Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: From Chaos to Clarity: A Startup's Daring Pitch Success
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-04-29-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Bahar mevsimiydi ve İstanbul'daki bir startup inkübatöründe enerji yüksekti.
En: It was spring and the energy was high at a startup incubator in İstanbul.

Tr: Girişimciler, genç fikirlerle dolu bir ofiste çalışıyordu.
En: Entrepreneurs were working in an office filled with young ideas.

Tr: Emre, Leyla ve Serdar, bu enerjinin tam kalbindeydi.
En: Emre, Leyla, and Serdar were at the heart of this energy.

Tr: Grup, yenilikçi bir proje üzerinde çalışıyordu.
En: The group was working on an innovative project.

Tr: Amaçları, yatırımcılardan tohum fonu almaktı.
En: Their goal was to secure seed funding from investors.

Tr: Emre, ekibin lideriydi.
En: Emre was the leader of the team.

Tr: Heyecanlı ve iyimserdi.
En: He was enthusiastic and optimistic.

Tr: Ancak derinlerde bir yerde, sunumun başarısız olmasından korkuyordu.
En: But deep down, he was afraid of the presentation failing.

Tr: Leyla, projenin yazılım geliştirme kısmından sorumluydu.
En: Leyla was responsible for the software development part of the project.

Tr: Sıkı teslim süreleri onu biraz sinirli yapıyordu.
En: Tight deadlines made her a bit stressed.

Tr: Ama projeye olan tutkusu her şeyi unutturuyordu.
En: But her passion for the project made her forget everything.

Tr: Serdar ise, harika bir konuşmacıydı ama zaman zaman kendini yetersiz hissediyordu.
En: Serdar, on the other hand, was a great speaker but sometimes felt inadequate.

Tr: Sunum günü yaklaşıyordu ve Emre, Leyla ile Serdar'ın endişeleri hakkında konuşmak istedi.
En: The day of the presentation was approaching and Emre wanted to talk to Leyla and Serdar about their concerns.

Tr: Gece yarısına doğru, ofiste küçük bir toplantı yaptılar.
En: Around midnight, they had a small meeting in the office.

Tr: Emre, herkesi rahatlatmaya çalıştı ve "Birlikte olursak bu sunumu harika yaparız," dedi.
En: Emre tried to reassure everyone and said, "If we stick together, we can make this presentation great."

Tr: Leyla, "Teknik tarafını ben hallederim," dedi.
En: Leyla said, "I'll handle the technical side."

Tr: Serdar ise rahat bir gülümsemeyle, "Sunumu yaparken, bana güvenebilirsiniz," diye ekledi.
En: And Serdar, with a relaxed smile, added, "You can count on me during the presentation."

Tr: Ertesi sabah, toplantı odası doluydu.
En: The next morning, the meeting room was full.

Tr: Yatırımcılar koltuklarına yerleşti ve sunum başladı.
En: The investors settled into their seats and the presentation began.

Tr: Başlangıçta her şey harika gitti.
En: At first, everything went great.

Tr: Fakat ani bir teknik aksaklık oldu.
En: But then there was a sudden technical glitch.

Tr: Ekran kararınca herkes donup kaldı.
En: When the screen went black, everyone froze.

Tr: İşte o an, Leyla hızla bilgisayarının başına geçti.
En: At that moment, Leyla quickly went to her computer.

Tr: Teknik sorunu hemen çözdü ve Serdar, kalpten bir espri yaparak konuşmasına devam etti.
En: She immediately resolved the technical issue, and Serdar continued his speech by making a heartfelt joke.

Tr: Emre, ekibinin uyumundan çok etkilendi ve onlara güvenmenin önemini anladı.
En: Emre was very impressed by his team's harmony and realized the importance of trusting them.

Tr: Sunumun sonunda, yatırımcılar etkilenmişti.
En: At the end of the presentation, the investors were impressed.

Tr: Emre, Leyla ve Serdar'ın uyumunu ve çözüm odaklılığını övdüler.
En: They praised Emre, Leyla, and Serdar's harmony and problem-solving focus.

Tr: "Projeniz için gerekli fonu sağlamaktan mutluluk duyarız," dediler.
En: "We'd be happy to provide the necessary funding for your project," they said.

Tr: Günün sonunda, Emre, ekibinin gücünden dolayı daha güvenli hissediyordu.
En: By the end of the day, Emre felt more confident due to his team's strength.

Tr: Leyla, teknik bilgi ve becerisinin değer görüldüğünü anladı.
En: Leyla understood that her technical knowledge and skills were appreciated.

Tr: Serdar ise kendine daha çok güvenmeye başlamıştı.
En: Serdar began to trust himself more.

Tr: Ofisten çıkarken, Emre gülümsedi: "Hep birlikte başaracağız," dedi.
En: As they left the office, Emre smiled: "We'll succeed together," he said.

Tr: Ve böylece, İstanbul'un bu hareketli baharında, genç bir ekip yeni hayaller peşine koşmaya devam etti.
En: And so, in this vibrant spring of İstanbul, a young team continued to chase new dreams.

Tr: Her şey daha yeni başlıyordu.
En: Everything was just beginning.


Vocabulary Words: