Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Lavender Fields and Partnership Dreams: A Harvest Tale
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-20-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Lavanta tarlasında güneş yeni doğuyordu.
En: The sun was just rising over the lavender field.

Tr: Emel, tatlı lavanta kokularıyla dolu sabah havasını içine çekti.
En: Emel inhaled the morning air filled with the sweet scent of lavender.

Tr: Isparta'daki lavanta tarlası, morun binbir tonu ile kaplıydı.
En: The lavender field in Isparta was covered with countless shades of purple.

Tr: Emel, işinin zor olduğunu biliyordu ama aynı zamanda çok önemliydi.
En: Emel knew that her job was challenging, but at the same time, it was very important.

Tr: Lavanta hasadı başlamıştı ve her şeyin kusursuz ilerlemesi gerekiyordu.
En: The lavender harvest had begun, and everything needed to proceed flawlessly.

Tr: Emel, lavanta tarlasında gezerken aklında birçok düşünce vardı.
En: As Emel walked through the lavender field, many thoughts filled her mind.

Tr: Eğer bu hasat iyi giderse, kaliteli lavanta yağları üretebilir ve yeni iş ortakları çekebilirdi.
En: If this harvest went well, she could produce high-quality lavender oils and attract new business partners.

Tr: Fakat işler beklediği gibi gitmiyordu.
En: However, things were not going as expected.

Tr: Önemli bir makine arızalanmıştı ve hasat gecikiyordu.
En: An important machine had broken down, and the harvest was delayed.

Tr: Üstelik yazın kavurucu sıcağı işleri daha da zorlaştırıyordu.
En: Moreover, the scorching heat of summer was making things even more difficult.

Tr: Murat, tarlanın en tecrübeli işçisi, Emel'in yanına geldi.
En: Murat, the most experienced worker in the field, came to Emel's side.

Tr: "Merhaba Emel," dedi.
En: "Hello Emel," he said.

Tr: "Bugün makineyi tamir etmeliyiz.
En: "We need to fix the machine today.

Tr: Yoksa yetişemeyiz."
En: Otherwise, we won't make it in time."

Tr: Emel, Murat'a baktı ve kararını verdi.
En: Emel looked at Murat and made her decision.

Tr: "Murat," dedi, "sen yeni işçilere el hasadı tekniklerini öğret.
En: "Murat," she said, "you teach the new workers the hand harvest techniques.

Tr: Ben ise tamir işini halledeceğim."
En: I'll take care of fixing the machine."

Tr: Gün boyu Emel ve ekibi sıkı çalıştı.
En: All day long, Emel and her team worked hard.

Tr: Murat, ekip arkadaşlarına lavantaları nazikçe toplamanın yollarını gösterdi.
En: Murat showed his teammates how to gently collect the lavender.

Tr: Herkes elinden geleni yapıyordu.
En: Everyone was doing their best.

Tr: Sonunda, makine tamir edildi ve işler tekrar rayına girdi.
En: Finally, the machine was repaired, and things were back on track.

Tr: Ancak tam o sırada kara bulutlar gökyüzünü kapladı.
En: But just then, dark clouds covered the sky.

Tr: Bir sağanak yağmur başlamıştı ve taze toplanmış lavantalar tehlikedeydi.
En: A heavy rain started, and the freshly harvested lavender was in danger.

Tr: Emel, tüm ekibi topladı ve hep birlikte hızlıca lavantaları korumak için üzerlerini örttüler.
En: Emel gathered the entire team, and together they quickly covered the lavender to protect it.

Tr: Emel, işçilerin gayretini görünce onların gücüne güvenmenin önemini anladı.
En: Seeing the workers' effort, Emel realized the importance of trusting in their strength.

Tr: Yağmur dindikten sonra, ekibin ne kadar başarılı bir iş çıkardığı ortaya çıktı.
En: After the rain stopped, it became clear how successful the team had been.

Tr: Lavanta yağları çok kaliteli olmuştu.
En: The lavender oils were of very high quality.

Tr: O günün sonunda bir ziyaretçi tarlaya geldi.
En: At the end of that day, a visitor came to the field.

Tr: Emel'e, tarlanın eşsiz kalitesini anlattı ve ortaklık teklif etti.
En: He told Emel about the field's unique quality and offered a partnership.

Tr: Emel, şaşkın ve mutlu bir şekilde teklifi kabul etti.
En: Emel, surprised and happy, accepted the offer.

Tr: Bu süreçte Emel, yalnız çalışmaktansa ekip çalışmasının önemini anladı.
En: Through this process, Emel understood the importance of teamwork over working alone.

Tr: Artık gelecekteki her zorlukta ekibine daha çok güvenecekti.
En: From now on, she would trust her team more in every future challenge.

Tr: Güneş, artık tarlanın üstünden batarken, mor tarlalar gururla parlıyordu.
En: As the sun set over the field, the purple fields gleamed with pride.

Tr: Isparta'nın lavanta kokulu havası, yeni bir başlangıca işaret ediyordu.
En: Isparta's lavender-scented air signaled a new beginning.

Tr: Emel, yeni fırsatlarla dolu bir gelecek için hazırdı.
En: Emel was ready for a future filled with new opportunities.


Vocabulary Words: