Fluent Fiction - Turkish: Kites, Love, and Laughter: A Valentine's Adventure
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-02-20-23-34-01-tr
Story Transcript:
Tr: Valentine's Günü'nde, kış güneşinin altındaki Aphrodisias'ın etkileyici kalıntılarında her şey mükemmel görünüyordu.
En: On Valentine's Günü, everything seemed perfect among the awe-inspiring ruins of Aphrodisias under the winter sun.
Tr: Tarihi sütunlar, soğuk rüzgara karşı yükseliyordu.
En: The historic columns rose against the cold wind.
Tr: Emir, Leyla'yı etkilemek için elinden geleni yapıyordu.
En: Emir was doing his best to impress Leyla.
Tr: Zeynep, Leyla'nın en iyi arkadaşı, fotoğraf makinesiyle etrafta dolanıyordu.
En: Zeynep, Leyla's best friend, was wandering around with her camera.
Tr: Fakat pratik yaparken Emir'i de biraz eğlendirmek istiyordu.
En: However, while practicing, she also wanted to entertain Emir a bit.
Tr: Leyla, ortamdan çok etkilenmişti.
En: Leyla was deeply impressed by the setting.
Tr: "Harika bir seçim yapmışsın Emir," dedi gülümseyerek.
En: "You've made an excellent choice, Emir," she said with a smile.
Tr: Emir’in kalbi mutlulukla doldu.
En: Emir's heart was filled with joy.
Tr: Ancak içten içe yükseklik korkusu onu endişelendiriyordu.
En: Yet deep inside, his fear of heights was worrying him.
Tr: Yine de bu güzel manzarayı kaçırmamalı diye düşündü.
En: Still, he thought he shouldn't miss this beautiful view.
Tr: Emir, yüksek bir kayalığın kenarında romantik bir piknik düzenlemek istedi.
En: Emir wanted to organize a romantic picnic on the edge of a high cliff.
Tr: Leyla'nın tarih tutkusunu iyi biliyordu.
En: He knew Leyla's passion for history very well.
Tr: Zeynep ise arka planda bir şeyler planlıyordu.
En: Zeynep, on the other hand, was planning something in the background.
Tr: Çantasında gizlediği rengarenk uçurtmayı düşündü ve gülümsemeye başladı.
En: She thought about the colorful kite she had hidden in her bag and began to smile.
Tr: Emir, "Gel Leyla, zirveye çıkalım ve manzaranın tadını çıkaralım," dedi.
En: Emir said, "Come Leyla, let's climb to the top and enjoy the view."
Tr: Adımları biraz titrek olsa da, Leyla'nın heyecanı ona cesaret veriyordu.
En: Although his steps were a bit shaky, Leyla's excitement gave him courage.
Tr: Zeynep ise biraz ileriden sırıtarak onları izliyordu.
En: Zeynep was watching them with a grin from a little further away.
Tr: Tam o anda bir rüzgar esti ve Zeynep'in sakladığı uçurtma aniden gökyüzünde belirdi.
En: At that moment, a gust of wind blew, and the kite Zeynep had hidden suddenly appeared in the sky.
Tr: Emir bunu büyük bir kuş sanarak telaşla geriye kaçtı.
En: Emir mistook it for a big bird and hurriedly stepped back.
Tr: Bu kaçış sırasında piknik sepetine çarpınca sepetin içindekiler aşağıya, kayalıklardan uçtu.
En: During this withdrawal, he bumped into the picnic basket, causing its contents to fly down the cliffs.
Tr: Leyla ve Zeynep şaşkınlıkla birbirlerine baktılar, ancak Leyla bu durumu son derece tatlı buldu.
En: Leyla and Zeynep looked at each other in shock, but Leyla found the situation extremely sweet.
Tr: "Emir, sadece bir uçurtmaymış," dedi gülerek.
En: "It was just a kite, Emir," she said, laughing.
Tr: Emir'in yüzü utançtan kıpkırmızı oldu.
En: Emir's face turned bright red with embarrassment.
Tr: Ancak Leyla'nın samimi gülümsemesi onu biraz olsun rahatlattı.
En: However, Leyla's genuine smile eased him a little.
Tr: "Üzgünüm Leyla.
En: "I'm sorry Leyla.
Tr: Seni etkileyemedim," dedi Emir.
En: I couldn't impress you," said Emir.
Tr: Leyla ise, "Beni etkilemeye çalışmana gerek yok, bu anı birlikte yaşadık ve bu benim için yeterli," dedi.
En: Leyla, however, replied, "You don't need to try to impress me; we experienced this moment together, and that's enough for me."
Tr: Zeynep, hemen o anı yakalamak için fotoğraf makinesini çıkardı.
En: Zeynep immediately took out her camera to capture the moment.
Tr: Hep birlikte oracıkta güldüler.
En: They all laughed right there and then.
Tr: Zeynep, "En iyi anılar böyle tuhaf olanlardır," diye ekledi.
En: Zeynep added, "The best memories are the odd ones like this."
Tr: Günün sonunda, Emir Leyla'ya baktı ve "Yavaş yavaş yükseklik korkumu yenebilirim, senin yanında," dedi.
En: At the end of the day, Emir looked at Leyla and said, "I might slowly overcome my fear of heights, with you by my side."
Tr: Leyla elini Emir’in eline uzatarak, "Önemli olan, buradasın ve gerçek sensin," diye yanıtladı.
En: Leyla reached out her hand to Emir's and replied, "What matters is that you're here and you're real."
Tr: Ve böylelikle, günün sonunda hepsi mutlu bir şekilde birlikte vakit geçirdiler.
En: And so, by the end of the day, they all happily spent time together.
Tr: Küçük hatalara ve anlık korkulara rağmen, aşkın ve dostluğun en iyi yanlarını yaşayarak günü tamamladılar.
En: Despite small mistakes and fleeting fears, they finished the day experiencing the best aspects of love and friendship.
Tr: Aphrodisias'ın buz gibi havasında, içlerini ısıtan anılar biriktirdiler.
En: Amid the icy air of Aphrodisias, they collected memories that warmed them inside.
Vocabulary Words: