Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: From Doubt to Triumph: Kerem's Inspirational Presentation
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-14-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Güneş, camlardan süzülerek kurumsal ofisin içini aydınlatıyordu.
En: The sun filtered through the windows, illuminating the corporate office.

Tr: Klimalar, dışarıdaki kavurucu yaz sıcağından kaçan çalışanlara serin bir esinti sunuyordu.
En: The air conditioners provided a cool breeze for the employees escaping the scorching summer heat outside.

Tr: Kerem, masasının başındaydı.
En: Kerem was at his desk.

Tr: Bilgisayar ekranında önemli bir sunum dosyası açıktı.
En: An important presentation file was open on his computer screen.

Tr: Bunun, onun için oldukça önemli bir fırsat olduğunun farkındaydı.
En: He was aware that this was quite an important opportunity for him.

Tr: Projesini, takım lideri Burak'a sunacaktı.
En: He was going to present his project to the team leader, Burak.

Tr: Burak, keskin gözleri ve eleştirel tavrıyla tanınırdı.
En: Burak was known for his sharp eyes and critical demeanor.

Tr: Kerem derin bir nefes aldı.
En: Kerem took a deep breath.

Tr: O an, bir iç ses ona Elif'i hatırlattı.
En: In that moment, an inner voice reminded him of Elif.

Tr: Elif, ofisin neşeli ve destekleyici çalışanıydı.
En: Elif was the cheerful and supportive employee of the office.

Tr: Hep yardım etmeye hazırdı.
En: She was always ready to help.

Tr: Kerem, Elif'in masasına yürüdü.
En: Kerem walked over to Elif's desk.

Tr: "Elif, yardımına ihtiyacım var," dedi Kerem tereddütle.
En: "Elif, I need your help," Kerem said hesitantly.

Tr: Elif, sıcak bir gülümsemeyle yanıtladı.
En: Elif responded with a warm smile.

Tr: "Tabii ki, Kerem.
En: "Of course, Kerem.

Tr: Ne yapabilirim?"
En: What can I do?"

Tr: diye sordu.
En: she asked.

Tr: Beraber oturup sunumu gözden geçirdiler.
En: They sat down together and reviewed the presentation.

Tr: Elif, Kerem'e bazı önerilerde bulundu.
En: Elif made some suggestions to Kerem.

Tr: Kerem kendini daha iyi hissettirdi.
En: He felt better about himself.

Tr: Ona destek olduğu için Elif'e minnettardı.
En: He was grateful to Elif for her support.

Tr: Sunum günü geldi.
En: The day of the presentation arrived.

Tr: Kerem, cam duvarlı toplantı odasında Burak'ın karşısındaydı.
En: Kerem was in front of Burak in the glass-walled meeting room.

Tr: Elif de arkada oturmuş, ona moral veriyordu.
En: Elif was also sitting in the back, cheering him on.

Tr: Kerem sunumuna başladı.
En: Kerem began his presentation.

Tr: Ancak, teknik bir sorun çıktı.
En: However, a technical problem arose.

Tr: Bilgisayar, projeksiyon cihazına bağlanmayı reddediyordu.
En: The computer refused to connect to the projection device.

Tr: Kerem, paniğe kapılmadan derin bir nefes aldı.
En: Without panicking, Kerem took a deep breath.

Tr: Kendine güvensiz olsa da Elif'in sözlerini hatırladı.
En: Despite feeling insecure, he remembered Elif's words.

Tr: Hızla kâğıt notlarına döndü.
En: He quickly turned to his paper notes.

Tr: Anlatmaya devam etti.
En: He continued talking.

Tr: Projesinin detaylarını canlı bir şekilde paylaşmayı başardı.
En: He managed to share the details of his project vividly.

Tr: Ekibin karşısında duruşunu korudu, sesi güçlü çıkıyordu.
En: He held his ground in front of the team, and his voice was strong.

Tr: Burak, dikkatlice dinliyordu.
En: Burak was listening attentively.

Tr: Kerem, zekice çözüm önerileri ve kapsamlı bilgilendirmelerle sunumunu tamamladı.
En: Kerem completed his presentation with clever solution suggestions and comprehensive insights.

Tr: Sonunda, Burak ayağa kalktı.
En: Finally, Burak stood up.

Tr: "Çok etkileyici bir sunumdu, Kerem.
En: "It was a very impressive presentation, Kerem.

Tr: Özellikle sorunlarla başa çıkma şeklin dikkat çekici," dedi.
En: Especially the way you handled the issues is noteworthy," he said.

Tr: Kerem'in yüzünde bir gülümseme belirdi.
En: A smile appeared on Kerem's face.

Tr: O an, kendine inanmanın ve arkadaşlarının desteğine güvenmenin değerini anladı.
En: At that moment, he realized the value of believing in himself and trusting in the support of friends.

Tr: Toplantı odasından çıktıklarında Elif, Kerem'i tebrik etti.
En: When they left the meeting room, Elif congratulated Kerem.

Tr: "Biliyordum, başaracaktın," dedi coşkuyla.
En: "I knew you would succeed," she said enthusiastically.

Tr: Akşam, ekip olarak başarılarını kutladılar.
En: In the evening, they celebrated their success as a team.

Tr: Kerem, bu deneyimle bir şeyler öğrenmişti.
En: Kerem learned something from this experience.

Tr: Kendi yeteneklerine olan güveni artmıştı.
En: His confidence in his own abilities had increased.

Tr: Elif'in desteği ve rehberliğiyle gelecekteki projelere daha cesurca yaklaşabileceğini biliyordu.
En: He knew that with Elif's support and guidance, he could approach future projects more boldly.

Tr: Ofiste artık her şey daha parlak görünüyordu; tıpkı dışardaki gün ışığının altında parlayan yaz mevsimi gibi.
En: Everything in the office now seemed brighter; just like the summer season shining under the daylight outside.


Vocabulary Words: