Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Mysteries Unveiled: A Day at Göbekli Tepe
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-07-22-34-01-tr

Story Transcript:

Tr: Göbekli Tepe sıcaktı.
En: Göbekli Tepe was hot.

Tr: Güneş tepeye vuruyordu.
En: The sun was beating down on the hill.

Tr: Bu sıcak yaz günü Emir ve Zeynep için heyecan dolu bir gün olacaktı.
En: This hot summer day was going to be an exciting day for Emir and Zeynep.

Tr: Zeynep, rehber olarak görevindeydi.
En: Zeynep was on duty as a guide.

Tr: Emir ise yıllardır hayalini kurduğu yerdeydi.
En: As for Emir, he was at the place he'd been dreaming of for years.

Tr: Tarihi bir keşif peşindeydi.
En: He was in pursuit of a historical discovery.

Tr: Göbekli Tepe'nin gizemlerini çözmek istiyordu.
En: He wanted to solve the mysteries of Göbekli Tepe.

Tr: Emir'in kalbi hızla atıyordu.
En: Emir's heart was beating fast.

Tr: Tarihin bu tozlu sayfasında yeni bir detay keşfetmeyi umuyordu.
En: He hoped to discover a new detail on this dusty page of history.

Tr: Ancak, sıcak ve yorgunluk Emir'in bedenini zorluyordu.
En: However, the heat and exhaustion were pushing Emir's body.

Tr: Zeynep, onun bu halini fark etti.
En: Zeynep noticed his state.

Tr: Endişelendi.
En: She was worried.

Tr: "Emir, biraz dinlenmelisin," dedi nazikçe.
En: "Emir, you should rest a bit," she said gently.

Tr: Fakat Emir kararlıydı.
En: But Emir was determined.

Tr: "Biraz daha sabret," dedi.
En: "Bear with it a little longer," he said.

Tr: "Belki de önemli bir şey bulmak üzereyim."
En: "Maybe I'm about to find something important."

Tr: Göbekli Tepe'nin taş sütunları arasında gezdiler.
En: They wandered between the stone pillars of Göbekli Tepe.

Tr: Emir her bir taşın üzerindeki sembolleri dikkatle inceledi.
En: Emir carefully examined the symbols on each stone.

Tr: Ancak, gün ilerledikçe Emir'in yüzü daha da solgunlaştı.
En: However, as the day progressed, Emir's face grew paler.

Tr: Zeynep, onun düşmek üzere olduğunu seziyordu.
En: Zeynep sensed that he was about to faint.

Tr: "Emir, daha fazla zorlamamalısın," dedi tekrar.
En: "Emir, you shouldn't push yourself any further," she said again.

Tr: Fakat Emir dinlemedi.
En: But Emir didn't listen.

Tr: O an, en çok ilgisini çeken bir taşın önüne geldi.
En: At that moment, he came to a stone that intrigued him the most.

Tr: Ayakları bir an durdu, sonra gözleri karardı.
En: His feet paused for a moment, then his vision went dark.

Tr: Aniden yere yığıldı.
En: Suddenly, he collapsed to the ground.

Tr: Zeynep hızlıca yanına koştu.
En: Zeynep quickly ran to his side.

Tr: "Emir!"
En: "Emir!"

Tr: diye bağırdı.
En: she shouted.

Tr: Panikledi ama çabuk toparlandı.
En: She panicked but quickly pulled herself together.

Tr: Etrafına baktı ve hemen gölgede bir yer buldu.
En: She looked around and immediately found a shaded spot.

Tr: Zeynep, Emir'i oraya taşıdı.
En: Zeynep moved Emir there.

Tr: Yavaşça gözlerini açtı Emir.
En: Emir slowly opened his eyes.

Tr: "Özür dilerim Zeynep," dedi yavaşça.
En: "I'm sorry, Zeynep," he said softly.

Tr: "Sağlığımı ihmal ettim."
En: "I neglected my health."

Tr: Zeynep, gülümsedi.
En: Zeynep smiled.

Tr: "Önemli olan bir şey bulmamış olman değil, sağlığın," dedi.
En: "It's not important that you didn't find something; your health is," she said.

Tr: Emir, artık anlamıştı.
En: Emir now understood.

Tr: Sağlık her şeyin önündeydi.
En: Health came before everything.

Tr: Tarihin sırları bir süre daha bekleyebilirdi.
En: The secrets of history could wait a little longer.

Tr: Artık kendi bedenine saygı duyuyordu.
En: He now respected his own body.

Tr: Zeynep ona yardım ederken, Emir sadece teşekkür edebildi.
En: While Zeynep was helping him, Emir could only express his gratitude.

Tr: İkisi de Göbekli Tepe'nin gizemli havasını bir kez daha hissetti.
En: Both once again felt the mysterious atmosphere of Göbekli Tepe.

Tr: Fakat bu sefer birlikte, sağlıklı bir şekilde.
En: But this time together, in good health.

Tr: Emir, hayatında bir denge kurması gerektiğini öğrendi ve bu yaz günü, sıcak ama öğretici bir gün olarak kaldı.
En: Emir learned that he needed to establish a balance in his life, and this summer day remained as a hot but enlightening day.

Tr: Göbekli Tepe'nin tarihi kokusunu tekrar içine çekti ve Zeynep'le birlikte yavaşça tepenin manzarasını seyretti.
En: He inhaled the historical aroma of Göbekli Tepe once more and slowly gazed at the view of the hill with Zeynep.

Tr: Artık huzurluydu.
En: He was at peace now.

Tr: Her şey yerli yerindeydi.
En: Everything was in its place.


Vocabulary Words: