Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Emre's Rise: From Aspiring Player to Team Captain
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-25-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'un eteklerinde, yaz güneşi etrafı kucakladı.
En: On the outskirts of İstanbul, the summer sun embraced the surroundings.

Tr: Emre, büyük bir hedefle antrenman kampının yollarını tuttu.
En: Emre set off on the road to the training camp with a big goal.

Tr: O, bir ragbi takımının kaptanı olmayı hayal ediyordu.
En: He dreamed of becoming the captain of a rugby team.

Tr: Kamp, büyükçe bir çayırlık alanda yer alıyordu; etrafı yuvarlak tepelerle çevriliydi.
En: The camp was located in a large meadow area; it was surrounded by round hills.

Tr: Şehrin uzaklardan gelen uğultusu, zaman zaman sessizliği bozuyordu.
En: The distant hum of the city occasionally broke the silence.

Tr: Emre, kampın ilk günü içten bir heyecan ve aynı zamanda bir endişeyle keşfediyordu çevresini.
En: Emre, on the first day of the camp, explored his surroundings with a heartfelt excitement and at the same time, a little anxiety.

Tr: Yanında, takım arkadaşları da vardı.
En: By his side were his teammates.

Tr: Ahmet, tecrübeli bir oyuncu ve herkesin gözdesiydi.
En: Ahmet, an experienced player, was everyone's favorite.

Tr: Emre, Ahmet'in gölgesinde kalmaktan korkuyordu.
En: Emre feared being overshadowed by Ahmet.

Tr: Başarıya giden yolda kendisini yetersiz hissediyordu.
En: On the road to success, he felt inadequate.

Tr: Onun en büyük destekçisi ise, takımın koçu Zeynep'ti.
En: His biggest supporter, however, was the team's coach, Zeynep.

Tr: Zeynep, güçlü ve yetenekli bir liderdi.
En: Zeynep was a strong and talented leader.

Tr: Takıma olan güveni tamdı, ama kaptanlık için doğru kişiyi bekliyordu.
En: She had complete confidence in the team but was waiting for the right person for captaincy.

Tr: Bir akşamüstü, Emre bir karar aldı.
En: One afternoon, Emre made a decision.

Tr: Takıma ekstra bir antrenman seansı düzenlemeye karar verdi.
En: He decided to organize an extra training session for the team.

Tr: Bu, liderlik göstermek ve kendine güven sağlamak için bir fırsattı.
En: This was an opportunity to show leadership and build self-confidence.

Tr: Takımını bir araya topladı.
En: He gathered his team together.

Tr: Ahmet dahil herkes bu ek antrenmana katıldı.
En: Everyone, including Ahmet, attended this additional training.

Tr: O gün, kamp alanında hava sıcaktı, fakat Emre'nin içindeki ateş daha güçlüydü.
En: That day, the weather at the camp was hot, but the fire within Emre was stronger.

Tr: Antrenman sırasında herkesin dikkatini çekecek bir pozisyonda bir oyun başladı.
En: During the training, a play started in a position that would catch everyone's attention.

Tr: Emre, hızlı düşünmeli ve ekibine rehberlik etmeliydi.
En: Emre needed to think quickly and guide his team.

Tr: Kalbi hızla atıyordu ama zihni berraktı.
En: His heart was racing, but his mind was clear.

Tr: Emre cesur bir kararla herkesin önünde sorumluluğu üstlendi.
En: With a bold decision, Emre took on the responsibility in front of everyone.

Tr: "Hadi takım!
En: "Come on, team!

Tr: Bir araya gelin!"
En: Gather around!"

Tr: diye seslendi.
En: he called out.

Tr: Takım arkadaşlarıyla birlikte hareket etti ve doğru bir pas atışı yaptı.
En: He moved together with his teammates and made an accurate pass.

Tr: Bu, oyunda büyük bir kırılma anıydı.
En: This was a pivotal moment in the game.

Tr: Emre'nin kararlılığı, tüm takımı harekete geçirmişti.
En: Emre's determination had mobilized the entire team.

Tr: Antrenmanın sonunda Zeynep, Emre'nin yanına yaklaştı.
En: At the end of the training, Zeynep approached Emre.

Tr: "Emre," dedi gülümseyerek, "gerçek bir lider olduğunu gösterdin."
En: "Emre," she said with a smile, "you showed that you are a true leader."

Tr: Bu sözler, Emre'nin içindeki tüm şüpheleri silip süpürdü.
En: These words swept away all the doubts within Emre.

Tr: Sonunda takım arkadaşlarının saygısını ve Zeynep'in onayını kazandı, yeni kaptan olarak seçildi.
En: He finally earned the respect of his teammates and Zeynep's approval, being chosen as the new captain.

Tr: Emre için bu sadece bir başlangıçtı.
En: For Emre, this was just the beginning.

Tr: Artık liderliğin sadece yetenek değil, inisiyatif almak da olduğunu biliyordu.
En: He now knew that leadership was not only about talent but also taking the initiative.

Tr: Takımının başında, yeni bir sezona hazırdı.
En: As the head of his team, he was ready for a new season.

Tr: Yaz güneşi, Emre'nin üzerinde yeni bir parıltıyla doğuyordu, ve bu, onun yeni yolculuğunun ışığıydı.
En: The summer sun rose with a new brilliance over Emre, and this was the light of his new journey.


Vocabulary Words: