Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Discovering Inner Peace: Oğuz's Transformative Retreat
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-05-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Güçlü bir rüzgar, Uludağ'ın karlı zirvesinden doğru esti.
En: A strong wind blew from the snowy peak of Uludağ.

Tr: Oğuz, kalın montuna sarılarak derin bir nefes aldı.
En: Oğuz wrapped himself in his thick coat and took a deep breath.

Tr: Soğuk hava onun yüzüne çarparken, şehirden kaçmanın ne kadar iyi bir fikir olduğunu düşündü.
En: As the cold air hit his face, he thought about how good an idea it was to escape the city.

Tr: Ancak içinde bir kuşku vardı.
En: However, there was a doubt within him.

Tr: Bu sessizliğin ortasında gerçekten huzur bulabilecek miydi?
En: Could he truly find peace in the midst of this silence?

Tr: Spirital bir inziva yeri, şehirden uzakta, huzurlu bir vaha gibiydi.
En: A spiritual retreat, away from the city, was like a peaceful oasis.

Tr: Çam ağaçları sessizliği kucaklıyordu, kar örtüsü ise her şeyi daha da dingin kılıyordu.
En: Pine trees embraced the silence, and the snow cover made everything even more tranquil.

Tr: Oğuz, bu ahenge henüz uyum sağlayamıyordu.
En: Oğuz had not yet adapted to this harmony.

Tr: Büyük şehirde geçen telaşlı günleri onu sürekli geri çekiyordu.
En: The hectic days he spent in the big city constantly pulled him back.

Tr: Nehir, inziva yerinin kalbinde, katılımcılara yol gösteriyordu.
En: Nehir, at the heart of the retreat, was guiding the participants.

Tr: İnce yapılı, sakin bir kadındı.
En: She was a slender, calm woman.

Tr: Oğuz, onun çıktığı yoga seanslarını dikkatle izliyordu.
En: Oğuz watched the yoga sessions she led with attention.

Tr: Her seans başlamadan önce, Nehir derin bir nefes alır ve katılımcılara gülümseyerek "Burada ve şimdi olmanın güzelliğine hoş geldiniz," derdi.
En: Before each session began, Nehir would take a deep breath and say to the participants with a smile, "Welcome to the beauty of being here and now."

Tr: Oğuz bu sözlerin anlamını kavramaya çalışıyordu.
En: Oğuz was trying to grasp the meaning of these words.

Tr: İlk günler Oğuz için zordu.
En: The first days were difficult for Oğuz.

Tr: Zihni sürekli şehirdeki işlerini, bitmeyen telefon görüşmelerini düşünüyordu.
En: His mind constantly wandered to his work in the city and the endless phone calls.

Tr: Meditasyon sırasında aklına bir sürü düşünce hücum ediyordu.
En: During meditation, a flood of thoughts would rush into his mind.

Tr: Nehir, pozitif enerjisiyle Oğuz'a yaklaştı ve "Yargılamadan, sadece kendinizi fark edin," diye öneride bulundu.
En: With her positive energy, Nehir approached Oğuz and suggested, "Notice yourself without judgment."

Tr: Bu sözler, Oğuz'un kalbine yeni bir tohum ekmişti.
En: These words planted a new seed in Oğuz's heart.

Tr: Bir sabah, Nehir grubu Uludağ'ın zirvesine doğru bir meditasyon için çağırdı.
En: One morning, Nehir called the group for meditation towards the peak of Uludağ.

Tr: Sabahın ilk ışıkları altında, herkes sessizce oturdu ve gözlerini kapattı.
En: Under the first light of dawn, everyone sat quietly and closed their eyes.

Tr: Oğuz, derin bir nefes aldığında, huzurun içeriye nasıl dolduğunu hissetti.
En: When Oğuz took a deep breath, he felt how peace filled him inside.

Tr: Gözlerini kapattı ve o an işte oldu.
En: He closed his eyes, and it happened at that moment.

Tr: Tüm düşünceleri kaybolmuş gibiydi.
En: It was as if all his thoughts had disappeared.

Tr: Kalbinin derinliklerinde bir dinginlik bulmuştu.
En: He found a tranquility deep in his heart.

Tr: Meditasyondan sonra Oğuz, gözlerini açtı ve ilk kez içindeki huzuru tanıdı.
En: After the meditation, Oğuz opened his eyes and recognized the peace within himself for the first time.

Tr: Dağı çevreleyen ağaçlar ona daha önce hiç olmadığı kadar güzel ve anlamlı göründü.
En: The trees surrounding the mountain looked more beautiful and meaningful to him than ever before.

Tr: Nehir'in yanına gidip minnettarlığını dile getirdi, "İçinde bulunduğum anı gerçekten hissettim," dedi.
En: He went to Nehir and expressed his gratitude, saying, "I truly felt the moment I was in."

Tr: Inziva bittikten sonra Oğuz evine döndü.
En: After the retreat ended, Oğuz returned home.

Tr: Ama bu kez farklıydı.
En: But this time, it was different.

Tr: Huzuru, şehir hayatının ortasında bulabilmek için pratik çözümler geliştirdi.
En: He developed practical solutions to find peace amidst city life.

Tr: Artık telaşlı yaşamını, daha sakin ve dengeli bir hal alması için yavaşlatmayı öğrenmişti.
En: He had learned to slow down his hectic life to make it more calm and balanced.

Tr: Oğuz, Nehir'e ve Uludağ'a teşekkür ederek, hayatında yeni bir sayfa açmıştı.
En: Thankful to Nehir and Uludağ, Oğuz opened a new chapter in his life.

Tr: Bu inziva, onun yaşamında derin bir iz bırakmıştı.
En: This retreat had left a deep mark on his life.

Tr: Şimdi, her yeni gün bir nezaket ve huzur anıydı.
En: Now, every new day was a moment of kindness and peace.

Tr: Mindfulness hayata yeni bir bakış açısı katmıştı.
En: Mindfulness had added a new perspective to life.

Tr: Ve bu, Oğuz'un en büyük kazancıydı.
En: And this was Oğuz's greatest gain.


Vocabulary Words: