Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Emir's Quiet Resolve: Capturing Kapadokya's Magic
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-05-22-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Büyükada Lisesi'nde ders zili çaldığında, Emir heyecanla sırasına oturdu.
En: When the school bell rang at Büyükada Lisesi, Emir excitedly took his seat.

Tr: Baharın gelişiyle, doğa adada canlanmış, çiçekler açmıştı.
En: With the arrival of spring, nature on the island had come alive and flowers had bloomed.

Tr: Ama Emir'in kafası başka bir yerdeydi.
En: But Emir's mind was somewhere else.

Tr: Okul gezisi ile Kapadokya'ya gitmenin hayalini kuruyordu.
En: He was dreaming of going on the school trip to Kapadokya.

Tr: Tarihi ve coğrafyasıyla ünlü bu bölge, onun için sadece bir gezi değil, bir fırsattı.
En: Famous for its history and geography, this place was not just a trip for him but an opportunity.

Tr: Hayalindeki fotoğrafı çekerek kendini kanıtlamak istiyordu.
En: He wanted to prove himself by taking the picture of his dreams.

Tr: Yine de, planlarının önünde bir engel vardı: Selin ve Ece.
En: However, there was an obstacle in his plans: Selin and Ece.

Tr: Selin çok enerjik ve maceraperestti.
En: Selin was very energetic and adventurous.

Tr: Sürekli yeni yerler keşfetmek isterdi.
En: She constantly wanted to explore new places.

Tr: Ece ise onu dengelerdi.
En: Ece, on the other hand, balanced her.

Tr: Uyumlu bir yapıya sahipti, genellikle anlaşmazlıkları çözmeye çalışırdı.
En: She had a harmonious nature and usually tried to resolve conflicts.

Tr: Emir ise, çoğu zaman onların gölgesinde kalıyordu.
En: Emir, meanwhile, often remained in their shadows.

Tr: Ama bu sefer, kendini göstermek istiyordu.
En: But this time, he wanted to make his presence known.

Tr: Kapadokya'ya varıldığında, Emir'in yüzü güldü.
En: When they arrived in Kapadokya, Emir's face lit up.

Tr: Oynayan renklerle bezeli peri bacaları ve gökyüzünde süzülen balonlar nefes kesiciydi.
En: The fairy chimneys adorned with playing colors and the balloons floating in the sky were breathtaking.

Tr: Ancak sıkı bir programları vardı.
En: However, they had a tight schedule.

Tr: Rehberlerine göre, tüm günlerini bir köy gezisiyle geçirmeliydiler.
En: According to their guide, they had to spend their entire day on a village tour.

Tr: Selin ve Ece, köyü keşfetmek istiyordu ama Emir, fotoğraf için mükemmel anı yakalamak istiyordu.
En: Selin and Ece wanted to explore the village, but Emir wanted to capture the perfect moment for a photograph.

Tr: İki arada kaldı.
En: He was torn between two choices.

Tr: “Emir, yola çıkıyoruz!” dedi Selin coşkuyla.
En: "Emir, we're heading out!" said Selin enthusiastically.

Tr: Ece de onu destekledi.
En: Ece supported her decision.

Tr: Emir arkadaşlarını izledi, ama içindeki sesi dinlemeye karar verdi ve orada kaldı.
En: Emir watched his friends, but decided to listen to his inner voice and stayed behind.

Tr: Üzgünce fotoğraf makinesini hazırladı.
En: He sadly prepared his camera.

Tr: Gökyüzündeki ilk balonun arkasından bir SOS çağrısı geldi.
En: A SOS call came from behind the first balloon in the sky.

Tr: Selin ve Ece'den biri bağırıyordu.
En: It was one of Selin and Ece shouting.

Tr: Tereddüt etmeden Emir, arkadaşlarının sesine doğru koştu.
En: Without hesitation, Emir ran towards the sound of his friends.

Tr: Köyde, Selin ve Ece, dar bir sokakta kaybolmuştu.
En: In the village, Selin and Ece had gotten lost in a narrow street.

Tr: Emir'in coğrafya bilgisi işe yaradı.
En: Emir's knowledge of geography proved useful.

Tr: Onlara doğru yolu gösterdi.
En: He showed them the right way.

Tr: Selin gülerek, “Sayende burada sıkışıp kalmadık.” dedi.
En: Selin laughed, "Thanks to you, we didn't get stuck here."

Tr: Tam o anda, arka planda gökyüzünde renkli balonlar yükseldi.
En: Just at that moment, colorful balloons rose in the sky as the backdrop.

Tr: Emir, o anın fotoğrafını çekti.
En: Emir captured that moment with his camera.

Tr: Fotoğraf, hem peri bacalarını hem de uzaklarda süzülen balonları içeriyordu.
En: The photograph included both the fairy chimneys and the balloons floating in the distance.

Tr: Bıraktığı hüzün, yerini kendine güvene bıraktı.
En: The sadness he felt turned into confidence.

Tr: Artık grubun bir parçası olduğuna inanıyordu.
En: He believed he was now a part of the group.

Tr: Selin ve Ece, onun bilgi ve fikirlerini daha fazla önemser hale gelmişti.
En: Selin and Ece had come to value his knowledge and ideas more.

Tr: Emir, en sonunda, sessiz bir güç sahibi olduğunu kabul etmişti.
En: Emir finally accepted that he possessed a quiet strength.

Tr: Bu unutulmaz gezi, kendisine hayatı boyunca hatırlayacağı bir ders verdi.
En: This unforgettable trip taught him a lesson he would remember for his entire life.


Vocabulary Words: