Fluent Fiction - Turkish: Navigating School and Friendship: A Lesson Beyond Supplies
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-06-13-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Emir ve Zeynep, yaz güneşinin parlak ışıkları altında, kalabalık bir alışveriş merkezinde yürüyordu.
En: Emir and Zeynep walked through a crowded shopping mall under the bright lights of the summer sun.
Tr: Emir, yeni yatılı okul yılı için malzemeler almak üzere buradaydı.
En: Emir was there to buy supplies for the new boarding school year.
Tr: Zeynep ise ona moral vermek ve tavsiyelerde bulunmak istiyordu.
En: On the other hand, Zeynep wanted to boost his morale and give him advice.
Tr: Emir, aldığı burs sayesinde okulun kapısından geçmeyi başarmıştı.
En: Emir had managed to get through the school gates thanks to the scholarship he received.
Tr: Ancak başka bir sorun vardı: bütçe.
En: However, there was another issue: the budget.
Tr: Alışveriş merkezinin içinde, anne babalar ve çocukların sesleri yankılanıyordu.
En: Inside the shopping mall, the voices of parents and children echoed.
Tr: Emir elindeki listeye baktı.
En: Emir looked at the list in his hand.
Tr: Yeni okul çantası, defter, kalem ve diğer ihtiyaçlar vardı.
En: There was a new school bag, notebooks, pens, and other necessities.
Tr: "İlk defa böyle bir okulda olacağım," diye düşündü.
En: "This will be my first time at such a school," he thought.
Tr: Her şeyin mükemmel olmasını istiyordu.
En: He wanted everything to be perfect.
Tr: "Zeynep, şu çanta nasıl?"
En: "Zeynep, how about this bag?"
Tr: diye sordu Emir, pahalı bir çantayı işaret ederek.
En: Emir asked, pointing to an expensive bag.
Tr: "Emir, bu çanta çok pahalı," dedi Zeynep.
En: "Emir, this bag is too expensive," Zeynep said.
Tr: "Bütçemizi aşar."
En: "It would exceed our budget."
Tr: Emir, çantayı bırakmak zorunda kaldı.
En: Emir had to put the bag down.
Tr: Birkaç mağaza dolaştıktan sonra bir hesap makinesi gördü.
En: After visiting a few stores, he saw a calculator.
Tr: Çok şıktı ve Emir'in dikkatini çekmişti.
En: It was very chic and caught Emir's attention.
Tr: "Bunu almalıyım," dedi heyecanla.
En: "I have to get this," he said excitedly.
Tr: "Emir, bu çok pahalı.
En: "Emir, this is very expensive.
Tr: Bu kadar harcama yapamayız," uyardı Zeynep, biraz daha ciddiyetle.
En: We can't spend that much," Zeynep warned, a bit more seriously.
Tr: Emir'in kafasında sorular oluşmaya başladı.
En: Questions began to form in Emir's mind.
Tr: "Ya o okulda herkesin böyle hesap makineleri varsa?"
En: "What if everyone at that school has such calculators?"
Tr: diye düşündü.
En: he thought.
Tr: Okulda kabul edilmek istiyordu.
En: He wanted to be accepted at school.
Tr: Herkesle aynı seviyede görünmek, farklı olmadığını göstermek istiyordu.
En: He wanted to appear on the same level as everyone else and show that he wasn't different.
Tr: Zeynep, Emir'in yanına gelerek ona sakin bir sesle, "Bak Emir," dedi.
En: Zeynep came up next to Emir and said in a calm voice, "Look, Emir.
Tr: "Önemli olan ne bildiğin ve nasıl biri olduğun.
En: What's important is what you know and who you are.
Tr: Değerini hesap makineleri belirlemez."
En: Calculators do not determine your worth."
Tr: Emir, Zeynep'in sözleri üzerinde düşündü.
En: Emir thought about Zeynep's words.
Tr: Asıl önemli olanın arkadaşlık ve aldığı eğitimin kalitesi olduğuna karar verdi.
En: He decided that the most important things were friendship and the quality of the education he received.
Tr: Hesap makinesini yerine koydu.
En: He put the calculator back.
Tr: Daha uygun fiyatlı ve işlevsel bir tane seçti.
En: He chose a more affordable and functional one.
Tr: Çeki düzen verdikleri alışveriş arabasıyla kasaya yöneldiler.
En: With their organized shopping cart, they headed to the checkout.
Tr: Emir, daha önce hiç olmadığı kadar kendine güven duyuyordu.
En: Emir felt more confident than ever before.
Tr: Zeynep sayesinde pratik, bütçe dostu seçimler yapmıştı.
En: He had made practical, budget-friendly choices thanks to Zeynep.
Tr: Okula hazırlanırken yanında bir arkadaş olduğu için şanslı hissediyordu.
En: He felt lucky to have a friend by his side while preparing for school.
Tr: Dışarı çıktıklarında, yaz güneşi onların üstüne parlıyordu.
En: As they stepped outside, the summer sun shone upon them.
Tr: Emir, Zeynep'e döndü ve gülümsedi.
En: Emir turned to Zeynep and smiled.
Tr: "Haklıydın," dedi.
En: "You were right," he said.
Tr: "Seninle olduğum sürece, her şey yoluna girecek."
En: "As long as I'm with you, everything will be fine."
Tr: Zeynep de gülümseyerek, "Elbette," diye cevap verdi.
En: Zeynep smiled back and replied, "Of course.
Tr: "Unutma, sen zaten harikasın."
En: Remember, you're already amazing."
Tr: Ve birlikte yola çıkarken Emir, yeni okul yılına hazır olduğunu hissediyordu.
En: And as they set off together, Emir felt ready for the new school year.
Tr: İçindeki heyecan ve yenilenen özgüvenle adımlarını attı.
En: With the excitement and renewed confidence inside him, he stepped forward.
Tr: Artık biliyordu ki, materyaller değil, insanlara verdiği değer ve kazandığı tecrübelerdir önemli olan.
En: He now knew that it's not the materials, but the value given to people and the experiences gained that are important.
Vocabulary Words: