Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Overcoming Darkness: Deniz's Triumph at the Ankara Conference
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-01-31-23-34-01-tr

Story Transcript:

Tr: Ankara'nın yüksek teknolojili şehrinde kışın soğuk ama gösterişli atmosferi vardı.
En: In the high-tech city of Ankara, winter brought a cold yet glamorous atmosphere.

Tr: Kar, kentin üstünü ince bir beyaz battaniye gibi kaplamıştı.
En: Snow blanketed the city like a thin white sheet.

Tr: Modern konferans binası dışarıdan heybetli görünüyordu ve içeride, dünyanın dört bir yanından gelen tıp uzmanlarıyla doluydu.
En: The modern conference building appeared imposing from the outside and was filled inside with medical experts from all over the world.

Tr: Büyük bir tıbbi konferans gerçekleşiyordu.
En: A major medical conference was taking place.

Tr: Deniz, genç ve hırslı bir tıp araştırmacısı olarak, hayatındaki en önemli sunumunu yapmanın eşiğindeydi.
En: Deniz, as a young and ambitious medical researcher, was on the verge of giving the most important presentation of his life.

Tr: Deniz, sahneye çıkmadan önce derin bir nefes aldı, ama kalbi hızlıca atıyordu.
En: Before stepping onto the stage, Deniz took a deep breath, but his heart was racing.

Tr: Ayşe, Deniz'in mentoru, ona güvenle gülümseyerek başarılar diledi.
En: Ayşe, Deniz's mentor, smiled at him confidently and wished him success.

Tr: "Harika olacaksın, Deniz," dedi Ayşe.
En: "You'll do great, Deniz," said Ayşe.

Tr: Ama Ayşe, Deniz'in içindeki gizli endişeyi bilmiyordu.
En: But Ayşe did not know about the hidden anxiety within Deniz.

Tr: Halk önünde konuşmak Deniz için bir türlü aşamadığı bir engeldi.
En: Speaking in public was an obstacle he had never been able to overcome.

Tr: Metin, başka bir araştırmacı, Deniz'in başarısından şüpheliyordu ve arka sıralardan onu izliyordu.
En: Metin, another researcher, was skeptical of Deniz's success and was watching him from the back rows.

Tr: O, Deniz'in çalışmalarını sürekli eleştirmişti.
En: He had constantly criticized Deniz's work.

Tr: Deniz sunuma başladı, ancak daha birinci slayda gelmişken elektrikler aniden kesildi.
En: Deniz began the presentation, but just as he reached the first slide, the power suddenly went out.

Tr: Salon karanlığa büründü.
En: The hall plunged into darkness.

Tr: Kalabalık hafifçe homurdanmaya başladı.
En: The crowd started to murmur softly.

Tr: Deniz'in içindeki endişe büyüdü.
En: The anxiety within Deniz grew.

Tr: Başarısız olabileceği düşüncesi ona ağır geldi.
En: The thought of failing weighed heavily on him.

Tr: Ancak pes etmedi.
En: However, he did not give up.

Tr: Elindeki notlara sıkı sıkı sarıldı ve hikaye anlatmaya başladı.
En: He clutched his notes tightly and began to tell his story.

Tr: Araştırmasının başlangıcını, karşılaştığı zorlukları ve geldiği noktayı sade bir dille anlattı.
En: He narrated the beginning of his research, the challenges he encountered, and where he had reached in simple terms.

Tr: Dinleyiciler dikkat kesildi, karanlıkların içinde Deniz'in sesi ışık gibiydi.
En: The audience listened attentively; Deniz's voice was like a light within the darkness.

Tr: Dakikalar geçerken Deniz'in anlatımı, salonda dalga dalga yayıldı.
En: As minutes passed, Deniz's narration resonated throughout the hall.

Tr: Seyirciler, teknolojiden yoksun bir sunumun da etkileyici olabileceğini fark etti.
En: The audience realized that a presentation could also be impactful without technology.

Tr: Deniz'in güveni yerine geldi, sesi daha güçlü çıkmaya başladı.
En: Deniz's confidence returned, and his voice began to project more strongly.

Tr: Tam o anda, konferans salonunun ışıkları yeniden yandı.
En: At that moment, the lights of the conference hall came back on.

Tr: Ama artık Deniz, teknolojinin ötesinde bir güven kazanmıştı.
En: But by then, Deniz had gained a confidence that went beyond technology.

Tr: Sunum sonrası salonda alkışlar yükseldi.
En: Applause filled the hall after the presentation.

Tr: Deniz, herkesin desteğini hissetti.
En: Deniz felt everyone's support.

Tr: Metin bile yanına gelip, "Gerçekten etkileyici bir çalışma," dedi.
En: Even Metin came over and said, "Really an impressive work."

Tr: Deniz, artık içsel bir direnç ve özgüvenle, kendi yeteneklerine inanmaya başlamıştı.
En: From then on, Deniz began to believe in his own abilities with inner resilience and self-confidence.

Tr: Teknoloji olmadan da, fark yaratmış ve mesajını iletebilmişti.
En: Even without technology, he had made a difference and conveyed his message.

Tr: Ankara'nın o soğuk kış gününde, içini herkesin sıcaklığı ısıtmıştı.
En: On that cold winter day in Ankara, he was warmed by everyone's warmth.

Tr: Artık, engellerin sadece onu daha güçlü yapabileceğini biliyordu.
En: Now, he knew that challenges would only make him stronger.


Vocabulary Words: