Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Emir's Summer: From Family Expectations to Personal Triumph
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-12-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'un karmaşık sokaklarında, küçük ve mütevazı bir apartmanda Emir yaşıyordu.
En: In the complex streets of İstanbul, Emir lived in a small and modest apartment.

Tr: Emir içindeki büyük hayallerle dolu bir gençti ama ailesi onun isteklerini pek anlamıyordu.
En: Emir was a young man filled with big dreams, but his family didn't quite understand his desires.

Tr: Odası her zaman dağınık olurdu, evin geri kalanında da huzur kaçmış gibiydi.
En: His room was always messy, and it seemed like peace was missing in the rest of the house, too.

Tr: Televizyon sesleri, ufak tartışmaların yankısı Emir'in kulaklarına her daim çarpıyordu.
En: The sounds of the television and echoes of small arguments always struck Emir's ears.

Tr: Bahar tatili bitmiş, yaz okulu başlamıştı.
En: Spring break had ended, and summer school had begun.

Tr: Emir okulun yolunu tutarken aklında tek bir şey vardı: Başarılı olup tüm ön yargılardan kurtulmak.
En: As Emir made his way to school, he had one thing on his mind: to be successful and free himself from all prejudices.

Tr: Yaz okulunun binası eskiydi ama öğrenciyle doluydu.
En: The summer school building was old, but it was full of students.

Tr: Girişte Kerem lahanadan(!) bir gülümseme ile Emir’i karşıladı.
En: At the entrance, Kerem greeted Emir with a "cabbage" (!) smile.

Tr: "Hey Emir, bu yaz sınıfın yıldızı sen olacaksın," dedi Kerem gülerek.
En: "Hey Emir, this summer you're going to be the star of the class," said Kerem with a laugh.

Tr: Emir, derslerinde başarısız sayılmazdı ama ailesi onun sadece okuldaki notlarına bakarak yanlış fikirlere kapılıyordu.
En: Emir wasn't considered unsuccessful in his studies, but his family formed the wrong ideas by only looking at his grades at school.

Tr: Özellikle babası hep onun mühendis olmasını isterdi.
En: His father, in particular, always wanted him to become an engineer.

Tr: Emir ise tasarıma, sanata ilgisi olduğunun farkındaydı.
En: However, Emir was aware that he was interested in design and art.

Tr: Ne de olsa hayatta herkesin doğru yolunu bulması gerekiyordu, değil mi?
En: After all, everyone in life had to find their true path, right?

Tr: Yaz okulundaki en büyük şansı, proje sunum günüydü.
En: His greatest opportunity in summer school was on project presentation day.

Tr: Emir oturup sıkı çalıştı, Kerem de ona yardım etti.
En: Emir sat down and worked hard, and Kerem helped him.

Tr: Kerem dışarıdan çok keyfine düşkün gözüküyordu ama aslında arkadaşını gerçekten önemsiyordu.
En: Though Kerem seemed carefree on the outside, he truly cared about his friend.

Tr: Sunum günü geldiğinde Emir, sınıfın karşısında durdu.
En: On the day of the presentation, Emir stood in front of the class.

Tr: Slaytları bir bir açarken sınıf arkadaşları hayretle onu izliyordu.
En: As he opened each slide, his classmates watched him in awe.

Tr: Proje özgün ve yenilikçiydi.
En: The project was original and innovative.

Tr: Projenin sonunda sınıf sessizliğe gömüldü.
En: At the end of the project, the class fell into silence.

Tr: Ardından büyük bir alkış koptu.
En: Then, a big round of applause erupted.

Tr: Öğretmenin gözleri parlıyordu.
En: The teacher's eyes were shining.

Tr: Emir, Kerem’le bakıştı. Anlamıştı ki ailesi dışında da onu destekleyen insanlar vardı.
En: Emir exchanged glances with Kerem and understood that there were people who supported him beyond his family.

Tr: Sunumdan sonra eve dönünce Zeynep onunla gurur duyduğunu çekingen bir şekilde belirtti.
En: When he returned home after the presentation, Zeynep shyly expressed how proud she was of him.

Tr: Annesi ilk defa ona sarılarak "Aferin oğlum," dedi.
En: For the first time, his mother hugged him and said, "Well done, my son."

Tr: O gün Emir’in içindeki güvensizlik yerini cesarete bıraktı.
En: That day, the insecurity within Emir was replaced by courage.

Tr: Evin içindeki karmaşa belki azalmadı ama Emir içsel huzuru bulmuştu.
En: The chaos within the house might not have decreased, but Emir had found inner peace.

Tr: Zeynep de abisinin yanında kendisi için umut buldu, kendi yolunu çizmek için cesaretlendi.
En: Zeynep, too, found hope beside her brother and felt encouraged to chart her own path.

Tr: O gün Emir fark etti ki, aile her zaman her detayı anlamasa da başarı görüldüğünde tepkiler yumuşardı.
En: That day, Emir realized that even if a family doesn't understand every detail all the time, their reactions soften when success is seen.

Tr: Yeter ki insan kendine güvenmeyi bilsin.
En: As long as a person knows to trust themselves.

Tr: Herkesin kendi yıldızına ulaşacağı gün elbet gelir.
En: Everyone's day to reach their own star will surely come.

Tr: Yazın sonunda, Emir ailesinin ona duyduğu gururun tadını çıkarmakta özgürdü.
En: At the end of summer, Emir was free to enjoy the pride his family felt for him.


Vocabulary Words: