Fluent Fiction - Turkish: Finding Balance: A Springtime Shift on Campus
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-03-31-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Sabah güneşi, yurt odasının pencere pervazından içeri süzülüyordu.
En: The morning sun was filtering in through the window sill of the dormitory room.
Tr: Bahar mevsimi kampüsü yenilemişti; çiçekler açmış, kuşlar cıvıldıyordu.
En: The spring season had renewed the campus; flowers had bloomed, and birds were chirping.
Tr: Yurt binası, öğrencilerin hareketliliğiyle doluydu.
En: The dormitory building was full of the hustle and bustle of students.
Tr: Emir, masasının başında sessizce çalışıyordu.
En: Emir was quietly working at his desk.
Tr: Not defterleri, ders kitapları ve bir kalem kalabalığı yurt odasındaki masanın dört bir yanına yayılmıştı.
En: Notebooks, textbooks, and a clutter of pens were spread around the four corners of the desk in the dorm room.
Tr: Gözlerini kitaptan kaldırmıyor, derin nefes alıyordu.
En: He didn't lift his eyes from the book and took deep breaths.
Tr: Aylin ise odanın diğer köşesinde durmuş, Emir'i izliyordu.
En: Aylin, on the other hand, stood in the other corner of the room, watching Emir.
Tr: Emir'in çalışkanlığına saygı duyuyordu ama kaygısını da görebiliyordu.
En: She respected Emir's diligence but could also see his anxiety.
Tr: "Emir," dedi nazik bir sesle, "biraz ara vermelisin.
En: "Emir," she said in a gentle voice, "you should take a break.
Tr: Bahar havası harika.
En: The spring weather is wonderful.
Tr: Dışarı çıkalım, biraz rahatla."
En: Let's go outside and relax a bit."
Tr: Emir başını kaldırdı, gözleri kaygılıydı.
En: Emir lifted his head, his eyes full of worry.
Tr: "Çalışmam gerekiyor Aylin.
En: "I need to study, Aylin.
Tr: Bu sınav çok önemli."
En: This exam is very important."
Tr: Aylin, masanın kenarına oturdu, sakin bir şekilde Emir'e baktı.
En: Aylin sat down on the edge of the desk and calmly looked at Emir.
Tr: "Biliyorum Emir, ama ara vermek sana iyi gelir.
En: "I know, Emir, but taking a break will do you good.
Tr: Beynin de dinlenmeli, yoksa daha çok yorulursun."
En: Your brain needs to rest too, otherwise, you'll get more tired."
Tr: Emir derin bir nefes aldı.
En: Emir took a deep breath.
Tr: Aylin'in sözleri doğru geliyordu ama ailesinin beklentileri karşısında gevşemeye cesaret edemiyordu.
En: Aylin's words felt right, but he didn't dare relax in the face of his family's expectations.
Tr: "Aylin, anlamıyorsun.
En: "Aylin, you don't understand.
Tr: Başarılı olmalıyım; ailem benden bunu bekliyor."
En: I have to succeed; that's what my family expects of me."
Tr: Aylin, hafif bir gülümsemeyle gözlerini Emir'inkilere dikti.
En: Aylin fixed her eyes on Emir's with a slight smile.
Tr: "Senin için endişeleniyorum.
En: "I'm worried about you.
Tr: Sen hepimize ilham veriyorsun ama bu endişe seni gölgeliyor.
En: You inspire all of us, but this anxiety is overshadowing you.
Tr: Ben de gelecekle ilgili endişeliyim ama diğer yönlerimizi ihmal edemeyiz."
En: I'm also worried about the future, but we can't neglect other aspects of ourselves."
Tr: Emir, Aylin'in içtenliğini hissetti ve sessizce düşündü.
En: Emir felt Aylin's sincerity and pondered quietly.
Tr: Aylin'in kendisi kadar endişeli olduğunu bilmek şaşırtıcıydı.
En: It was surprising to know that Aylin was as anxious as he was.
Tr: "Tamam," dedi yavaşça, "belki kısa bir yürüyüş yapabiliriz."
En: "Okay," he said slowly, "maybe we can take a short walk."
Tr: Aylin sevinçle yerinden fırladı.
En: Aylin leaped up with joy.
Tr: "Hadi o zaman, dışarıda hava harika."
En: "Let's go then, the weather outside is wonderful."
Tr: Emir ve Aylin, odadan çıkıp kampüsün yeşil koridorlarına adım attı.
En: Emir and Aylin stepped out of the room and into the green corridors of the campus.
Tr: Serin bir esinti, kaygılarını bir nebze olsun almış, yerini baharın güzel kokusuna bırakmıştı.
En: A cool breeze had somewhat taken away their worries, replacing them with the beautiful scent of spring.
Tr: Emir, uzun zamandır ilk kez rahatlamış hissediyordu.
En: Emir felt relaxed for the first time in a long while.
Tr: Dönüşte, Emir'in yüzündeki gerginlik geçmişti.
En: On the way back, the tension on Emir's face had disappeared.
Tr: Masaya oturduğunda kendini daha odaklanmış, zinde hissediyordu.
En: When he sat back at his desk, he felt more focused and refreshed.
Tr: Aylin'in haklı olduğunu anlamıştı; başarı stressiz bir zihinle daha kolay elde edilebilirdi.
En: He realized Aylin was right; success could be achieved more easily with a stress-free mind.
Tr: Bundan böyle Emir, ders çalışmanın yanı sıra kendine zaman ayırmayı ihmal etmeyecekti.
En: From now on, Emir would not neglect to make time for himself in addition to studying.
Tr: Başarı sadece derslerde değil, hayatta da dengeyi bulmakla ilgiliydi.
En: Success was not only about academics but also about finding balance in life.
Tr: Şimdi, not defterinin üzerine yeni bir sayfa çevirdi ve dersine enerjik bir başlangıç yaptı.
En: Now, he turned a new page on his notebook and made an energetic start to his lesson.
Tr: Baharın taze havası, onu tazelemişti.
En: The fresh air of spring had rejuvenated him.
Vocabulary Words: