Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Finding Balance: Emre's Journey Through Exam Anxiety
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-19-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Üsküdar Anadolu Lisesi’nin geniş bahçesi, yaz havasıyla doluydu.
En: The expansive courtyard of Üsküdar Anadolu Lisesi was filled with the ambiance of summer.

Tr: Öğrenciler, sınav telaşı içinde koridorda aşağı yukarı gidip geliyordu.
En: Students were pacing up and down the corridor in a rush of exam anxiety.

Tr: Kimi çözümlere, kimi kitaplarına dalmıştı.
En: Some were absorbed in solutions, others in their books.

Tr: Ama hepsinin aklında aynı hedef vardı: Yaz tatili öncesindeki son büyük sınavlar.
En: But they all had the same goal in mind: the final big exams before the summer break.

Tr: Emre, okul kütüphanesinde oturuyordu.
En: Emre was sitting in the school library.

Tr: Masanın üzerinde notlar, kitaplar ve kalemler dağılmıştı.
En: Notes, books, and pens were scattered on the table.

Tr: Gözleri yorgundu; ama zihni daha yorgundu.
En: His eyes were tired; but his mind was even more exhausted.

Tr: "Bu sefer kesin başarılı olmalıyım," diye içinden geçirdi Emre.
En: "This time I must definitely succeed," Emre thought to himself.

Tr: Hayalindeki üniversiteye gitmek ve burs kazanmak istiyordu.
En: He wanted to attend the university of his dreams and win a scholarship.

Tr: Ancak, bu düşüncelerin ağırlığı kalbindeki endişeyi körüklüyordu.
En: However, the weight of these thoughts fueled the anxiety in his heart.

Tr: Yanına Leyla yaklaştı.
En: Leyla approached him.

Tr: Dikkatle Emre'yi izliyordu.
En: She was watching Emre attentively.

Tr: "Emre, biraz nefes alman lazım.
En: "Emre, you need to take a breath.

Tr: Sürekli çalışmak seni daha çok yoruyor," dedi gülümseyerek.
En: Constantly studying is tiring you out even more," she said with a smile.

Tr: Leyla, Emre'nin en iyi arkadaşı ve her zaman yanında olan kişiydi.
En: Leyla was Emre's best friend and always by his side.

Tr: Emre'nin kaygılarını anlıyor; ama onun sık sık durup nefes alması gerektiğine inanıyordu.
En: She understood Emre's worries but believed he needed to stop and take a breather frequently.

Tr: Emre derin bir nefes aldı.
En: Emre took a deep breath.

Tr: "Ama Leyla, eğer çok çalışmazsam hedefimden uzaklaşırım," dedi titrek bir sesle.
En: "But Leyla, if I don't work hard, I'll drift away from my goal," he said with a shaky voice.

Tr: Endişe seviyesi yüksekti.
En: His level of anxiety was high.

Tr: Leyla, masanın kenarına oturdu.
En: Leyla sat on the edge of the table.

Tr: "Emre, stres seni başarıdan uzaklaştırır.
En: "Emre, stress takes you away from success.

Tr: Sağlıklı bir plan yapmalısın.
En: You need to make a healthy plan.

Tr: Bazen kendine dinlenmek için de vakit vermelisin," dedi.
En: Sometimes you should give yourself time to rest," she said.

Tr: Onun bu tatlı uyarıları Emre'yi biraz düşündürdü.
En: Her sweet reminders made Emre think a little.

Tr: Günler geçti.
En: Days passed.

Tr: Emre her gün kütüphanede saatlerce çalışıyordu.
En: Emre was studying for hours in the library every day.

Tr: Ancak bir gün, çok çalışmanın yükü altında ezildi.
En: But one day, he was overwhelmed by the burden of studying too much.

Tr: Ter içinde, nefes nefese, başını kollarının arasına gizledi.
En: Sweaty and out of breath, he hid his head in his arms.

Tr: Leyla hemen yanında belirdi.
En: Leyla immediately appeared by his side.

Tr: "Hey, sakin ol," diyerek koluna dokundu.
En: "Hey, calm down," she said, touching his arm.

Tr: "Her şeyden vazgeçmek zorunda değilsin ama denge kurman şart."
En: "You don't have to give up everything, but you need to find a balance."

Tr: Leyla'nın sözleri Emre'nin bütün gerginliğini hafifletti.
En: Leyla's words alleviated all of Emre's tension.

Tr: Başını yavaşça kaldırdı.
En: He slowly lifted his head.

Tr: Leyla’yla uzun uzun konuştular.
En: They talked at length with Leyla.

Tr: Nihayet Emre, sınavlar için bir denge kurmanın gerekliliğini anladı.
En: Finally, Emre understood the necessity of finding a balance for the exams.

Tr: Daha rahat bir çalışma programı hazırlamaya karar verdi.
En: He decided to prepare a more relaxed study schedule.

Tr: Sınav haftası geldiğinde Emre’nin kalbindeki huzur, başarısının anahtarı oldu.
En: When exam week came, the peace in Emre's heart was the key to his success.

Tr: Artık endişeli değil, kendinden emindi.
En: He was no longer anxious; he was confident.

Tr: Zorlu geçen sınav günlerinden sonra Emre, kendisini gayet iyi hissediyordu.
En: After the challenging exam days, Emre felt quite good about himself.

Tr: Sonuçlar açıklandığında, Emre’nin çabalarının karşılığını aldığı gayet netti.
En: When the results were announced, it was very clear that Emre had reaped the rewards of his efforts.

Tr: Hayallerine bir adım daha yaklaşmıştı.
En: He had taken another step closer to his dreams.

Tr: Emre Leyla'ya dönerek, "Teşekkür ederim," dedi gülümseyerek.
En: Turning to Leyla, Emre said, "Thank you," with a smile.

Tr: Leyla da gülümseyip, "Her zaman yanındayım," dedi.
En: Leyla also smiled and said, "I'm always by your side."

Tr: Üsküdar'ın yaz akşamında, okulu arkasında bırakan onlarca öğrenci arasında, Emre ve Leyla da vardı.
En: In the summer evening of Üsküdar, among dozens of students leaving the school behind, Emre and Leyla were there too.

Tr: Ancak onların omuzlarında artık yalnızca umutlu bir gelecek vardı.
En: But the only thing on their shoulders now was a hopeful future.


Vocabulary Words: