Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Frozen Fields, Warm Bonds: The Winter of Elif and Kerem
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-16-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Elif, dizlerine kadar karla kaplı tarladan ağır adımlarla ilerliyordu.
En: Elif, with heavy steps, was advancing through the field covered in snow up to her knees.

Tr: Nefes nefeseydi, ama pes etmeye niyeti yoktu.
En: She was out of breath but had no intention of giving up.

Tr: Soğuk kış sabahları çiftlikte işler zordu.
En: Cold winter mornings made farm work difficult.

Tr: Hastalığı da onu sürekli yorgun bırakıyordu.
En: Her illness also left her constantly tired.

Tr: Ama bu çiftlik, onun aile mirasıydı.
En: But this farm was her family heritage.

Tr: Elif, yıllardır ailesine ait olan bu toprağı canlı tutmak için çabalıyordu.
En: Elif had been striving to keep this land that had belonged to her family for years alive.

Tr: Bir an durdu, derin bir nefes aldı.
En: She stopped for a moment and took a deep breath.

Tr: Rüzgar yüzünü keserken, uzaktaki ahırı gözüyle taradı.
En: While the wind cut across her face, she scanned the barn in the distance with her eyes.

Tr: Hayvanlar onu bekliyordu.
En: The animals were waiting for her.

Tr: Elif için onları aç bırakmak bir seçenek değildi.
En: For Elif, leaving them hungry was not an option.

Tr: Ama kar fırtınası yaklaşırken işler zorlaşmıştı.
En: However, as the snowstorm approached, things got tougher.

Tr: O an, arkasından bir ses duydu.
En: At that moment, she heard a voice from behind.

Tr: "Elif!
En: "Elif!

Tr: Sana yardım edeyim," dedi Kerem, güçlü bir sesle.
En: Let me help you," said Kerem, in a strong voice.

Tr: Kerem, Elif'in kardeşi, şehirden yeni dönmüştü.
En: Kerem, Elif's brother, had just returned from the city.

Tr: Elif, ona minnettardı, ama yardıma ihtiyaç duyduğunu itiraf etmek zordu.
En: Elif was grateful to him, but it was hard to admit that she needed help.

Tr: "Ben hallederim," dedi Elif inatla.
En: "I can manage," said Elif stubbornly.

Tr: Yine de içten içe Kerem'in yardımının iyi geleceğini biliyordu.
En: Yet deep down, she knew Kerem's help would be beneficial.

Tr: Bir akşam, fırtına daha da şiddetlendi.
En: One evening, the storm intensified even more.

Tr: Elif, inatla işlerini bitirmek için dışarı çıktı.
En: Elif stubbornly went outside to finish her chores.

Tr: Lakin yorgunluğu ona engel oldu.
En: However, her fatigue became a hindrance.

Tr: Antepi armut ağacının altında bir anlığına dinlenmek istedi ama gözleri kapandı.
En: She wanted to rest for a moment under the Antep pear tree, but her eyes closed.

Tr: Kısa bir süre sonra Kerem onu buldu, gözleri endişeyle doluydu.
En: Shortly after, Kerem found her, his eyes filled with concern.

Tr: "Hadi, birlikte yapalım," dedi Kerem, elini uzatarak.
En: "Come on, let's do it together," Kerem said, extending his hand.

Tr: Elif, kardeşinin desteğiyle ayağa kalktı.
En: Elif stood up with her brother’s support.

Tr: Birlikte ahıra ulaştılar, hayvanları güvenli bir şekilde içeri aldılar ve samanları düzgünce yerleştirdiler.
En: Together, they reached the barn, safely brought the animals inside, and neatly arranged the hay.

Tr: Elif, Kerem'in yardımı olmadan bu işlerin üstesinden gelemeyeceğini fark etti.
En: Elif realized she couldn't handle these tasks without Kerem's help.

Tr: Ertesi sabah, Elif ve Kerem, oturma odasında oturuyorlardı.
En: The next morning, Elif and Kerem were sitting in the living room.

Tr: Elif artık yalnız çalışmanın zorladığını ve kardeşinin varlığının çiftlik için ne kadar önemli olduğunu anladı.
En: Elif understood that working alone was challenging and that her brother's presence was crucial for the farm.

Tr: Kerem ile aralarında yeni bir görev paylaşımı yaptılar.
En: They established a new division of responsibilities with Kerem.

Tr: Elif, artık yardımı kabul ediyordu.
En: Elif was now accepting the help.

Tr: Bu kış, Elif ve Kerem için yeni bir başlangıç oldu.
En: This winter was a new beginning for Elif and Kerem.

Tr: Elif, sadece fiziksel değil, duygusal yükünü de kardeşiyle paylaşmaya başladı.
En: Elif began to share not only her physical but also her emotional burden with her brother.

Tr: Birlikte çalışarak hem çiftliği daha iyiye götürdüler hem de birbirine olan bağlarını güçlendirdiler.
En: Working together, they improved the farm and strengthened their bond with each other.

Tr: Elif, artık yardımla daha çok başarabileceğini biliyordu ve bundan gurur duyuyordu.
En: Elif now knew she could achieve more with help, and she was proud of it.

Tr: Çiftlik, Kerem ve Elif sayesinde, soğuk kış aylarında da sıcak kalmıştı.
En: Thanks to Kerem and Elif, the farm remained warm even during the cold winter months.


Vocabulary Words: