Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Discovering Istanbul's Science Secrets: A Family Journey
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-03-16-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'da bahar havası tatlı bir serinlik getirir, Ramazan ayının manevi coşkusu da şehri sarar.
En: Spring weather in İstanbul brings a sweet coolness, and the spiritual excitement of the Ramazan month envelops the city.

Tr: Emine, çocukları Uğur ve Leyla ile birlikte Gülhane Parkı'ndaki İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'ne gezilerinden önce ufak bir heyecan içindedir.
En: Emine, along with her children Uğur and Leyla, feels a bit of excitement before their trip to the İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi in Gülhane Parkı.

Tr: İstanbul'un kalbinde, bu müze sessizlikle dolu, eski bilimsel aletlerin gizemini barındırır.
En: In the heart of İstanbul, this museum is filled with silence, holding the mysteries of ancient scientific instruments.

Tr: Emine, tek başına bu tür geziler düzenlemenin zorluklarıyla yüzleşiyordu.
En: Emine was facing the challenges of organizing such trips on her own.

Tr: Eşi, başka bir şehirde yeni bir işe başlamıştı ve artık çocukların eğitim gezileri onun sorumluluğuydu.
En: Her husband had started a new job in another city, and now the educational trips for the children were her responsibility.

Tr: Emine, çocuklarının tarihe ilgisiz kalmasından korkuyordu, ama aynı zamanda bu fırsatla aralarındaki bağı güçlendirmek istiyordu.
En: Emine was afraid that her children might remain indifferent to history, but at the same time, she wanted to strengthen the bond between them through this opportunity.

Tr: “Bugün çok özel bir yer keşfedeceğiz çocuklar,” dedi Emine, müzenin kapısından içeri girerken.
En: “Today, we’re going to discover a very special place, children,” said Emine, as they entered the museum.

Tr: “Burada göreceğimiz şeyler, eski zamanların mucizelerini anlatıyor.” Uğur ve Leyla'nın şaşkın gözleri, annelerine odaklanırken, dikkatlerini çekmek için bir şans yakaladığını hissetti.
En: “What we see here tells the miracles of ancient times.” As Uğur and Leyla's curious eyes focused on their mother, she felt she had a chance to capture their attention.

Tr: Müze salonları sessiz, fakat öğrenme isteğiyle doluydu.
En: The museum halls were silent but filled with a desire to learn.

Tr: Eski astronomların kullandığı aletler, mühendislik harikaları ve tıp alanındaki yenilikler, bu sessiz ortama manevi bir coşku katıyordu.
En: The instruments used by ancient astronomers, engineering marvels, and innovations in medicine added a spiritual excitement to this quiet atmosphere.

Tr: Uğur ve Leyla'nın küçük adımları yankılanıyor, her köşede yeni bir hikaye keşfetmelerine olanak tanıyordu.
En: The small steps of Uğur and Leyla echoed, giving them an opportunity to discover a new story in every corner.

Tr: Emine, çocukların ilgisini canlı tutmak için hikayeler anlattı.
En: Emine told stories to keep the children's interest alive.

Tr: “Bu, İbn-i Sina'nın tıbbi keşifleri üzerinde çalıştığı bir model,” dedi, Leyla’ya bir kavanozu gösterirken.
En: “This is a model of İbn-i Sina’s medical discoveries,” she said, showing a jar to Leyla.

Tr: “Bilginler, insan sağlığını bu kadar eskiden çözmeye çalıştı.” Bir noktada, Uğur ve Leyla, bir köşede duran eski bir usturlabı fark etti.
En: “Scholars tried to solve human health issues long ago.” At one point, Uğur and Leyla noticed an ancient astrolabe standing in a corner.

Tr: Uğur, “Bu ne işe yarıyor?” diye sordu.
En: Uğur asked, “What is this used for?” Emine picked up the astrolabe and explained: “In the past, people used this instrument to study the sky and find directions.

Tr: Emine, usturlabı eline alıp açıkladı: “Eskiden, insanlar bu aleti gökyüzünü incelemek ve yön bulmak için kullanırdı.
En: Back then, there was no GPS.” Leyla's eyes sparkled.

Tr: O zamanlar GPS yoktu.” Leyla'nın gözleri parladı.
En: “Did they have to study the sky?” she added with excitement.

Tr: “Gökyüzünü mi incelemeleri gerekiyordu?” diye ekledi coşkuyla.
En: This simple instrument had ignited the children's curiosity.

Tr: Bu basit alet, çocukların merakını alevlendirmişti.
En: Stories of stars, ancient journeys, and civilizations pushing the boundaries of knowledge...

Tr: Yıldızların öyküleri, eski yolculuklar ve bilginin sınırlarını zorlayan uygarlıklarla dolu hikayeler... Emine, çocuklarının gözlerindeki parıltıyı fark ettiğinde, doğru bir şeyler yaptığını hissetti.
En: When Emine noticed the sparkle in her children’s eyes, she felt she was doing something right.

Tr: Günün sonunda, Uğur ve Leyla yeni öğrendikleri onca bilgiyle dolup taşarken, Emine içten bir memnuniyet hissetti.
En: At the end of the day, while Uğur and Leyla brimmed with all the new information they learned, Emine felt a deep sense of satisfaction.

Tr: Artık çocuklarına tarih ve bilim sevgisi aşılamanın keyfini çıkarıyordu.
En: She was now enjoying instilling a love for history and science in her children.

Tr: Kendine olan güveni, yavaş yavaş geri geliyordu.
En: Her self-confidence was gradually returning.

Tr: Onları geleceğe hazırlamanın yollarını bulabileceğini biliyordu.
En: She knew she could find ways to prepare them for the future.

Tr: Bu ziyaret, sadece bir müze gezisinden fazlasıydı.
En: This visit was more than just a museum trip.

Tr: Emine için, anneliğin yeni bir yüzünü keşfetme yolculuğu; Uğur ve Leyla içinse, gelecekteki öğrenme serüvenlerine açılan bir kapıydı.
En: For Emine, it was a journey to discover a new aspect of motherhood; for Uğur and Leyla, it was a gateway to their future adventures in learning.

Tr: Ve ailecek paylaştıkları hikayeler, onları birbirine daha da yakınlaştırmıştı.
En: And the stories they shared as a family had brought them even closer together.


Vocabulary Words: