Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Lost and Found: A New Year's Odyssey Through Uludağ
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-01-02-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Yeni yıl sabahı, Uludağ'ın eteklerinde kar sessizce yeryüzünü örterken, Emir, Zehra ve Kerem ormanın derinlerine doğru ilerliyorlardı.
En: On New Year's morning, as snow silently covered the earth at the foothills of Uludağ, Emir, Zehra, and Kerem were venturing deep into the forest.

Tr: Emir, büyük bir heyecanla kamerasını omzuna asmıştı.
En: Emir, with great excitement, had slung his camera over his shoulder.

Tr: Doğa ona ilham verecek miydi?
En: Would nature inspire him?

Tr: Onun tek isteği, sakin bir doğa manzarasının huzurunu yakalamaktı.
En: His only wish was to capture the tranquility of a calm nature scene.

Tr: Zehra, Emir'in çocukluk arkadaşıydı.
En: Zehra was Emir's childhood friend.

Tr: Emir'in kararlarına güvense de içten içe endişeliydi.
En: Although she trusted Emir's decisions, she was secretly worried.

Tr: Kerem ise her zamanki gibi sakin ve kararlıydı.
En: Kerem, on the other hand, was calm and determined as always.

Tr: O, bu dağ ormanlarının sırlarını bilen bir rehberdi.
En: He was a guide who knew the secrets of these mountain forests.

Tr: Orman yoğun karla kaplı, görkemli çam ağaçlarının arasında kaybolmuş gibiydi.
En: The forest seemed lost amidst the grand pine trees covered with thick snow.

Tr: Emir kendini kanıtlamak için farklı bir yol seçmek istedi.
En: Emir wanted to take a different path to prove himself.

Tr: "Bu yol daha ilginç," dedi.
En: "This path is more interesting," he said.

Tr: Kerem başıyla onayladı ama uyarısını da ekledi, "Ama bu yol zorlu olabilir."
En: Kerem nodded in agreement but added a warning, "But this path might be challenging."

Tr: İlk başlarda her şey harikaydı.
En: At first, everything was wonderful.

Tr: Karın altında kalan dalların oluşturduğu manzaralar, Emir'in merakını ve çekim isteğini körükleyerek devam etti.
En: The landscapes created by the branches buried under the snow fueled Emir's curiosity and desire to shoot.

Tr: Fakat bir süre sonra, hava aniden değişti.
En: However, after a while, the weather suddenly changed.

Tr: Kar, daha yoğun yağmaya başladı ve soğuk rüzgâr iyice etkisini hissettirdi.
En: The snow began to fall more heavily, and the cold wind made its presence felt.

Tr: Emir'in rehberliği grubu zorlu bir köşeye itmişti.
En: Emir's guidance had pushed the group into a difficult corner.

Tr: Bir an durdular.
En: They paused for a moment.

Tr: Emir'in cesurca attığı adımlar, onları bir çıkmaza sürüklemişti.
En: The brave steps taken by Emir had led them into a dead end.

Tr: Zehra, içindeki endişeyi saklayamayıp patladı, "Emir, neden burada ısrar ettin?
En: Zehra, unable to hide her anxiety, burst out, "Why did you insist on coming here, Emir?

Tr: Bu hava şartlarında risk almamalıydık."
En: We shouldn't have taken risks in these weather conditions."

Tr: Emir, durup etrafına baktı.
En: Emir stopped and looked around.

Tr: Zehra'nın haklı olduğunu fark etti.
En: He realized that Zehra was right.

Tr: Onun tutkusu, arkadaşlarını tehlikeye atmıştı.
En: His passion had put his friends in danger.

Tr: "Özür dilerim Zehra, sizin güvenliğinizden de, yolculuktan da daha önemli hiçbir şey yok."
En: "I'm sorry, Zehra, nothing is more important than your safety, not even the journey itself."

Tr: Kerem araya girdi.
En: Kerem intervened.

Tr: "Birlikte çalışalım.
En: "Let's work together.

Tr: Çıkışı bulabiliriz."
En: We can find the way out."

Tr: Emir, Zehra ve Kerem birlikte yer yer silinen izlerden geri dönmeye çalıştılar.
En: Together, Emir, Zehra, and Kerem tried to trace back their partly erased footsteps.

Tr: Birbirlerine karşı güvenleriyle yollarını buldular.
En: With their trust in each other, they found their way.

Tr: Emir, bu deneyimden çok şey öğrenmişti: yolculuk sadece manzaraları değil, arkadaşlıkları da güzelleştiriyordu.
En: Emir learned a lot from this experience: the journey not only beautifies the scenery but also friendships.

Tr: Kapalı hava nihayet açılmaya başladığında, ormanın kıyısına ulaştılar.
En: As the overcast weather finally began to clear, they reached the edge of the forest.

Tr: Emir, kamerasını kaldırım kenarındaki kar birikintisine koyup Zehra ve Kerem'e döndü.
En: Emir placed his camera on a snow pile at the curb and turned to Zehra and Kerem.

Tr: "Bu yolculuk benim için çok şey ifade etti.
En: "This journey meant a lot to me.

Tr: Gelecek sefer daha dikkatli olacağım.
En: I'll be more careful next time.

Tr: Ama şu manzaraya bakın, şu anın ortak olması, her şeye değer."
En: But look at this view, sharing this moment is worth everything."

Tr: Biraz yorgun ama tatmin olmuş bir şekilde, dostça gülüşmeler başladı.
En: Tired but satisfied, friendly laughter began.

Tr: Yeni yıl kutlamalarının sıcaklığı ormanın soğuk havasına galip gelmişti.
En: The warmth of New Year celebrations had triumphed over the cold air of the forest.

Tr: Emir, Zehra ve Kerem, gelecekte dengeli ve dikkatli birçok maceraya atılacaklarını bilerek evlerinin yolunu tuttular.
En: Emir, Zehra, and Kerem headed home, knowing they would embark on many balanced and cautious adventures in the future.

Tr: Emir, bir arkadaşlığın değerini yeniden keşfederken, visran bu geziyi hayatı boyunca hatırlayacaktı.
En: While Emir rediscovered the value of friendship, he would remember this trip for the rest of his life.


Vocabulary Words: