Fluent Fiction - Turkish: Ege's Unseen Treasure: A Journey of Courage and Discovery
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-04-06-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Botanik Bahçesi'nde çiçekler açılmış, yeşillikler canlanmıştı.
En: The flowers had bloomed and the greenery had come to life in the Botanik Bahçesi (Botanical Garden).
Tr: Kuşlar neşeli şarkılar söylüyor, baharın taze kokusu havayı dolduruyordu.
En: Birds were singing cheerful songs, and the fresh scent of spring filled the air.
Tr: Ege, sınıfı ile birlikte okul gezisine katılmıştı.
En: Ege had joined the school trip with his class.
Tr: Ege içine kapanık bir çocuktu.
En: Ege was a reserved child.
Tr: Hep arkadaşlarının gölgesinde kalırdı.
En: He would always remain in the shadow of his friends.
Tr: Ama bu gezi onun için farklı olacaktı.
En: But this trip was going to be different for him.
Tr: Yanında en yakın arkadaşı Zeynep vardı.
En: By his side was his closest friend Zeynep.
Tr: Zeynep her zaman Ege'ye destek olurdu.
En: Zeynep always supported Ege.
Tr: "Ege, bugün çok güzel bir şey bulabiliriz. Senin fark etmeni bekliyor," dedi.
En: "Ege, today we can find something beautiful. It's waiting for you to notice it," she said.
Tr: Ege, kendine güvenmediğinde Zeynep'in desteği hep onu rahatlatırdı.
En: Whenever Ege lacked confidence, Zeynep's support would always comfort him.
Tr: Ama bu kez, kendi başına bir şeyler keşfetmek istiyordu.
En: But this time, he wanted to discover something on his own.
Tr: Sınıf arkadaşları kelebek etrafında heyecanla dolanırken, Ege derin bir nefes aldı ve az gidilen bir patikaya yöneldi.
En: While his classmates were excitedly gathering around a butterfly, Ege took a deep breath and headed down a less-traveled path.
Tr: Patika sessizdi ama ormanda ürpertici bir güzellik vardı.
En: The path was quiet, but there was a haunting beauty in the forest.
Tr: Herbiri diğerinden farklı renklerde çiçekler açıyordu.
En: Flowers bloomed in different colors, each unique from the other.
Tr: Ege dikkatle etrafa baktı.
En: Ege looked around carefully.
Tr: Beklenmedik bir şey arıyordu.
En: He was looking for something unexpected.
Tr: Bir süre sonra, sıra dışı bir bitki gördü.
En: After a while, he saw an unusual plant.
Tr: Yaprakları mavi, çiçekleri mor renkteydi.
En: Its leaves were blue, and its flowers were purple.
Tr: Ege heyecanlandı.
En: Ege was thrilled.
Tr: Daha önce böyle bir bitki görmemişti.
En: He had never seen such a plant before.
Tr: Yanına yaklaşıp dikkatlice inceledi.
En: He approached it and examined it carefully.
Tr: Bitkinin hakkında küçük bir tabela vardı.
En: There was a small sign about the plant.
Tr: Tabelada bu nadir bitkinin geçmişi ve özellikleri yazıyordu. Bitkinin çevreye olan faydalarından bahsediliyordu.
En: The sign described the history and features of this rare plant and mentioned its benefits to the environment.
Tr: Heyecanla sınıfın yanına döndü.
En: Excitedly, he returned to his class.
Tr: Zeynep'e bulduklarını anlattı.
En: He told Zeynep what he had found.
Tr: "Harika!" dedi Zeynep.
En: "Amazing!" said Zeynep.
Tr: "Bunu sınıfa göster." Ege'nin içi umutla doldu.
En: "Show this to the class." Ege was filled with hope.
Tr: Sınıf toplandığında, öğretmen bitkileri öğrenme zamanı geldiğini söyledi.
En: When the class gathered, the teacher said it was time to learn about the plants.
Tr: Ege elini kaldırdı.
En: Ege raised his hand.
Tr: Kalbi hızlıca atıyordu ama bir yandan da kendine güveni artıyordu.
En: His heart was pounding fast, but at the same time, his confidence was growing.
Tr: Öğretmen ile göz göze gelince, bulduğu bitkiyi tanıttı.
En: When he made eye contact with the teacher, he introduced the plant he had found.
Tr: Arkadaşları şaşkın ve hayranlıkla onu dinliyordu.
En: His friends listened in astonishment and admiration.
Tr: Öğretmen Ege'ye teşekkür etti.
En: The teacher thanked Ege.
Tr: Herkes alkışladı.
En: Everyone applauded.
Tr: O an Ege kendini çok değerli hissetti.
En: In that moment, Ege felt very valuable.
Tr: Geziden sonra Ege, merakının ve keşfetme cesaretinin onu ne kadar ileri taşıyabileceğini gördü.
En: After the trip, Ege saw how far his curiosity and courage to explore could take him.
Tr: Artık sınıfın gölgesinden çıkmıştı.
En: He had now stepped out of the shadow of the class.
Tr: Merakı onun yeni gücü olmuştu.
En: His curiosity had become his new strength.
Tr: Ege'nin yüzü gülümsemeyle doluydu, kendine olan güveni tazelenmişti.
En: Ege's face was filled with a smile, and his confidence was renewed.
Tr: Zeynep, "Sana demiştim," diye fısıldadı. Ve ikisi de bahardan gelen o taze kokunun tadını çıkara çıkara eve döndüler.
En: Zeynep whispered, "I told you so." And both of them enjoyed the fresh scent of spring as they returned home.
Vocabulary Words: