Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Finding the Perfect Gift in İstanbul's Grand Bazaar
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-06-02-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul'un kalbinde, muhteşem ve eski Kapalıçarşı'nın içinde bir gün geçiyordu.
En: In the heart of İstanbul, a day was passing in the magnificent and ancient Kapalıçarşı (Grand Bazaar).

Tr: Hava ılık ve güneşliydi.
En: The weather was warm and sunny.

Tr: İnsanlar çarşının dar sokaklarında yürüyordu.
En: People were walking in the narrow streets of the bazaar.

Tr: Renkli tezgâhlar, baharatlar, kumaşlar ve takılarla doluydu.
En: The colorful stalls were filled with spices, fabrics, and jewelry.

Tr: Selim, çarşının girişinde durdu.
En: Selim stood at the entrance of the bazaar.

Tr: Bugün burada özel bir hediye bulmak istiyordu.
En: He wanted to find a special gift there today.

Tr: Yanında Aylin vardı.
En: He was accompanied by Aylin.

Tr: Aylin, enerjik ve gözlemci biriydi.
En: Aylin was energetic and observant.

Tr: Selim’e yardım etmeye gelmişti.
En: She had come to help Selim.

Tr: Selim'in kafası karışıktı.
En: Selim was confused.

Tr: Her tezgâh çok özel görünüyordu ancak o hangisini alacağını bilemiyordu.
En: Every stall looked very special, but he didn't know which one to buy.

Tr: Selim, "Aylin, burası çok kalabalık ve her şey birbirinden güzel.
En: Selim said, "Aylin, this place is so crowded and everything is beautiful.

Tr: Ona ne hediye almalıyım?" dedi.
En: What gift should I get for her?"

Tr: Aylin gülümsedi.
En: Aylin smiled.

Tr: "Selim, onu mutlu edecek bir şey bulmalıyız.
En: "Selim, we need to find something that will make her happy.

Tr: Biraz gezip düşünelim," dedi.
En: Let's walk around and think," she said.

Tr: İkili çarşıda dolaştı.
En: The two wandered around the bazaar.

Tr: Bir o tezgâha, bir bu tezgâha bakıyorlardı.
En: They were looking at one stall, then another.

Tr: Selim, takılar, renkli şalvarlar ve deri ceketler arasında kararsız kaldı.
En: Selim was indecisive among the jewelry, colorful harem pants, and leather jackets.

Tr: "Aylin, sence o hangi tür hediyeleri sever?" diye sordu Selim, biraz endişeli bir ses tonuyla.
En: In a somewhat anxious tone, he asked, "Aylin, what kind of gifts do you think she likes?"

Tr: Aylin, "Onun stilini düşündüğümüzde, zarif bir şeyler sevecektir.
En: Aylin replied, "Considering her style, she would like something elegant.

Tr: Belki de el yapımı bir takı?" diye yanıtladı.
En: Maybe a handmade piece of jewelry?"

Tr: Selim, Aylin’in önerisini beğendi ama henüz emin değildi.
En: Selim liked Aylin's suggestion, but he wasn't sure yet.

Tr: Çarşıdaki keşfine devam ederken, büyüleyici bir tezgâh dikkatini çekti.
En: As he continued his exploration in the bazaar, a fascinating stall caught his attention.

Tr: Uzaktaki kuytu bir köşede duran bu tezgâhta el yapımı takılar vardı.
En: This stall, in a hidden corner far away, had handmade jewelry.

Tr: Her biri birbirinden farklı ve özeldi.
En: Each piece was unique and special.

Tr: Selim, "Aylin, burası!" dedi heyecanla.
En: Selim said excitedly, "Aylin, this is the place!

Tr: "Burası tam aradığım yer olabilir."
En: This could be just what I'm looking for."

Tr: Aylin de başını sallayarak yaklaştı.
En: Aylin nodded and approached.

Tr: Satıcı, "Hoş geldiniz! Bu takılar, özel tasarım.
En: The vendor said, "Welcome! These pieces of jewelry are specially designed.

Tr: Her biri benzersizdir," dedi.
En: Each one is unique."

Tr: Selim, özellikle bir kolyeyi dikkatlice inceledi.
En: Selim examined a necklace carefully in particular.

Tr: Zarif ve incelikle işlenmişti.
En: It was elegant and finely crafted.

Tr: İçinden bir ses bunun doğru hediye olduğunu söylüyordu.
En: A voice inside him was saying this was the right gift.

Tr: Aylin, "Bu gerçekten çok güzel, Selim," diyerek onu cesaretlendirdi.
En: Aylin encouraged him, "This is really beautiful, Selim."

Tr: Sonunda Selim, kararı verdi.
En: Finally, Selim made his decision.

Tr: Kolye onun için doğru hediyeydi.
En: The necklace was the right gift for him.

Tr: Satıcıya teşekkür etti ve hediyeyi satın aldı.
En: He thanked the vendor and purchased the gift.

Tr: Çıkışta, yüzünde bir gülümseme vardı.
En: As they left, there was a smile on his face.

Tr: Selim, "Teşekkür ederim, Aylin.
En: Selim said, "Thank you, Aylin.

Tr: Sen olmasaydın bu kadar hızlı karar veremezdim," dedi.
En: I wouldn't have been able to decide so quickly without you."

Tr: Aylin, "Dostlar bunun için var, Selim.
En: Aylin replied, "That's what friends are for, Selim.

Tr: Yeter ki bazen başkalarına güven," diye yanıtladı.
En: Just trust others sometimes."

Tr: O gün Selim, kararlarının arkasında durmayı öğrendi.
En: That day, Selim learned to stand by his decisions.

Tr: Aylin'in yardımıyla, kendisine güvenmeyi başardı.
En: With Aylin's help, he managed to trust himself.

Tr: Çarşının sesleri arasında, onlar için özel bir anı yaşanmıştı.
En: Among the sounds of the bazaar, they lived a special moment.

Tr: Selim’in içini büyük bir mutluluk kaplamıştı.
En: Selim was filled with great happiness.

Tr: Hediye hazırdı ve o gün Kapalıçarşı’nın enerjik havası ile birlikte, her şey mükemmel olmuştu.
En: The gift was ready, and along with the vibrant atmosphere of the Kapalıçarşı, everything had turned out perfectly.


Vocabulary Words: