Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Finding Courage: Zeynep's Artistic Awakening at School
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-07-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Sıcak bir yaz günü, okulların ilk günüydü.
En: It was a hot summer day, the first day of school.

Tr: Okul koridorları yaz tatilinin ardından arkadaşlarını yeniden gören öğrencilerle dolup taşıyordu.
En: The school corridors were bustling with students who were seeing their friends again after summer break.

Tr: Güneş ışınları büyük pencerelerden içeri süzülüyordu.
En: Sunlight was streaming through the large windows.

Tr: Duyuru panoları, yeni dönem için kulüp ve etkinlik ilanlarıyla kaplıydı.
En: The bulletin boards were covered with club and event announcements for the new semester.

Tr: İşte bu hareketli ortamda, lise ikinci sınıf öğrencisi Zeynep, okul binasına adım attı.
En: In this lively environment, tenth grader Zeynep stepped into the school building.

Tr: Derin bir nefes aldı.
En: She took a deep breath.

Tr: Kalbi biraz endişeli çarpıyordu.
En: Her heart was beating a little anxiously.

Tr: Zeynep sessiz, dalgın ve içine kapanıktı.
En: Zeynep was quiet, dreamy, and introverted.

Tr: Her zaman iyi bir izlenim bırakmak istiyordu ama utangaçlığı onun peşini bırakmıyordu.
En: She always wanted to make a good impression, but her shyness wouldn't leave her alone.

Tr: Elif, Zeynep'in en yakın arkadaşıydı.
En: Elif was Zeynep's best friend.

Tr: Elif neşeliydi, her zaman insanları bir araya getirmeye çalışırdı ama bir yandan da Zeynep ile olan arkadaşlığının değişeceğinden korkuyordu.
En: Elif was cheerful, always trying to bring people together, but she was also afraid that her friendship with Zeynep would change.

Tr: Bu arada, okula yeni gelen Yusuf da başka bir şehirden gelmişti.
En: Meanwhile, Yusuf, who was new to the school, had come from another city.

Tr: Kendine yeni bir arkadaş çevresi oluşturmak için sabırsızlanıyordu.
En: He was eager to form a new circle of friends.

Tr: Yusuf’ın enerjisi yüksek ve iyimserdi.
En: Yusuf's energy was high and optimistic.

Tr: Farklı giyimiyle hemen dikkat çekiyordu.
En: He immediately drew attention with his unique style of dressing.

Tr: Zeynep, sanatla uğraşmayı seviyordu ama bu tutkusunu kimseyle paylaşamıyordu.
En: Zeynep loved engaging in art, but she couldn't share this passion with anyone.

Tr: Bugün cesaretini toplayıp okulun sanat kulübüne katılmayı düşündü.
En: Today, she thought of mustering the courage to join the school's art club.

Tr: Ama Elif’e bunu söylemek konusunda tereddüt ediyordu.
En: However, she was hesitant to tell Elif about it.

Tr: Elif, Zeynep'in kimseyle paylaşmadığı bu tutkuyu bilmiyordu.
En: Elif did not know about this passion that Zeynep hadn't shared with anyone.

Tr: Koridorda yürürken, sanat kulübünün tanıtım ilanını gördü.
En: While walking down the corridor, she saw the art club's announcement.

Tr: Derin bir nefes aldı ve adı kağıda yazdı.
En: She took a deep breath and wrote her name on the paper.

Tr: İlk adımı atmıştı ama hala gergindi.
En: She had taken the first step but was still nervous.

Tr: Sanat kulübünün ilk toplantısına katılmak için odanın kapısına geldiğinde, içerideki herkes ona bakıyordu.
En: When she arrived at the door to attend the first meeting of the art club, everyone inside was looking at her.

Tr: Bu durum onu utandırdı.
En: This embarrassed her.

Tr: Ama birdenbire, eline verilen boyalarla bir tuvale yöneldi.
En: But suddenly, she was directed to a canvas with paints in her hand.

Tr: İçinde bir şeyler kıvılcımlandı ve ansızın kendini kaptırdı.
En: Something sparked inside her, and she suddenly got caught up in it.

Tr: Kulüp üyeleri sessizleşti.
En: The club members grew quiet.

Tr: Olay yavaşça gelişti ve Zeynep’in çizimi tüm dikkatleri üzerine çekti.
En: The incident unfolded slowly, and Zeynep's drawing attracted everyone's attention.

Tr: Herkes etkilendi.
En: Everyone was impressed.

Tr: Zeynep ilk defa bu kadar ilginin merkezindeydi.
En: For the first time, Zeynep was at the center of such interest.

Tr: Utangaç hali yerini heyecana bıraktı.
En: Her shyness gave way to excitement.

Tr: Toplantının bitiminde insanlar Zeynep'i kutladı.
En: At the end of the meeting, people congratulated Zeynep.

Tr: Zeynep kendini hiç bu kadar özgür hissetmemişti.
En: She had never felt so free.

Tr: O an anladı ki, kendini ifade etmek onu yalnızlaştırmıyordu.
En: At that moment, she realized that expressing herself wasn't isolating her.

Tr: Bu deneyim, Elif ile olan arkadaşlığına da zarar vermemişti.
En: This experience hadn't harmed her friendship with Elif either.

Tr: Elif, Zeynep'in kararını destekledi ve onu yüreklendirdi.
En: Elif supported Zeynep's decision and encouraged her.

Tr: Zeynep, okulun bahçesinden yürürken derin bir nefes aldı.
En: As Zeynep walked through the schoolyard, she took a deep breath.

Tr: Sıcak yaz güneşi yüzüne vururken, korkularının yersiz olduğunu fark etti.
En: As the warm summer sun hit her face, she realized her fears were unfounded.

Tr: Elif yanında yürüyordu ve Zeynep’e gülümsüyordu.
En: Elif was walking beside her, smiling at Zeynep.

Tr: Şimdi, hem arkadaşlıklarının daha değerli olduğuna inanıyor hem de sanat tutkusu karşısında kendini daha özgür hissediyordu.
En: Now, she believed that both their friendship was more valuable and she felt freer in her passion for art.

Tr: Zeynep artık daha cesurdu.
En: Zeynep was now more courageous.

Tr: İçindeki sanat sevgisi, onun özgüvenine katkıda bulunmuştu.
En: Her love for art had contributed to her self-confidence.

Tr: Artık başkalarının ne düşündüğünden daha az korkuyordu.
En: She was now less afraid of what others thought.

Tr: Kendi tutuğu yolda yürüyebiliyordu ve bunun tadını çıkarmaya hazırdı.
En: She could walk her own path and was ready to enjoy it.


Vocabulary Words: