Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Leyla's Leap: Finding Clarity in Cappadocia's Embrace
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-07-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Karlı bir kış sabahıydı.
En: It was a snowy winter morning.

Tr: Leyla, Kapadokya'nın masalsı güzelliklerini keşfetmek üzere yola çıkmıştı.
En: Leyla had set out to explore the fairy-tale beauty of Cappadocia.

Tr: Kar, yer yer peri bacalarının üzerine ince bir battaniye gibi serilmişti.
En: The snow lay in places like a thin blanket over the fairy chimneys.

Tr: Leyla'nın içi huzursuzdu; hayatının dönüm noktasında bir karara ihtiyacı vardı.
En: Leyla felt unsettled inside; she needed to make a decision at this turning point in her life.

Tr: Uzun süredir yaptığı ama onu mutlu etmeyen işini bırakıp tutkusunun peşinden mi gitmeliydi?
En: Should she leave the job she's been doing for so long but which doesn't make her happy, and follow her passion?

Tr: Bu kısa kaçamak belki ona cevap verecekti.
En: Perhaps this short getaway would give her the answer.

Tr: Kapadokya'da kış aylarında her şey dinginleşirdi.
En: In Cappadocia, everything calms down during the winter months.

Tr: Turistlerin kalabalıklığı azalmıştı ve etraf sessizdi.
En: The crowds of tourists had dwindled, and the surroundings were quiet.

Tr: Leyla, kaldığı küçük otelden dışarı adım attı.
En: Leyla stepped outside from the small hotel where she was staying.

Tr: Hava soğuktu, ama Leyla'nın kararlı kalbi sıcak atıyordu.
En: The air was cold, but Leyla's determined heart was warm.

Tr: Hedefi peri bacalarının arasındaki yürüyüş parkuruydu.
En: Her destination was the walking trail among the fairy chimneys.

Tr: Derin bir nefes aldı ve kararlılıkla yola koyuldu.
En: She took a deep breath and set out decisively.

Tr: Yavaş yavaş adımlarını attı.
En: She walked slowly.

Tr: Etrafında uzanan doğa, zamanın durduğu bir tablo gibiydi.
En: The nature stretching around her was like a painting where time stood still.

Tr: Leyla, manzaralar arasında kayboldu.
En: Leyla got lost among the scenery.

Tr: Kendini bulmak istediği, cevap aradığı yer işte burasıydı.
En: This was the place where she wanted to find herself, where she sought answers.

Tr: İlham arayışı içinde, karlar altında parlayan kayaların gizemli fısıltılarını dinlemeye çalıştı.
En: In search of inspiration, she tried to listen to the mysterious whispers of the rocks glistening under the snow.

Tr: Saatler ilerledikçe, hava biraz yumuşadı.
En: As the hours passed, the weather softened a bit.

Tr: Güneş, bulutların ardından usulca yükselmeye başladı.
En: The sun began to gently rise from behind the clouds.

Tr: Leyla, bir tepenin üzerine çıktı ve manzaraya bakakalırken zihninde bir aydınlanma hissetti.
En: Leyla climbed to the top of a hill and as she gazed at the view, she felt an enlightenment in her mind.

Tr: Doğa, ona yolunu bulması için ipuçları veriyor gibiydi.
En: It was as if nature was giving her clues to find her way.

Tr: Kalbinin pusulasının gösterdiği yeri takip etmeliydi.
En: She had to follow where the compass of her heart pointed.

Tr: Zorluklar, engeller olabilir ama inancı vardı.
En: There might be difficulties and obstacles, but she had faith.

Tr: Bunu yapmak zorundaydı.
En: She had to do this.

Tr: İçinde yanmakta olan o kıvılcımı söndürmemeliydi.
En: She mustn't let the spark burning inside her be extinguished.

Tr: Leyla, dinginlikle oteline geri döndü.
En: Leyla returned to her hotel with a sense of calm.

Tr: Artık kafasında şüphe kalmamıştı.
En: There were no more doubts in her mind.

Tr: Hayatını yeniden şekillendirecek kararını vermişti.
En: She had made the decision that would reshape her life.

Tr: İşini bırakacak, kendi projelerine yoğunlaşacaktı.
En: She would quit her job and focus on her own projects.

Tr: İç huzuru geri kazanmış, ruhunda hafiflik hissetmişti.
En: She had regained inner peace and felt a lightness in her soul.

Tr: Kapadokya'nın karlı günleri ona, yeni bir başlangıcın kapısını aralamıştı.
En: The snowy days of Cappadocia had opened the door to a new beginning for her.

Tr: Artık Leyla, geleceğe umutla bakıyordu.
En: Now, Leyla was looking to the future with hope.

Tr: Yüreği cesaretle dolmuştu.
En: Her heart was filled with courage.

Tr: Doğanın ve kendi iç sesinin rehberliğiyle bulduğu bu yol, onun gerçek yoluydu.
En: The path she discovered with the guidance of nature and her own inner voice was her true path.

Tr: Şimdi, yeni bir macera için hazırdı ve bu kez yol arkadaşı ilham kaynağıydı.
En: Now, she was ready for a new adventure, and this time her companion was her source of inspiration.

Tr: Kapadokya'dan ayrılırken, bir kışı değil, bir dönemi de ardında bırakıyordu.
En: As she left Cappadocia, she was leaving not just a winter, but an era behind.


Vocabulary Words: