Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Emre's Journey: Finding Courage in the Heart of Istanbul
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-12-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul Atatürk Havalimanı, yaz sıcağının dışarıda yavaşça hissedildiği bir gün, yine her zamanki gibi kalabalık ve hareketliydi.
En: İstanbul Atatürk Havalimanı, on a day when the summer heat was slowly felt outside, was once again crowded and bustling as usual.

Tr: İnsanlar telaş içinde bavullarını taşırken, terminalin içinde mis gibi Türk kahvesinin kokusu dolup taşıyordu.
En: While people were carrying their suitcases in a hurry, the aroma of delicious Türk kahvesi was filling the terminal.

Tr: Emre, kuzeni Leyla'yı Kanada'ya uğurlamak için burada bulunuyordu.
En: Emre was there to see off his cousin Leyla to Canada.

Tr: Onları beraberinde getiren Yusuf, biraz üzgün ama Leyla için heyecanlıydı.
En: Yusuf, who brought them there, was a little sad but excited for Leyla.

Tr: Leyla, gülümsüyordu; ama gözlerindeki hüzün de gözden kaçmıyordu.
En: Leyla was smiling, but the sadness in her eyes was noticeable as well.

Tr: "Emre, Kanada çok uzak," dedi, sesi biraz titrek.
En: "Emre, Canada is so far," she said, her voice slightly trembling.

Tr: Emre ise onun bu yeni macerasına destek olurken, içindeki karışık duygularla boğuşuyordu.
En: Emre, while supporting her in this new adventure, was struggling with mixed emotions inside.

Tr: Dünyayı gezme hayali hep içinde bir yerde saklıydı ama aile sorumlulukları onu İstanbul'da tutmuştu.
En: His dream of traveling the world was always hidden somewhere inside, but family responsibilities had kept him in İstanbul.

Tr: "Kutlama günlerini yeni atlattık," dedi Emre, Leyla'yı neşelendirmek istercesine.
En: "We just got through the celebration days," said Emre, wanting to cheer Leyla up.

Tr: "Ailemiz bir aradayken zamanın nasıl geçtiğini pek anlayamadık.
En: "We didn't quite realize how time passed when our family was together.

Tr: Bu gidişin de bir nevi bayram hediyesi gibi..." Leyla güldü.
En: This departure is also like a festive gift in some way..." Leyla laughed.

Tr: Bayramın sıcaklığı ve sevgi dolu anıları hâlâ tazeydi.
En: The warmth and loving memories of the holiday were still fresh.

Tr: Emre, derin bir nefes aldı.
En: Emre took a deep breath.

Tr: "Leyla, aslında söylemek istediğim bir şey var.
En: "Leyla, there's actually something I want to say.

Tr: Hep gezmek, başka yerler görmek istedim ama bir türlü cesaret edemedim.
En: I've always wanted to travel, to see other places, but I've never had the courage.

Tr: Sence ne yapmalıyım?"
En: What do you think I should do?"

Tr: diye sordu.
En: he asked.

Tr: Leyla, şaşkınlıkla Emre'ye baktı.
En: Leyla looked at Emre with surprise.

Tr: Hislerinin bu kadar yoğun olduğunu bilmiyordu.
En: She didn't know his feelings were this intense.

Tr: Kısa bir sessizlik oldu, gürültüye rağmen birbirlerinin ne hissettiğini anladılar.
En: There was a brief silence, despite the noise, they understood what each other felt.

Tr: Anons duyuldu: "Kanada uçağı için son çağrı."
En: An announcement was heard: "Last call for the Canada flight."

Tr: Bu ses, duygularını daha da yoğunlaştırdı.
En: This voice intensified their emotions even more.

Tr: Leyla, Emre'ye sıkıca sarıldı ve onun kulağına fısıldadı: "Korkma, yola çık.
En: Leyla hugged Emre tightly and whispered in his ear: "Don't be afraid, hit the road.

Tr: Hayatını yaşa.
En: Live your life.

Tr: Sen de gelebilirsin, o cesareti bul.
En: You can come too; find that courage.

Tr: Bu dünya görmek için çok güzel."
En: This world is too beautiful not to see."

Tr: Emre, bu sözlerle bir şeylerin değiştiğini hissetti.
En: Emre felt that something had changed with these words.

Tr: Kalbindeki kararlılık yükseldi ve o an Leyla'nın ne kadar haklı olduğunu anladı.
En: Determination rose in his heart, and at that moment, he realized how right Leyla was.

Tr: Leyla uçağa gittiğinde, Emre uçakların arka plana kaybolduğu ufka doğru baktı.
En: When Leyla went to the plane, Emre looked toward the horizon where the planes disappeared into the background.

Tr: İçinde yeni bir sabır ve azim buldu.
En: He found new patience and resolve within himself.

Tr: Ailesini ve sevdiklerini bırakmak kolay olmayacaktı ama hayallerini gerçekleştirmek de bir o kadar önemliydi.
En: Leaving his family and loved ones wouldn't be easy, but realizing his dreams was equally important.

Tr: Bundan sonra Emre, ilk yapacağı şeyin bir seyahat planı hazırlamak olduğuna karar verdi.
En: From then on, Emre decided that the first thing he would do was to prepare a travel plan.

Tr: İç sesini dinleyerek, kendi yolunu çizmenin vakti gelmişti.
En: It was time to listen to his inner voice and chart his own path.

Tr: İstanbul'un kalabalığında Emre'nin yüzü aydınlandı, içinde yeni bir başlangıç parladı.
En: In the crowd of İstanbul, Emre's face lit up, and a new beginning sparkled within him.

Tr: Artık biliyordu ki kendi hikayesinin kahramanı, ancak kendi adımlarıyla olabilirdi.
En: He now knew that to be the hero of his own story, he could only do it with his own steps.


Vocabulary Words: