Fluent Fiction - Turkish: Rebuilding Bonds: A Heartfelt Reunion in Istanbul
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-05-20-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: İstanbul'da bahar çiçekleri açarken, güneşli bir günde, Aslı küçük ve şirin bir çay ocağında oturuyordu.
En: As the spring flowers bloomed in İstanbul, on a sunny day, Aslı was sitting in a small and charming tea shop.
Tr: Burada, çay ocağının sıcacık ortamında, mis gibi çay kokusu ve taze simitlerin kokusu içeri doluyordu.
En: Here, in the warm atmosphere of the tea shop, the delightful aroma of tea and fresh simit filled the room.
Tr: Burası, eskiyle moderni buluşturan bir yerdi.
En: This place was where the old met the modern.
Tr: Geleneksel Türk halıları, vitraylı lambalarla bezenmişti.
En: Traditional Turkish rugs were adorned with stained glass lamps.
Tr: Aslı, karşısındaki boş sandalyelere bakarak derin bir nefes aldı.
En: Aslı took a deep breath as she looked at the empty chairs opposite her.
Tr: Bugün, Sevgi ve Barış Bayramı olan Ramazan Bayramı'nı birlikte kutlayabilmek için ailesini bir araya getirmek istiyordu.
En: Today, she wanted to bring her family together to celebrate the festival of Peace and Love, Ramazan Bayramı.
Tr: Yanındaki küçük masada, birer ince belli bardakta taze demlenmiş çay onları bekliyordu.
En: Freshly brewed tea awaited them in slender-bellied glasses on the small table beside her.
Tr: Kısa süre sonra, Emre içeri girdi.
En: Shortly after, Emre came in.
Tr: Yavaşça kardeşine yaklaşarak masaya oturdu.
En: Slowly approaching his sister, he sat at the table.
Tr: Emre inatçıydı, gururu her zaman önde geliyordu.
En: Emre was stubborn; his pride always came first.
Tr: Sonra Cem içeri girdi, Aslı'nın yüzünü gülen gözleriyle selamladı ve oturdu.
En: Then Cem entered, greeted Aslı with his smiling eyes, and sat down.
Tr: Ancak, iki adam arasında görünmez bir duvar vardı.
En: However, there was an invisible wall between the two men.
Tr: Son aile buluşmasını hatırladılar.
En: They remembered the last family gathering.
Tr: Sözler sertti, kalpler kırılmıştı.
En: Words had been harsh, hearts had been broken.
Tr: Muhabbet başlarda zordu.
En: The conversation was difficult at first.
Tr: Konuşmalar kısa ve resmiydi.
En: The talks were short and formal.
Tr: Aslı derin bir nefes aldı ve içinden dua etti.
En: Aslı took a deep breath and prayed silently.
Tr: Sonra, çocukluklarından bir anıyı paylaşmaya başladı.
En: Then, she began to share a memory from their childhood.
Tr: Aslı'nın sesi sakin ve nazikti: "Hatırlıyor musunuz? Küçükken yaşadığımız o yağmurlu günde, hepimiz bir köşeye sığınmıştık.
En: Aslı's voice was calm and gentle: "Do you remember? On that rainy day when we were young, we all took shelter in a corner.
Tr: Emre çamurlu bir oyuna dalmıştı.
En: Emre got caught up in a muddy game.
Tr: Cem, sen ona yardım etmiştin.
En: Cem, you helped him.
Tr: O gün hepimiz beraber gülmüştük."
En: That day we all laughed together."
Tr: Emre ve Cem birbirlerine baktılar.
En: Emre and Cem looked at each other.
Tr: Gözleri aynı anıyı hatırlıyordu; sıcak, sevgi dolu...
En: Their eyes remembered the same memory; warm, filled with love...
Tr: Anı onları yumuşattı.
En: The memory softened them.
Tr: Aslı'nın sözleri geçmişten gelen bir köprü kurdu.
En: Aslı's words built a bridge from the past.
Tr: İkisi de bu köprüden yürümeye hazırdı.
En: Both were ready to walk across this bridge.
Tr: Emre, derin bir nefes alarak, "Cem, o günkü tartışmamızda seni kırmak istemezdim," dedi.
En: Emre, taking a deep breath, said, "Cem, I didn't mean to hurt you in our argument that day."
Tr: Cem gözleriyle Emre'yi yanıtladı: "Ben de seninle daha fazla empati kurmalıyım, Emre."
En: Cem replied with his eyes: "I should empathize with you more, Emre."
Tr: Bu sözlerle, aralarındaki duvar yavaşça eridi.
En: With these words, the wall between them slowly melted away.
Tr: Aslı'nın içi sevinçle doldu.
En: Aslı was filled with joy.
Tr: İkisi birbirinin gözlerine baktılar, içten bir şekilde sarıldılar.
En: They looked into each other's eyes and hugged sincerely.
Tr: Dışarıda baharın taze kokusu, ufukta bir gelecek vaadi taşıyordu.
En: Outside, the fresh scent of spring carried a promise of a future on the horizon.
Tr: O gün, hoş bir bayram sabahı, geçmişin yüklerinden kurtulmuş bir aile olarak yeniden birleştiler.
En: That day, on a pleasant holiday morning, they reunited as a family freed from the burdens of the past.
Tr: Artık, geçmişin gölgesi yoktu.
En: The shadow of the past was no longer there.
Tr: Beraberlik ve sevgiyle doluydular.
En: They were filled with togetherness and love.
Tr: Ramazan Bayramı, barış içinde kutlanacaktı.
En: Ramazan Bayramı would be celebrated in peace.
Vocabulary Words: