Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Rekindling Bonds: A Winter's Tale of Reunion in Kapadokya
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-03-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Kapadokya'da kış mevsimi büyüleyici bir masal gibiydi.
En: Winter in Kapadokya was like an enchanting fairy tale.

Tr: Beyaz kar örtüsü, peri bacalarının etrafında kıvrılıyordu.
En: A blanket of white snow curled around the fairy chimneys.

Tr: Gökyüzünde, renkli sıcak hava balonları dans ediyordu.
En: In the sky, colorful hot air balloons danced.

Tr: İnsanlar festivale heyecanla katılıyorlardı.
En: People were eagerly participating in the festival.

Tr: Deniz, festivale gelen kalabalığın arasında duruyordu.
En: Deniz stood among the crowd attending the festival.

Tr: Kalbi biraz gergin, biraz umutluydu.
En: Her heart was a bit anxious, a bit hopeful.

Tr: Kardeşi Emre ve kuzeni Aylin ile buluşacaktı.
En: She was going to meet her brother Emre and her cousin Aylin.

Tr: Deniz, yıllardır ailesinden uzak kalmıştı.
En: Deniz had been away from her family for years.

Tr: Ama içinde hep bir özlem vardı.
En: But there was always a longing in her heart.

Tr: Bugün, Emre'yi yeniden kazanmak istiyordu.
En: Today, she wanted to win Emre back.

Tr: Onun sıcak, kardeşçe gülümsemesini özlemişti.
En: She missed his warm, brotherly smile.

Tr: Yanında, enerjik kuzeni Aylin vardı.
En: Beside her was her energetic cousin Aylin.

Tr: Aylin her zaman macera arayan biriydi.
En: Aylin was always someone looking for adventure.

Tr: Bu iki kardeşi bir araya getirme görevini üstlenmişti.
En: She had taken on the task of bringing these two siblings together.

Tr: Deniz, Emre'ye yaklaşırken, hafifçe titrediğini hissetti.
En: As Deniz approached Emre, she felt herself slightly trembling.

Tr: Emre, yıllar içinde başarılı bir iş insanı olmuştu.
En: Over the years, Emre had become a successful businessman.

Tr: Ama Deniz, onun için her zaman küçük kardeşiydi.
En: But for Deniz, he was always her little brother.

Tr: Aralarında buzlar vardı; yanlış anlaşılmalar, hayal kırıklıkları.
En: There was ice between them; misunderstandings, disappointments.

Tr: Deniz yarın çok geç olmadan bu duvarları yıkmak istiyordu.
En: Deniz wanted to break down these walls before it was too late.

Tr: Aylin seslendi, "Haydi, balonumuz hazır!"
En: Aylin called out, "Come on, our balloon is ready!"

Tr: Üçü birlikte balona binerken, soğuk hava yanaklarını kızarttı.
En: As the three of them boarded the balloon, the cold air reddened their cheeks.

Tr: Balon havalanınca, Kapadokya'nın eşsiz manzarası ayaklarının altındaydı.
En: Once the balloon took off, the unique landscape of Kapadokya was beneath their feet.

Tr: Gökyüzünde süzülüyorlardı.
En: They were gliding through the sky.

Tr: Deniz derin bir nefes aldı.
En: Deniz took a deep breath.

Tr: "Emre, seni çok ihmal ettik.
En: "Emre, we have neglected you a lot.

Tr: Konuşmamız lazım," dedi.
En: We need to talk," she said.

Tr: Emre sessiz kaldı, ama gözleri Deniz'e döndü.
En: Emre remained silent, but his eyes turned to Deniz.

Tr: Aralarındaki sessizlik yoğun bir hal aldı.
En: The silence between them grew intense.

Tr: Sonunda Emre, "Haklısın," dedi, "çok çalıştım ama aradaki mesafeyi gördüm.
En: Finally, Emre said, "You're right," he said, "I worked a lot, but I saw the distance between us.

Tr: Kendimi suçlu hissettim."
En: I felt guilty."

Tr: Aylin, bu duygusal anı bir ara sıcaklıkla izliyordu, "Hep birlikte daha fazla zaman geçirebiliriz, değil mi?" diye önerdi.
En: Aylin, watching this emotional moment with a warmness, suggested, "We can spend more time together, can't we?"

Tr: Deniz, Emre'nin gözlerinde bir yumuşama hissetti.
En: Deniz felt a softening in Emre's eyes.

Tr: "Evet, birlikte daha fazla anı biriktirelim," diye ekledi Emre.
En: "Yes, let's create more memories together," Emre added.

Tr: Deniz, Emre'nin bu sözleriyle kendini daha güçlü hissetti.
En: Deniz felt stronger with these words from Emre.

Tr: Yavaşça geçmişin gölgelerinden çıkıyorlardı.
En: They were slowly emerging from the shadows of the past.

Tr: Kapadokya'dan ayrılırken, Deniz gülümsüyordu.
En: As they left Kapadokya, Deniz was smiling.

Tr: Artık Emre ile aralarındaki mesafe kapanmıştı.
En: The distance between her and Emre had now closed.

Tr: Birlikte geçirilen güzel bir gün, gelecekte beraber yaşanacak güzel günlerin habercisi olmuştu.
En: A beautiful day spent together had become a harbinger of beautiful days to be lived together in the future.

Tr: İkisi de, içtenlikle söz verdiler; birbirlerine daha fazla zaman ayıracaklardı.
En: Both sincerely promised; they would devote more time to each other.

Tr: Aylin, iki kardeşin yan yana yürüdüğünü izlerken mutlu hissetti.
En: Watching the two siblings walking side by side, Aylin felt happy.

Tr: Balonlar gökyüzünde kaybolurken, Deniz, Emre ve Aylin'in kalplerinde de yeni umutlar doğuyordu.
En: As the balloons disappeared in the sky, new hopes were also rising in the hearts of Deniz, Emre, and Aylin.

Tr: Bu kış, onların yeniden başlayan hikayesinin başlangıcı oldu.
En: This winter marked the beginning of their rekindled story.


Vocabulary Words: