En: Not long ago, his beloved wife had passed away.

Tr: Onun yokluğunda, site bahçesi Ömer'in sığınağı olmuştu.
En: In her absence, the complex garden became Ömer's sanctuary.

Tr: Her gün bahçeye iner, sebze yetiştirir ve çiçeklere bakardı.
En: Every day he would go down to the garden, grow vegetables, and tend to the flowers.

Tr: Ramazan Bayramı yaklaşıyordu ve Ömer Bey, bu bayramda site halkı için büyük bir ziyafet hazırlamak istiyordu.
En: Ramazan Bayramı was approaching, and Ömer Bey wanted to prepare a grand feast for the community during this holiday.

Tr: Ancak bu ziyafeti hazırlamak için bahçedeki yerini genişletmesi gerekiyordu.
En: However, to prepare this feast, he needed to expand his space in the garden.

Tr: Genişletme planını ilk duyduğunda Leyla Hanım itiraz etti.
En: When she first heard about the expansion plan, Leyla Hanım objected.

Tr: Leyla, bahçenin herkes için eşit olması gerektiğini savunuyordu.
En: Leyla argued that the garden should be equal for everyone.

Tr: "Ömer Bey," dedi Leyla.
En: "Ömer Bey," said Leyla.

Tr: "Yerini genişletirsen, bizim alanımız daralacak.
En: "If you expand your space, our area will shrink.

Tr: Hep birlikte kullanmalıyız bu alanı."
En: We should all share this space together."

Tr: Ömer Bey başta planlarından vazgeçmeyi düşündü, ama sonra aklına bir çözüm geldi.
En: At first, Ömer Bey considered giving up on his plans, but then he came up with a solution.

Tr: Site toplantısında, sakinlerin hepsine hitap etmeye karar verdi.
En: He decided to address all the residents at the community meeting.

Tr: O gün, buluşma oldukça hararetli geçti.
En: That day, the meeting was quite heated.

Tr: Murat da vardı.
En: Murat was also there.

Tr: Kendisi, site sakinlerinin arasını her zaman iyi tutmaya çalışan bir arabulucuydu.
En: He was always the mediator trying to maintain good relations among the community members.

Tr: Ömer Bey söz aldı.
En: Ömer Bey took the floor.

Tr: "Sevgili komşular," dedi.
En: "Dear neighbors," he said.

Tr: "Amacım sadece bayram için değil, her zaman hepimize fayda sağlayacak bir şey yapmak.
En: "My aim is not just for the holiday, but to do something that will benefit us all at all times.

Tr: Mahalle bahçemizi herkesin faydalanabileceği şekilde düzenleyelim.
En: Let's organize our communal garden in a way that everyone can benefit from.

Tr: Yeni sebze ve çiçekler ekerek mevcut alanları daha verimli kullanabiliriz.
En: By planting new vegetables and flowers, we can use the existing spaces more efficiently.

Tr: Böylece kimsenin alanı daralmayacak."
En: That way, nobody's area will be reduced."

Tr: Herkes, Ömer Bey'in önerisini dikkatle dinledi.
En: Everyone listened carefully to Ömer Bey's proposal.

Tr: Leyla, ilk başta temkinliydi ama önerinin herkese fayda sağlayacağını görünce ikna oldu.
En: Leyla was initially cautious but was convinced once she saw that the proposal would benefit everyone.

Tr: Murat da dahil herkes, bu yeni öneriyi memnuniyetle karşıladı.
En: Including Murat, everyone welcomed this new proposal with satisfaction.

Tr: Sonunda hep birlikte karar verdiler ve planı uygulamaya koydular.
En: In the end, they decided together and implemented the plan.

Tr: Ömer Bey, sitedeki herkesin desteğini hissetti.
En: Ömer Bey felt the support of everyone in the complex.

Tr: Komşuları ile bağlarını güçlendirdi.
En: He strengthened bonds with his neighbors.

Tr: O bahar günü, site bahçesi taptaze sebze ve çiçeklerle dolarken, Ömer Bey kalbinde huzurla bahçeyi gözden geçirdi.
En: On that spring day, as the community garden filled with fresh vegetables and flowers, Ömer Bey surveyed the garden with peace in his heart.

Tr: Ramazan Bayramı geldiğinde, hazırlanan ziyafet neşe ve birlikle kutlandı.
En: When Ramazan Bayramı arrived, the prepared feast was celebrated with joy and unity.

Tr: Ömer Bey, bu bayramda kendi payına düşen özgürlüğü ve topluluğun gücünü fark etmişti.
En: In this holiday, Ömer Bey realized his share of freedom and the power of the community.

Tr: Bu süreç ona, birlikte çalışmanın ve paylaşmanın güzelliğini öğretti.
En: This process taught him the beauty of working together and sharing.

Tr: Sonunda, o sessiz site sadece daha yeşil değil, aynı zamanda daha yakın bir topluluk olmuştu.
En: Eventually, that quiet complex became not only greener but also a closer community.


Vocabulary Words: