Fluent Fiction - Turkish: Finding Peace and Passion: A Transformative Mountain Retreat
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-04-23-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Toros Dağları'nın sessiz yamaçlarında, çiçek kokularıyla dolu taze bahar havasında, bir grup insan huzur arıyordu.
En: On the quiet slopes of the Toros Dağları, in the fresh spring air filled with the scent of flowers, a group of people were seeking tranquility.
Tr: Mert ve Zeynep de bu grubun bir parçasıydı.
En: Mert and Zeynep were part of this group.
Tr: Mert, iş hayatının yoruculuğundan kaçmayı, iç huzurunu bulmayı umuyordu.
En: Mert was hoping to escape the demands of work life and find inner peace.
Tr: Zeynep ise öğretmenlik tutkusunu kaybetmiş gibi hissediyor, yeniden ilham bulmak istiyordu.
En: Meanwhile, Zeynep felt as if she had lost her passion for teaching and was looking to find inspiration again.
Tr: Retreat alanı ahşap kulübelerden oluşuyordu.
En: The retreat area consisted of wooden cabins.
Tr: Sessizliğin melodisi, antik çam ağaçları ve usulca akan bir dere tarafından yaratılıyordu.
En: The melody of silence was created by ancient pine trees and a gently flowing stream.
Tr: İlk gün, Mert'in zihni henüz İstanbul'un kalabalığı ve iş dosyalarıyla meşguldü.
En: On the first day, Mert's mind was still occupied with the crowds and job files of İstanbul.
Tr: Sessizce göle bakan bir taş üzerine oturdu ve zihnini boşaltmaya çalıştı.
En: He sat quietly on a stone overlooking a lake and tried to clear his mind.
Tr: Ancak zorlanıyordu.
En: But he was struggling.
Tr: Zeynep ise çevresindekilerle ilişki kurmaktan çekiniyor, içine kapanıyordu.
En: Zeynep, on the other hand, was hesitant to connect with those around her and became introverted.
Tr: Dışa vuramadığı hikâyeler, kalbinde biriken ilhamların önünü kesiyordu.
En: The stories she couldn't express were blocking the inspiration accumulating in her heart.
Tr: Hocalarından biri, gruptakilerin çocukluklarından bir anı paylaşmalarını istedi.
En: One of the instructors asked the group to share a childhood memory.
Tr: Zeynep önce isteksizce başını salladı ama sonra bir cesaret buldu.
En: Zeynep initially shook her head reluctantly, but then found a bit of courage.
Tr: İlk okuduğu kitabı ve üzerindeki etkisini anlattı.
En: She spoke about the first book she read and the impact it had on her.
Tr: Sesinde bir özgürlük hissediliyordu.
En: There was a sense of freedom in her voice.
Tr: Anlattığı hikâye, diğer katılımcıları büyüledi ve Zeynep’in güveni arttı.
En: Her story captivated the other participants and boosted Zeynep's confidence.
Tr: 23 Nisan sabahı, şafak vakti gruplar halinde meditasyon için toplandılar.
En: On the morning of April 23rd, at dawn, they gathered in groups for meditation.
Tr: Bu özel günde, çocukların neşesini hatırlatmak istiyorlardı.
En: On this special day, they wanted to remind themselves of the joy of children.
Tr: Mert de diğerleriyle birlikte meditasyon alanına geldi.
En: Mert also joined others in the meditation area.
Tr: Ködücü uyumlu seslerle, kendini serbest bırakmaya çalıştı.
En: With harmonious sounds surrounding him, he tried to let go.
Tr: Gökyüzünde doğan güneşin altında birden, zihnindeki gürültü kesildi ve içindeki ses ona huzur getirdi.
En: Suddenly, under the sun rising in the sky, the noise in his mind ceased, and the inner voice brought him peace.
Tr: Zeynep ise çocukların neşesini düşünürken, sınıfındaki öğrencilerine yeniden ilham vermenin yollarını planladı.
En: Meanwhile, as Zeynep thought about the joy of children, she planned ways to re-inspire her students in her classroom.
Tr: Gözlerinde geleceğe dair yepyeni fikirler belirdi.
En: New ideas for the future sparkled in her eyes.
Tr: Günün sonunda, Mert ve Zeynep yepyeni insanlar gibi hissettiler.
En: By the end of the day, Mert and Zeynep felt like completely new people.
Tr: Mert içsel huzurunu bulmuş, hayatta yeni yollar açmanın düşüncesini benimsemişti.
En: Mert had found his inner peace and embraced the idea of opening new paths in life.
Tr: İşine ara vermeyi ve hayatını yeniden değerlendirmeyi planlıyordu.
En: He planned to take a break from work and reevaluate his life.
Tr: Zeynep ise öğrencilerine yeni yöntemlerle yaklaşmayı aklına koymuş, mesleğine olan sevgisini geri kazanmıştı.
En: Zeynep was determined to approach her students with new methods and had regained her love for her profession.
Tr: Mert artık risk almaktan korkmuyordu.
En: Mert was no longer afraid to take risks.
Tr: Zeynep ise başkalarına ilham verebileceğine emin bir şekilde Ankara'ya dönmeyi sabırsızlıkla bekliyordu.
En: Zeynep, confident that she could inspire others, was eagerly looking forward to returning to Ankara.
Tr: İkisi de bu dağların sessizliğinde aradıklarını bulmuşlardı.
En: Both had found what they were looking for in the silence of these mountains.
Tr: Birlikte doğanın ve insan ruhunun gücünü kutladılar.
En: Together, they celebrated the power of nature and the human spirit.
Vocabulary Words: