Fluent Fiction - Turkish: Dream to Reality: Melis's Journey to Success
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-11-23-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Melis derin bir nefes aldı.
En: Melis took a deep breath.
Tr: Kalbi hızla çarpıyordu.
En: Her heart was pounding.
Tr: Kış mevsimi, İstanbul’un soğuğu Beyoğlu sokaklarını buz gibi yapmıştı.
En: The winter season had turned the streets of Beyoğlu in İstanbul icy cold.
Tr: Startup Kuluçka Merkezi'nin girişinde durdu ve gözlerini kapadı.
En: She stood at the entrance of the Startup Kuluçka Merkezi and closed her eyes.
Tr: Burada olmak onun için bir hayaldi.
En: Being here was a dream for her.
Tr: Ancak bu hayalin gerçekleşmesi için çok çalışmıştı.
En: But she had worked hard to make this dream a reality.
Tr: Şimdi ise, yatırımcıların önünde projelerini tanıtma zamanıydı.
En: Now, it was time to present her projects in front of the investors.
Tr: Kerem onun yanındaydı.
En: Kerem was by her side.
Tr: “Melis, sen bunu yapabilirsin,” dedi Kerem güven verici bir sesle.
En: "Melis, you can do this," said Kerem in a reassuring voice.
Tr: Onun desteği Melis için çok kıymetliydi.
En: His support was very valuable to Melis.
Tr: Kerem her zaman pratiktir ve ayakları yere basar.
En: Kerem is always practical and grounded.
Tr: Melis ise hayalperest, yenilikçi bir zihin.
En: Melis, meanwhile, is a dreamer with an innovative mind.
Tr: İkisi bu farklılıklarıyla bir bütün olmuş, harika bir ekip kurmuşlardı.
En: Together, with their differences, they had formed an excellent team.
Tr: Girişimcilerle dolu bu modern alan, cam toplantı odaları, diyagramlarla dolu beyaz tahtalar ve rahat beyin fırtınası köşeleriyle doluydu.
En: This modern space filled with entrepreneurs was full of glass meeting rooms, whiteboards covered with diagrams, and cozy brainstorming corners.
Tr: Herkesin hayalleri vardı ve bu merkezi enerjiyle dolduruyordu.
En: Everyone had dreams, and it filled this center with energy.
Tr: Melis, projesinin sunumunu hazırlarken defalarca prova yapmıştı.
En: Melis had rehearsed her project presentation multiple times.
Tr: Hepsi kusursuz görünüyordu ama içindeki endişeyi bir türlü atamıyordu.
En: Everything seemed flawless, but she couldn't shake off the anxiety inside.
Tr: “Ya fikrim beğenilmezse?
En: "What if my idea isn't liked?"
Tr: ” diye düşündü.
En: she thought.
Tr: Özellikle Ece gibi başarılı bir yatırımcıdan olumlu bir yanıt almak, onun için çok önemliydi.
En: Especially getting a positive response from a successful investor like Ece was very important for her.
Tr: Toplantı odasına girdiklerinde, birkaç yatırımcı gülümseyerek onlara bakıyordu.
En: When they entered the meeting room, a few investors were smiling at them.
Tr: Ama Melis’in dikkati tamamen Ece’deydi.
En: But Melis's attention was completely on Ece.
Tr: Ece, tecrübeli ve başarılı bir yatırımcıydı.
En: Ece was an experienced and successful investor.
Tr: Onu etkilemek büyük bir adımdı.
En: Impressing her was a significant step.
Tr: Sunum başladı.
En: The presentation began.
Tr: Melis kağıda yazdığı plana sadık kalmaya çalıştı.
En: Melis tried to stick to the plan she had written on paper.
Tr: Ancak sorular altındaki baskı, onu zorladı.
En: However, the pressure under the questions challenged her.
Tr: Yatırımcılar fikirlerinin daha fazla detayını merak ediyorlardı.
En: The investors were curious about more details of her ideas.
Tr: İşte o an geldi.
En: Then the moment came.
Tr: Melis’in kafasında bir ses yankılandı: “Kalbini dinle.
En: A voice echoed in Melis's head: "Listen to your heart."
Tr: ”Melis derin bir nefes aldı ve tüm cesaretini topladı.
En: Melis took a deep breath and gathered all her courage.
Tr: Elindeki kağıtları kenara bırakarak, “Bugün size yazılı notlardan bahsetmek yerine, kişisel yolculuğumdan ve bu fikre olan inancımdan bahsedeceğim,” dedi.
En: Putting aside the papers in her hand, she said, "Today, instead of talking about written notes, I will talk about my personal journey and my belief in this idea."
Tr: Ve konuşmaya başladı.
En: And she began to speak.
Tr: Uzaktan çalışma konusundaki zorluklarından, bu alanı nasıl daha verimli hale getirebileceğinden, kendi deneyimlerinden ve proje hakkındaki tutkularından bahsetti.
En: She talked about the difficulties of remote work, how she could make this area more efficient, her own experiences, and her passions about the project.
Tr: Dürüstlüğü ve samimiyeti herkesin dikkatini çekmişti.
En: Her honesty and sincerity caught everyone's attention.
Tr: Ece, Melis’in gözlerindeki ışığı gördü.
En: Ece saw the light in Melis's eyes.
Tr: Toplantı bittiğinde, Ece ona yanaştı ve “Seninle çalışmak isterim, Melis,” dedi.
En: When the meeting ended, Ece approached her and said, "I'd like to work with you, Melis.
Tr: “Fikrinde gerçekten özel bir şey var.
En: There's truly something special in your idea."
Tr: ”Melis, o an içindeki özgüveni yeniden keşfetti.
En: Melis, at that moment, rediscovered the confidence inside her.
Tr: Kendi sesine ve içtenliğine inanarak, gerçek gücünü bulmuştu.
En: By believing in her own voice and sincerity, she had found her real strength.
Tr: Artık daha iyimser ve geleceğe umutla bakıyordu.
En: Now she was more optimistic and looking to the future with hope.
Tr: Bu onun için sadece bir başlangıçtı.
En: For her, this was just the beginning.
Vocabulary Words: