Fluent Fiction - Turkish: Mystical Relics: A Journey Through Cappadocia's Secrets
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-20-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Güneşin altında ışıltılı kayanın gölgesinde, Erdem, Sibel ve Kerem Cappadocia'nın büyülü arazilerinde bir araya geldi.
En: Under the sparkling rock in the sunlight, Erdem, Sibel, and Kerem came together in the magical lands of Cappadocia.
Tr: Erdem'in kafası karmaşıktı.
En: Erdem's mind was troubled.
Tr: Bir antik eser, hiç iz bırakmadan kaybolmuştu.
En: An ancient artifact had disappeared without a trace.
Tr: Bu, onun mesleki itibarını zedelemişti.
En: It had damaged his professional reputation.
Tr: Sorun neydi?
En: What was the problem?
Tr: Erdem bu sorunun cevabını bulmak istiyordu.
En: Erdem wanted to find the answer to this question.
Tr: Sibel, ay ışığının aydınlattığı patikalardan gözlerini ayıramazdı.
En: Sibel couldn't take her eyes off the moonlit paths.
Tr: Antik eserlerin bir varoluş ötesi değeri olduğuna inanırdı.
En: She believed that ancient artifacts had a value beyond existence.
Tr: Erdem ona güvenirken, Kerem ise her zaman şüpheliydi.
En: While Erdem trusted her, Kerem was always suspicious.
Tr: Onun için gerçek, gözle görülür şeylerden ibaretti.
En: For him, reality consisted of visible things.
Tr: Yine de içten içe bu tür gizemlere ilgi duymuyor değildi.
En: Still, deep down, he was not uninterested in such mysteries.
Tr: Yaz sıcağı hâkimdi.
En: The summer heat prevailed.
Tr: Yine de bu üçlü, Cappadocia'nın yer altı şehirlerinde gizelerek eser hakkında ipuçlar aramaya başladı.
En: Nevertheless, this trio began to search for clues about the artifact by hiding in Cappadocia's underground cities.
Tr: Sibel’in önsezileri onları yer altı tünellerine yönlendirdi.
En: Sibel's instincts led them to the underground tunnels.
Tr: Tüneller serin ve karanlıktı; duvarlarda kadim tarihin nefesini hissetmek mümkündü.
En: The tunnels were cool and dark; it was possible to feel the breath of ancient history on the walls.
Tr: Bir haritayı inceleyerek derinlere indiler.
En: They descended into the depths by examining a map.
Tr: Sibel'in heyecanı artıyordu.
En: Sibel's excitement was growing.
Tr: "Bakın," dedi sessizce, duvarlara doğru işaret ederek.
En: "Look," she said quietly, pointing towards the walls.
Tr: "Bu işaretler, buraya ait bir hikâyeyi anlatıyor."
En: "These symbols tell a story belonging here."
Tr: Erdem, haritaya daha yakından baktı.
En: Erdem looked more closely at the map.
Tr: Sanki harita onlara bir şey anlatıyordu.
En: It was as if the map was telling them something.
Tr: En sonunda, dar bir geçitte, umulmadık bir zat ile karşılaştılar.
En: Finally, in a narrow passage, they encountered an unexpected person.
Tr: Yerel köyün rahibiydi.
En: It was the priest of the local village.
Tr: Sessizce onları izliyordu.
En: He was watching them silently.
Tr: "Eseri neden aldın?"
En: "Why did you take the artifact?"
Tr: diye sordu Erdem merakla ve biraz da isyanla.
En: Erdem asked curiously and somewhat rebelliously.
Tr: Rahip, gözlerini ufka dikti ve derin bir nefes aldı.
En: The priest fixed his eyes on the horizon and took a deep breath.
Tr: "Bu eserin kutsiyetini korumalıyız," dedi.
En: "We must preserve the sanctity of this artifact," he said.
Tr: "Köyümüzün sırları bu taşlarda saklı."
En: "The secrets of our village are hidden in these stones."
Tr: Bu beklenmedik karşılaşma Erdem'e bir ders olmuştu.
En: This unexpected encounter was a lesson for Erdem.
Tr: Kitaplarında öğretilmeyen bir şey vardı burada: Yerel inançlar kadar değerli başka bir şey yoktu.
En: There was something not taught in books: nothing was as valuable as local beliefs.
Tr: "Anlıyorum," dedi Erdem dinginlikle.
En: "I understand," Erdem said with calmness.
Tr: "Eser burada kalmalı.
En: "The artifact should stay here.
Tr: Fakat izin ver, ben de tarihe saygılı bir şekilde belgeleyeyim."
En: But allow me to document it respectfully for history."
Tr: Erdem, Sibel ve Kerem, rahiple bir anlaşmaya vardılar.
En: Erdem, Sibel, and Kerem reached an agreement with the priest.
Tr: Eser, eski kilisenin güvenli yerinde kalacaktı.
En: The artifact would remain in a secure place within the old church.
Tr: Erdem ise onu ancak köyün izni dahilinde belgeleyebilecekti.
En: Erdem could only document it with the village's permission.
Tr: Erdem artık sadece bir tarihçi değil, aynı zamanda kültürel hassasiyetleri de anlamaya çalışan biriydi.
En: Erdem was now not just a historian, but also someone striving to understand cultural sensitivities.
Tr: Kafasında kalan gizem dolu soru işaretleri de böylelikle çözülmüştü.
En: Thus, the mysterious questions lingering in his mind were resolved.
Vocabulary Words: